MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-4-5-6

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-4-5-6

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-4-5-6
Haber albümü için resme tıklayın

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER–11- MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI–IV-

DERTLİ GAZETESİ’NİN YAZI KADROSU

Dertli Gazetesi’nin yazı kadrosunda ilginç isimler görüyoruz. Ali Saip Bey, M. Şükrü Bey, Ahmet Reşat Bey, Mithat Akif Bey, Tahir Bey(Karauğuz), Fuat Bey (Umay),Ahmet Talat Bey(Onay) vd. gazetede etkili yazılar yazmaktadırlar. Özellikle Mithat Akif Bey’in, İşgal güçlerini ve Saray’ı hedef alan, keskin ve kararlı yazıları dikkati çekicidir. Gazetenin fahri muhabiri “Karauğuz Tahir” Bey de, gazeteye cepheden sıcak haberler ulaştırmakta, bir yandan da şiirleri yayımlanmaktadır. Dertli Gazetesi’nin 19.12.1922 tarihli sayısında, Tahir Bey’in “Orta Anadolu’da Yunan Faciaları” adlı eserinin tanıtımı şöyle yapılıyordu:

“Genç şairimiz, edib-i necîbimiz(soylu yazarımız) Yakup Kadri’nin İkdam gazetesinde yazdığı gibi, ‘Milli ıstırap ocağında döğüle döğüle sertleşmiş bir kalble Anadolu viraneliklerinin içine girmiş’ ve bizzat gördüğü siyah ve hûnin(kanlı) manzaraları tesbit etmeye ve dilhıraş (yürek parçalayan) faciaları bütün açıklığıyla tasvir eylemeye muvaffak olmuştur(anlatmayı başarmıştır).Öteden beri Kastamonu gazetelerinde kıymetli yazılarıyla tanınmış olan ve Kastamonu muhitinde çok samimi akisler bırakan Karauğuz’un kitabını, Boluluların, onu, bilhassa gazetemizde intişâr eden rakik (duygusal) şiirleriyle tanıyan gençlerimizin seve seve alıp okumakta istical göstermeyeceklerine (sonraya bırakmayacaklarına) şüphe yoktur.

Orta Anadolu’da Yunan Faciaları’nın fiyatı ancak 25 kuruştan ibarettir. Kapağında cami-i fecâyi (felaketler)yıkılmış bir cami resmiyle gösterilmiştir. ‘ Matbaa-i Âmire’ tarafından çok nefis surette tabedilmiştir (basılmıştır).

Dertli Gazetesi.19.12.1922

( Bir Ömür Gazeteci.-Tahir Karauğuz. Doğu Karaoğuz)

(Y.N. Tahir Karauğuz’un yaşamını anlatan “Bir Ömür Gazeteci” isimli eser, Doğu Karaoğuz tarafından yakın zamanda yayımlanacaktır.)

Sakarya Savaşı’na katılan Tahir Bey, 28 Eylül 1921 tarihli Dertli Gazetesi’nde yayınlanan bir şiirinde şöyle söylüyordu:

“Kaçışıyor işte bakın/ Yıldı kâfir döndü geri/ Kaçışıyor akın akın/Kovalıyor Türk askeri.”

(Ali Kemal. Orhan Karaveli. S:62)

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra, Yunanlar; Eskişehir, Afyonkarahisar, Uşak arasında, güçlü bir savunma hattı oluşturmuştur. Bu savunma hattının aşılamayacağını düşünen İngiliz askeri yetkilileri, Londra’ya bu konuda bir rapor göndermişlerdir. Bu nedenle, İngiliz politikacıları, Batı Anadolu’nun bir bölümünün Yunanlara bırakılması konusunun ele alınacağı bir anlaşmadan bahsetmeye başlamışlardır İşte bu günlerde, Bolu’dakiDertli Gazetesi şunları yazıyordu:

“Böyle öneriler ve koşullarla barış olamaz.Düşman ülkeden çıkarılmadıkça barış sözlerine inanılmamasını halkımıza tavsiye ederiz.Bin ‘nasihatten ‘ bir ‘Mondros Mütarekesi’ belası daha iyidir.Söz; ihaneti ve alçaklığı anlaşılmış Saray ve Babıali’nin değil ,Ankara’daki Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nindir!..”

(Ali Kemal. O.Karaveli. s:62)

Bu dönemde, Batı Anadolu’nun Yunanlara terk edilmesi ile gelecek bir “ barış” , özellikle İstanbul Hükümeti tarafından dillendirilirken, Kuvayı Milliye cephesindeki Bolu Dertli Gazetesi, yine aynı kararlılıkla şöyle yazıyordu:

“İngilizlerin önerisi doğrultusunda bir barışı kabul edemeyiz. O halde barış yoktur, savaş vardır. Ey Türk Ordusu!.. Vatanın kurtuluşu ‘konferanslarda’ değil, senin süngünün ucundadır ”

( Ali Kemal. Orhan Karaveli. s:62)

BOLU MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ AHMET TALAT BEY(ONAY)

Dertli Gazetesi’nde yazıları ve şiirleri yayımlanan, tanınmış bir diğer isim de, Ahmet Talat Bey’dir(Onay). 1885 Çankırı doğumlu olan Ahmet Talat Bey;1910’da, Darülfünun’dan mezun olduktan sonra, Kastamonu, İzmir ve Zonguldak’ta görev yapar. Ahmet Talat Bey’in, Bolu’da; 1 Temmuz1921-23 Eylül 1922 ile 12 Mart 1923-12 Ağustos 1923 tarihleri arasında, iki dönem Milli Eğitim Müdürlüğü yaptığını görüyoruz.

A.Talat Bey, dönemin önde gelen yazar ve şairlerindendir. Kastamonu’da Süleyman Nazif ile birlikte “Tiraje “ isimli bir Edebiyat dergisi yayımlar. Köroğlu ve Açıksöz gazetelerinde, şiir ve makaleleri yayınlanır. Tiraje’deki yazıları sebebiyle bir dönem öğretmenlikten uzaklaştırılır. İzmir’de görevli olduğu sırada; Duygu ve Anadolu gazetelerinde başmuharrir olarak çalışır. Yunan işgaline ve Helenizm’e karşı yazıları sebebiyle, İzmir Rum çevreleri tarafından matbaası saldırıya uğrar, kendisi gözaltına alınır. Tekrar Kastamonu’ya tayin edilir. Zonguldak’ta Milli Eğitim Müdürü iken, 1 Temmuz 1921’de Bolu Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tayin edilir.

Bolu’da görevli olduğu dönemlerde, Bolu Salnamesi ’nin hazırlanmasında görev üstlenir. “ Aşık Dertli Hayatı Divanı ” adlı bir kitap yayımlar(1928).Dertli Gazetesi’nde şiir ve makaleler yazar. Dertli’nin ilavesinde yayımlanan; “ Mehmetçiğin Destanı ” başlıklı uzun şiiri, ordu tarafından beğenildiğinden istek üzerine yeniden 2000(iki bin) adet bastırılarak Garp Cephesi İstihbarat Şubesi’ne gönderilerek ülke çapında dağıtımı yapılır. Ahmet Talat Bey’in Dertli Gazetesi’nin ekinde yayınlanan “Mehmetçiğin Destanı ” isimli şiiri, kırk bir (41) dörtlükten oluşmaktadır. Şiirin ilk beş dörtlüğü şöyledir:

MEHMETÇİĞİN DESTANI

*Akşam çiftten döndüm, anam dedi ki:/”Asker isteniyormuş, edildi ilan;/İngiliz denilen o kahpe tilki/Yardım ettiğinden saldırmış Yunan!”

*” Tevellüdün gerçi senin on yedi,/Devlet emsaline gelsin demedi;/ Arslan yatağına girerse kedi/ Kalır mı yurdunda aceb Türk olan?”

*”İnönü’nde şehit düşen Memiş’in/Öcünü almaktır gidip ilk işin;/ Muhtara sattığın iki çebişin/ Parasını alıp yollarda harçlan!”

*Anamdan ayrılıp çıktım dışarı,/-Etrafımı aldı birkaç haşarı-/Dediler: İmamın oğlu Yaşar’ı/Esir etmiş iken öldürmüş düşman!”

* Biz bu sözde iken iki sığırtmaç/Gelip dediler ki:”Şurada birkaç/Yaralı asker var, karınları aç/Bitmeye kalmamış birinde derman.”

(Milli Mücadele Yazıları. Ahmet Talat Onay. MEB Yayınları.1995.İst.)

A.Talat Bey, Bolu’da Milli Eğitim Müdürlüğü yaptığı birinci dönemin sonunda, Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanır.12 Mart 1923 tarihinde, kendi isteği ile, tekrar Bolu Milli Eğitim Müdürlüğü görevine geri döner.12 Ağustos 1923’te, Çankırı milletvekili olarak seçilir ve Bolu’dan Ankara’ya, Meclis’e gider.

Ahmet Talat Bey, Ankara’ya Milli Eğitim Müdürü olarak atandığını, bir Mudurnu seyahati sırasında haber alır. Maarif Vekili olan Balıkesirli Vehbi Bey, hemşerisi Tevfik Bey’i memnun etmek için Bolu Maarif Müdürlüğü’ne tayin etmiştir. Ahmet Talat Bey’in Bolu’dan ayrılışı, dostlarını üzmüştür. Dertli Gazetesi’nde şu haber yayımlanır:

“Talât Bey’in Bolumuzdan Müfârekati

Terfian Ankara Maarif Müdüriyeti’ne tayin buyurulmuş olan Ahmet Tâlat Beyefendi, Pazar günü meftûn-ı kemâlâtı olan pek çok zevât-ı muhteremenin samimi teşyileri arasında mahall-i memuriyet-i cedidelerine müteveccihen şehrimizden müfârekat buyurmuşlardır.

Mumaileyh kardeşimize hayırlı yolculuklar temenni ederiz. Talat Bey’in müfârekatleri hasebiyle şair-i muhterem mütekait binbaşı Hasan Tahsin Bey’in kaleme aldıkları bir kıt’ayı ber-vec-i zîr derc-i sütun ediyoruz:

Gitti Engürü’ye nûş-ı enghur etmeye

Şâir-i sâhib-maarif Tal’at-ı Nef’i-edâ

Bezm-i dil-pîrâsını yâd eylemek kaldı bize

Tal’atından etti ser-mestân-ı irfânı cüdâ”

( Dertli Gazetesi 136.sayı -18 Safer 1341-10 Teşrinievvel 1338)

Dertli Gazetesi, en zor günlerde bile Milli Mücadele yanlısı tavrından ödün vermemiş, bu sebeple de bedeller ödemiştir.20 Eylül 1919 tarihinde yayımlanan Dertli Gazetesi’nin 6. sayısında; Milli Mücadele ruhunu yansıtan “Fevaidi Ruh-ı Milliyemizden Arayalım” başlıklı makale sansüre takılmış ve “Dertli” cezalandırılarak kapatılmıştır. 6 ay 6 gün kapalı kalan gazete, 12 Nisan 1920’de tekrar yayın hayatına başlamıştır.

19 Nisan’da başlayan I. Bolu İsyanı sırasında; Bolu’nun ileri gelen Kuvayı Milliye taraftarlarının evleri basılarak, yağmalanmıştır. Hoca Süreyya Efendi, Hattat zade Tahir Bey, Amasyalı Müftü Ahmet Recai Efendi, Kepekçizade Tevfik Efendi, Hafız Arif, Aşıkzade Mehmet, Şeyh Nurettin, Mithat Kemal Bey, Mithat Akif Bey, M. Şükrü Bey vd. Milli Mücadele yanlısı isimlerin evleri talan edilmiştir. Dertli Gazetesi sahibi M.Şükrü Bey’in Karaçayır Mahallesi’ndeki evi de saldırıya uğramış, İsyancılar Güllezler Konağına girerek, kadın ve çocukları sokağa atmışlar, evdeki kıymetli eşyaları talan etmişlerdir. Evin üst katında ele geçirdikleri kasayı dinamitle patlatarak içindekileri paylaşarak kaçmışlardır. Evin kadın ve çocukları, mahallenin yoksul bir ailesinin evine saklanarak kurtulabilmiştir. M.Şükrü Bey de; TBMM’nin verdiği görevle, bölge hilafetçilerini aydınlatmak için oluşturulan Heyet-i Nasiha çalışmaları sırasında, Gerede’de; Hüsrev Bey (Gerede),Osman Bey,Dr.Fuat Bey,Fahri Efendi vd.ile birlikte esir alınarak, ellerine ve boyunlarına takılan zincirli kelepçelerle Düzce’ye götürülüp hapsedilmişlerdir (Heyet-i Nasiha esirleri, Bulanık Sözleşmesi ile serbest bırakılırlar)

(Hüsrev Bey Heyet-i Nasihası. Günay Çağlar/Hüsrev Gerede’nin Anıları. s:192-198/(S.Üstünel/C.Yılmaz age)

Altı ay süren sansür döneminden sonra, 12 Nisan’dan itibaren yeniden yayın hayatına başlayan Dertli Gazetesi’nin yayınlanmasında, Celalettin Arif Bey ve İsmet Bey’in (İnönü),Mutasarrıf Ali Haydar Bey’le yaptıkları görüşme etkili olmuştur Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda; Milli Mücadele yanlısı Felâh-ı Vatan Grubu Başkanı olan veMisak-ı Milli’nin kabul ettirilmesinde etkili olan Celâleddin Arif Bey; İsmet Bey (İnönü) ile birlikte, Ankara’ya geçişleri sırasında, Bolu’da, Dertli Gazetesi’nin sahibi, Milli Mücadele taraftarı Mehmet Şükrü Bey’in evinde kalmışlardır. Bu sırada, Bolu Mutasarrıfı Ali Haydar Bey ile yaptıkları görüşmeden sonra, Mutasarrıfın orta yol izleyen idari anlayışından vaz geçerek, Ankara-TBMM Hükümeti yanlısı bir tavır içine girdiğini görüyoruz.

19 Nisan 1920’de başlayan I. Bolu İsyanı sırasında, yine kısa bir dönem yayın hayatının dışında kalan Dertli Gazetesi, Bolu’nun, 2 Mayıs 1920’de, Kuvayı Milliye denetimine girmesi sonrasında yeniden yayımlanmaya başlar. Dertli Gazetesi’nde; etkili bir dil, keskin bir üslup ile yazılan ve en umutsuz, zor günlerde bile, Kurtuluş Savaşı’nın temel şiarı olan; “ İstiklal-Bağımsızlık ” temasını işleyen imzasız bazı yazıların, bizzat “M.Kemal Paşa” tarafından yazıldığı bazı kaynaklarda belirtilmektedir (Ali Kemal. Orhan Karaveli. S.62.63)

I. Bolu İsyanı’ndan sonra, Mutasarrıflık makamına vekâlet eden Nazım Bey’den görevi devralan yeni Mutasarrıf Halil Bey;14 Ocak 1921’de, Bolu’da yayımlanan “Bolu” ve “Dertli” Gazetelerinin geliştirilmesi, desteklenmesi için bir “ Matbuat Heyeti” oluşturur. Heyetin çalışmaları için, üç ekip kurulur. “Heyet-i Faale” içinde; Mutasarrıf Halil Bey, Maarif Vekili Zülkifl Bey, Dertli Gazetesi’nden Saip Bey, Sermühendis Sami Bey, Sıhhiye Müdürü İrfan Bey, Diniye Muallimi Ziya Bey; “Heyet-i Fenniye” içinde, Matbaa Müdürü Azmi Bey, Nafia Başkâtibi Lütfi Bey; “Heyet-i Tahririye” içinde, Muallim Ziya Bey, İrfan Bey, Muallim Neşet Bey, Muallim Hikmet Bey, Zekai Bey, Müfettiş Eyüp Sabri Efendi yer almaktadır. Diniye Muallimi Ziya Bey’in, Matbuat Heyeti toplantılarında, “Bizim gayemiz Bolu Gazetesi’dir” diyerek. Dertli’yi küçümseyen bir tavır göstermesi sonucunda, çalışmalar sekteye uğrar, Saip Bey çalışma heyetinden ayrılır. Mutasarrıfın gayretiyle heyetler, yeniden bir araya gelseler de, sağlıklı çalışma yapılamaz, Matbuat Heyeti amacına ulaştırılamaz

İlk sayısı 15 Ağustos 1919 tarihinde yayımlanan Dertli Gazetesi; 175. sayısının yayımlandığı 1925 yılına değin, Bolu’dan bütün ülkeye yayılan özgür bir ses olur Milli Mücadele’nin örgütlenme dönemlerinden başlayarak, Kuvayı Milliye Dönemi, Düzenli Ordu Savaşları Dönemi ve yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluş Dönemi’ne tanıklık eden “ Dertli” gazetesi, bu anlamda; Bolu’nun yakın dönem; siyasi-sosyal-kültürel-iktisadi vd. tarihi açısından da, belgesel bir kaynak olması özelliği ile çok önemlidir

Dertli Gazetesi’nin sahibi Mehmet Şükrü Gülez Bey, ikinci dönem milletvekili seçilmesinden sonra, gazete işleriyle yeterince ilgilenemez. Meclis’te yoğun mesaisi sebebiyle gazeteyi devreder. Gazetenin daha sonraki durumu hakkında yeterli bilgimiz yoktur

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER-12-

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI –V-

“TÜRKOĞLU” GAZETESİ

Milli Mücadele günlerinin Bolu’sunda; TBMM Hükümeti’nin ve M.Kemal Paşa’nın ateşli taraftarlığını yapan “Türkoğlu Gazetesi” nin sahibi Mithat Akif Bey; 93 Harbi (1877-78 Osmanlı-Rus Harbi) arefesinde, Sofya’dan Anadolu’ya göç eden bir ailenin çocuğudur. Büyükbabası Tahir Bey, Mithat Paşa’nın (Sadrazam)yakın dostudur. Mithat Paşa; Bulgaristan’daki Niş ve Tuna Valiliği görevleri sırasında, uzun süre, Sofya’da Mithat Akiflerin evlerinde oturmuştur. Mithat Akif Bey’in adı da bu tanışıklıktan gelir(Mithat Akif Bey’in kendi ifadesi ile).

Sofya’dan zorunlu göç sonrasında, önce Bandırma’ya yerleşen aile, daha sonra Eskişehir’e taşınır. İlk ve orta öğrenimini, Eskişehir’de tamamlayan Mithat Akif Bey, daha öğrenciliği yıllarında, Eskişehir’de yayımlanan Mestan İsmail Bey’in gazetesinde yazdığı yazılarla basın hayatına girer. Daha sonra,” Vakit” gazetesinin sahibi, Giresun milletvekili Hakkı Tarık Bey’le birlikte bir gazete çıkarır. Bolu’da görevlendirildikten sonra, önceleri “Dertli” gazetesinde makaleler yazar. Daha sonra da, Kuvayı Milliye’nin ateşli taraftarlığını yapacak olan,”Türkoğlu” gazetesini yayımlar.

(Mithat Akif. Tahir Karauğuz. Karaelmas Basımevi.1934 Zonguldak. s:18,19)

** (Y.N. Yazı dizimizin devamında, Mithat Akif Bey ve Tahir Karauğuz Bey’in yaşamları ayrı bölümler halinde yayımlanacaktır.

Prof.Dr. Enver Konukçu; Mithat Akif Bey ve Türkoğlu Gazetesi için, ilgili yazısında şu bilgileri veriyor:
“Derdli sütunlarında, Ahmed Fahreddin’in mutasarrıflığında, Malta Hatıraları ile göze çarpan Bolu’nun üç Midhatlarından, belki de en cesuru sayılan Midhat Akif, doğrudan doğruya Milli Mücadele ve M.Kemalci tutumu ile dikkati çekmiştir. Malta dönüşü, daha önceleri İttihad ve Terakki Partisi’nin merkez katib-i mes’ulü olarak tanınan Mithad Akif, TBMM’nin sesi olarak, tabii M.Kemalci hareketin de en hararetli destekleyicisi yayın organına ihtiyaç duymuştur. Bu nedenle,15 Ağustos 1337/15 Ağustos 1921’de, Türkoğlu’nu üçüncü gazete olarak Bolu’ya kazandırmıştır. Bolu Matbaası’nda basılan ve sorumlu müdürlüğünü Mehmed Abdi’nin, sahib-i imtiyazının da Mithad Akif Bey’in olduğu Türkoğlu, Bolu Hükümet Matbaası’nda yayına hazırlanmıştır. Haftalık bir sayı olarak yayın hayatına atılan gazetenin ilk zamanlarda Pazar, Fahreddin Bey’in mutasarrıflığında Pazartesi günleri okuyucuya sunulan gazete, isminden de anlaşıldığı üzere Türk insanı ve onun milli çıkarlarını hedef olarak benimsemiştir.

Bolu ve Derdli dışında, daha cüretli yazılar, makaleler, İstanbul aleyhinde ve Ankara lehindeki haberleri ile göze çarpan Türkoğlu, Mutasarrıf ve Vali Fahreddin Bey zamanı için son derece önemlidir. Bolu ve çevresinin siyasi, askeri iktisadi ve sosyal konularına dair hayli zengin malzemenin bulunduğu gazete, Midhat Akif’in ateşli yazıları ile de inkılâp tarihimize kaynak teşkil edecek öneriler ile doludur. M.Kemal Paşa’nın hemen hemen yöre ile ilgili bütün telgraflarını da yayınlamış, büyük zaferi de haftalık özetlerle vermeye çalışmıştır. Gazete yayın hayatında iken Midhat Akif Bey, verdiği karar ile Bolu’dan ayrılmış ve 1934’e kadar hayatını devam ettireceği Zonguldak’a gitmiştir. Bizzat Mutasarrıf Fahreddin Bey’in de uğurlayıcılar arasında bulunduğu Mithad Akif, Bolu’daki gibi, Zonguldak’ta da aktif çalışmalarını sürdürmüştür. Türkoğlu, Cumhuriyet’in ilanından az önce, 26 Ağustos 1923’de, 104. Sayısı ile yayınına “milli bir görevi tamamlamış olmaktan dolayı” son vermiştir.”
( Prof.Dr. Enver Konukçu. Age. S:15,16)

MUTASARRIF FAHREDDİN BEY’İN BOLU’DAKİ İLK ÇALIŞMALARI
Fahrettin Bey; Bolu’nun son Mutasarrıfı ve aynı zamanda Cumhuriyet döneminin ilk Bolu valisidir. Fahreddin Bey’in Bolu’da sergilediği idarecilik; yakın dönemde bölgede yaşanan kardeş kavgasının acılarını unutturmak ve İstanbul Hükümeti ve İngiliz istihbarat görevlilerinin yarattığı bilgi kirliliği ve düşünce kargaşasının getirdiği olumsuz havayı dağıtmak yönünde olmuştur. Bu dönemde, Bolu’da Hanımlar Birliği’nin örgütlenmesi güç kazanmış, kadınların toplumsal yaşamda görevler üstlenmeleri, derneklerde örgütlenmeleri ve etkinlikleri desteklenmiştir. Hürriyet ve İtilaf Cephesi’nin, Kürsi-i Millet gazetesinin kadınlar hakkında yaydığı olumsuz hava, kısmen dağıtılmıştır. Prof.Dr. Enver Konukçu, ilgili çalışmasında bu gelişmeleri şöyle yazıyor:

“Türkoğlu gazetesinin 30 Teşrin-i Sani 1337 (1921) tarihli nüshasında görüldüğü gibi, dini törenleri de samimiyetle destekleyen( Fahreddin Bey), böylece, İstanbul’un kullandığı din hususunu da (din sömürücülüğü) bertaraf etmiştir. Çünkü Hürriyet ve İtilafçılar, Ali Haydar Bey’den itibaren, Ankara’yı dinsizlik, Bolşeviklik ve militaristlik ile suçlamışlar, Bunu, Hükümet ve ileri gelenler de körüklemişlerdi. Fakat Nakib’ül eşraf Süreyya ve Ahmed Tayyar gibi din büyükleri, Bolu’daki bu propagandayı, Ankara lehinde önlemeye çalışmışlardı. Bu defa Mutasarrıf Fahreddin’in kendisi de Mustafa Kemal ve TBMM’nin din karşıtı olmadığını ahaliye, ileri gelenlere davranışları ile anlatmak istemiştir. Bunun ilk örneklerinden biri de Türkoğlu’nun aşağıdaki haberinde görülmektedir:
‘3 Teşrin’i sâni 1337 Perşembe günü, Bolu Hanımları tarafından, Bolu kasabasına iki saat mesafede vâki, müfessirin-i kiramdan İmam Kurtubi Hazretlerinin merkad’i şeriflerinde, şüheda-ı mukaddesemizin ervah-ı Tayyibelerine ithaf ve şanlı ordumuzun temadi-i zafer ve muvaffakiyeti için mevlid-i şerif-i risâletpenahiyi kıraat eyleyeceği haber alınmıştır.’

Aynı ayın sonlarına doğru, Mutasarrıf, Cuma gecesi icra edilen, Kütahya Cephesi’nde yaralanarak şehid düşen Mürettep Tümen Kumandanı ve Boluluların kalbinde ilk ve ikinci isyan sırasında davranışları ile taht kuran, Boluluları tekrar Kuvayı Milliye’ye kazandıran Nazım Bey için mevlid okutturulmuştur. Şeyh Bedrettin Dergâhı’nda yapılan toplantıya katılanlar arasında Fahreddin Bey’in de bulunması, iç bütünleşmenin sağlanması ve gelişmesi açısından önemlidir.”
(Prof.Dr. Enver Konukçu. Cumhuriyetin ilk Valisi Ahmed Fahreddin..s.7)

II. İNÖNÜ SAVAŞI’NDA IV. MÜRETTEP TÜMEN’İN BAŞARILARI

1920 yılının ilk yarısında, Anadolu’nun birçok yöresinde; Milli Mücadele’ye katılmak yönünde genel bir “tereddüt ve fikir karmaşası” dönemi yaşanmıştır. Yüzyıllardır; kararı, ferman ve fetvayı “Saray” dan ,Osmanlı Hanedanı’ndan bekleyen Anadolu insanı; işgallerin ve kardeş kavgasının sonuçlarını gördükçe, bu tereddüt havasından sıyrılarak, bütün varlığı ile Ulusal Kurtuluş Savaşı’na destek vermiştir. Bolu, Düzce, Gerede, Seben, Mudurnu, Göynük vd. yörelerimiz de, bu uğurda;maddi ve manevi varlığını,( Milli Mücadele yönünde) seferber etmiştir

Çolak İbrahim Bey tarafından Mudurnu’da oluşturulan II. Kuvayı Seyyare Birliği; Mudurnu, Göynük, Düzce, Yozgat yörelerindeki isyan kıpırtılarını bastırdıktan sonra, III. Süvari Fırkası’na dönüştürülerek, Batı Cephesi savaşlarında; II: İnönü, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’da büyük yararlıklar sağlamıştır. İzmir’e ilk giren Yüzbaşı Şerafeddin Bey birliklerinin yanı sıra, Çolak İbrahim Bey komutasındaki III. Süvari Tümeni de; Burhaniye, Sarıgöl, Urla, Seferihisar, Narlıdere vb. nin Yunan işgalinden kurtuluşunu gerçekleştirmiştir...

(Milli Mücadele Esnasında Kuvay-ı Seyyare Kumandanlığıma Ait Hatıratım. İbrahim Çolak)
Nazım Bey’in (Şehit Miralay Nazım Bey) Bolu’da oluşturduğu ve ilk eğitimlerini Karaçayır’da yapan IV. Mürettep Tümen(4. Fırka); Batı Cephesi’ndeki düzenli ordu savaşlarının ilk zaferleri olan, I. Ve II. İnönü Savaşlarında, büyük yararlılıklar sağlamıştır. Çoğunluğunu Bolulu ve Düzceli gençlerin oluşturduğu IV. Mürettep Tümen; düzenli ordu birliklerinin ilk disiplinli kuvvetleri olarak, Ankara’da; yerli ve yabancı basın mensuplarına ve elçilere, düzenlenen geçit alaylarında, övünçle gösterilmiştir

14 Ağustos 1920’de,II. Bolu İsyanı sırasında, şehir dışından gelerek Bolu merkezinde denetimi ele geçiren Hilafet Kuvvetleri’ni Bolu’dan kovalayan Şerif Bey(Güralp) ;”İstiklal Savaşı’nın İçyüzü” adlı eserinde şunları yazıyor:

“ 30 Mart 1921 gecesi Kandilli boğaz bölgesinde sükûnet berdevam, esas cephe tam manasıyla kaynıyordu. Bu güne kadar İnönü İstasyonu’nun ilerisindeki tepelerde müdafaa yapan 4. Tümen’in erleri, 8 ey önce Ankara Hükümeti’ne karşı isyan etmiş olan; Bolu, Gerede ve Düzce bölgelerinin yiğitleri idi. II. İnönü Muharebesi’nde; Türk’ü, Çerkez’i, Abaza’sı, I. İnönü Muharebesi’nde olduğu gibi, eski hatalarını tamir için hep birleşmişler, çelikten bir kale teşkil etmişlerdi. Yunan hücum dalgalarını bir dalga kıran gibi karşılayarak mütemadiyen geriye atıyorlardı. Başta Tümen kumandanları, merhum şehit Yarbay Nazım olduğu halde, her ferdi ile Tümen, tam manasıyla kahramanca vuruştu. Eğer IV. Tümen biraz sarsılsaydı, İkinci İnönü Zaferi pek de kazanılamazdı ”

(İstiklal Savaşı’nın İçyüzü. Şerif Güralp. S.146)

IV. Fırka kumandanı Nazım Bey’in yaveri İhsan İdikut, “Miralay Şehit Nazım Bey” adlı eserinde, II. İnönü Zaferi için şunları yazıyor:

“ Nazım Bey, orduya ve şanlı Türk tarihine bu zaferi kazandırmak için harbin devamı müddetince hayatını birçok kereler tehlikeye koymuştu. Şehit olmaması veya yaralanmaması bir hüsnü tesadüf neticesi idi. Nazım Bey’in Metris Tepe’deki cansiperane mesaisini acaba Garp Cephesi kumandanı İsmet Paşa biliyor mu idi? ( )

II. İnönü Muharebesi’nde Garp Cephesi Kumandanı Yunan cephe kumandanlığının iradesine tabi olmuş gibi idi. Düşman kuvvetlerini isterse sağa isterse sola yığıyor istediği tarafı çökertiyordu. Eğer Nazım Bey olmazsa muhakkak. İnönü Harbi’ni de kaybedecekti. Hatta geri çekilme emri bile vermişti. İşte bu sırada İsmet Paşa’dan üstün vasıfları haiz, genç, ateşli, bilgili bir tümen komutanı ileri atıldı. Şefi aciz kaybedecekti, içinde ellerini oğuştururken o teşebbüsü ele aldı ve bu suretle 2. İnönü Harbi kazanıldı ”

(İdeal Komutanlarımızdan 4.Fırka Kumandanı-MiralayŞehit- Nazım Bey.İhsan İdikut.s:98)

Bolu yöresinde halkın; İşgal kuvvetlerinin ve Saray çevrelerinin olumsuz propagandalarının etkisinden kurtularak, Kuvayı Milliye ve TBMM Hükümeti yanında yer almasında; Şehit Miralay Nazım Bey’in ve İnönü Savaşları sonrasında (1921 Haziran ayında) Bolu’da göreve başlayan Mutasarrıf Fahreddin Bey’in önemli katkıları olmuştur.

Fahreddin Bey; göreve başladığı ilk günden başlayarak, yörede genel huzur ve asayişi sağlamak doğrultusunda köklü önlemler alır. İstanbul Hükümeti’nin ;”teslimiyetçi, işbirlikçi ve din sömürücülüğü üzerine inşa edilmiş eylemlerinin ve propagandalarının iç yüzünün açığa çıkarılması “ yönünde aydınlatıcı çalışmalar yapar. Bolu halkının; işgal bölgelerindeki zulüm ve katliamlardan haberdar olmasını sağlar. Bu yönde; Bolu, Dertli ve Türkoğlu gazetelerine destek olur. Bölge halkının yakın geçmişte yaşadığı acı günlerin-kardeş kavgasının; sadece işgal kuvvetlerinin işine yaradığını, anlatmaya gayret eder. Bolu yöresi halkının, yaşanan karabasandan kurtularak aydınlanmasında; Bolu, Dertli, Türkoğlu gazetelerinin büyük payı vardır Bu doğrultuda ,bölgede,1920 yılının sonbahar aylarından itibaren;”halk-asker-mülki erkân bütünleşmesi “sağlanarak, Bolu, Düzce, Gerede vd. yörelerimiz, ülkenin yabancı işgalcilerden kurtarılışında, düzenli orduya en büyük desteği sağlarlar.

İnönü Savaşlarında büyük yararlılıkları görülen ve önemli bir kısmı Bolu bölgesinin gençlerinden oluşan IV. Mürettep Tümen’in başarıları; Bolu, Dertli, Türkoğlu gazeteleri aracılığı ile Bolu halkına duyurulur. Cephede yaralanan askerlerin bir bölümü, cephe gerisinin güvenli bir merkezi haline gelen Bolu’ya getirilerek, tedavi ve bakımları Bolu’da yapılır. Hisar Mektebi ve bazı resmi binalar hastane haline dönüştürülür.

Bolu’da oluşturulan yardım heyetleri, Bolulu gazeteciler ile birlikte cepheye giderek savaşan askerlere yardım malzemelerini dağıtırlar. Bolu’dan cepheye; savaşan birliklerin taze et ve süt gereksinmelerinin karşılanması için koyun sürüleri gönderilir.
Türkoğlu Gazetesi sahibi Mithat Akif Bey başkanlığında, on bir kişilik bir yardım heyeti bizzat cepheye giderek, Bolu halkından toplanan yardımları dağıtır. Bolu Yardım Heyeti, geri dönüşünde, Ankara’ya uğrar ve TBMM başkanı Mustafa Kemal Paşa ile de görüşerek, Bolu halkının selam ve saygılarını iletir.

*(Mithat Akif. Tahir Karauğuz.1934.Karaelmas Basımevi. Zonguldak)

**(Nazım Bey. İdeal Komutanlarımızdan 4.Fırka Kumandanı Miralay Şehit Nazım Bey. İhsan İdikut)

Cepheye giden Bolu Yardım Heyeti’nin başkanı olan ; “Türkoğlu Gazetesi”nin sahibi Mithat Akif Bey; gazetesinde halkın kendine güvenini arttıracak ve maneviyatını yükseltecek haberler yayımlamaktadır Mithat Akif Bey’ in, Senden Ne İstiyorlar? ” başlıklı yazısında şu ifadeler dikkat çekicidir:

“ Ey Türkoğlu!..Sen şu altmış paralık Yunan’ı, tuz gibi dağıtacak ve eritecek güçtesin.Bütün millet de senin arkandadır ve her şeyini feda etmeye hazırdır. Koş ve yetiş Türkoğlu! Durmak zamanı değildir, ileri!..”
( Ali Kemal. Orhan Karaveli. s:63)

Türkoğlu Gazetesi’nin 30 Ekim 1921 tarihli nüshasında; Eskişehir-Kütahya Muharebeleri sırasında büyük hizmetleri ve yararlılıkları görülen 12 kadının kahramanlıkları anlatılmakta ve bu kahraman kadınların, övünç madalyaları ile taltif edildiklerini duyurulmaktadır:

“ . Erzak kolu kumandanı, İnönü’den Fatma’nın rütbesi, onbaşılıktan çavuşluğa yükseltilmiş ve bütün diğer kadınlara; ‘Kusgun kariyesinden Ali kerimesi Aliye, İnönü’den Besim kerimesi Şükrüye, Musa kerimesi Ayşe vd. kahraman kadınlara, hak ettikleri madalyaları verilmiştir ”

“30 Ekim 1921 tarihli Türkoğlu Gazetesi”

BOLU’DAN SAKARYA CEPHESİNE GÖNDERİLEN YARDIM HEYETİ

13 Eylül 1921 tarihinde kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan kuvvetleri, Sakarya Nehri’nin batı bölümüne çekilmiş ve geri çekilirken geçtikleri köyleri, kasabaları yakıp yıkmış, katliamlar yapmıştır. Yunan Ordusu’nun, sivil halka uyguladığı bu katliamı tespit etmek ve Dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla bir heyet oluşturulur.”Düşman Mezalimini Tetkike Memur Edilen Heyet” içinde; Halide Edip (Adıvar),Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Yüzbaşı Yusuf (Akçura) ve Teğmen Tahir (Karauğuz) yer almıştır. Bu Heyet’in çalışmaları sırasında, Tahir Bey; gözlemlerini ve şiirlerini Bolu’daki; Dertli ve Türkoğlu gazetelerine göndererek Bolu kamuoyunu, cephede yaşananlar hakkında bilgilendirir. Tahir Bey’in bu döneme ilişkin yaşadıkları ve gözlemleri sonrasında, iki şiir kitabı yayımladığını görüyoruz. “Orduya Armağan” ve “ Orta Anadolu’da Yunan Faciaları” adlı şiir kitapları, dönemin Türk basınından büyük ilgi görür.

Dertli ve Türkoğlu gazetelerinde yazıları, şiirleri yayımlanan Tahir Bey(Karauğuz) ile Mithat Akif Bey arasındaki derin saygı ve dostluğun, Mithat Akif Bey’in, işgal günlerindeki Zonguldak Kaymakamlığı dönemlerinden başlayarak, 1934 yılında, M.Akif Bey’in vefatına değin sürdürüldüğünü görüyoruz. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra Mithat Akif Bey ve Tahir Bey (Karauğuz), Ankara’da tekrar karşılaşırlar. Mithat Akif Bey,11 kişilik Bolu Heyeti ile cepheyi dolaşarak, savaşan askerlere; tütün, sigara, mektupluk zarf, kâğıt, iğne, iplik dağıttıktan sonra Ankara’ya dönmüştür.

Bolu’dan cepheye giden Yardım Heyeti’nin içinde; Mithat Akif Bey’le birlikte, Bolu’nun aydın din adamlarından; Hoca Süreyya Efendi ile Ahmet Tayyar Bey (Çulha) bulunmaktadır. Hoca Süreyya Efendi; Bolu ahalisinin “ayaklı kütüphane” dediği, halkın çok sevip saydığı; Mahkeme üyeliği, Belediye Meclis-i İdare Heyeti üyeliği, Belediye Reisliği vb. görevlerde bulunmuş aydın bir medrese hocası, din adamıdır. Meclis üyeliği de yapan Süreyya Efendi(babası, ebced hesabı ile ‘ Sırıya’ adını verir), Sakarya Savaşı sırasında cepheye yardım iletmesi sonrasında, geri dönerken uğradıkları Ankara’da; Başkumandan Mustafa KemalPaşa, İsmet ve Fevzi Paşaların da iltifatlarıyla karşılanmıştır. Aynı heyette yer alan ve Süreyya Efendi’nin eniştesi, Müftü Hacı İzzet Efendi’nin oğlu (daha sonra kendisi de babası gibi Bolu Müftüsü olmuştur) Tayyar Efendi de, aynı derecede takdir ve iltifata layık görülmüştür. (Mithat Akif. Tahir Karauğuz. Karaelmas Basımevi.1934.:)-(Bolu Tarihi. Z.Konrapa.S:645)

BOLU’DA İLK 23 NİSAN KUTLAMALARI (23 Nisan 1922)

“23 Nisan Bayramı ” Yeni Türkiye Devleti’nin ilk “Resmi Milli Bayramı” dır. 23 Nisan 1921 tarihinden başlayarak, BMM’nin açılışının yıldönümü sebebiyle başlatılan etkinlikler, 1922 tarihinden itibaren “Milli Bayram” olarak kutlanmaya başlandı.1 Kasım 1922’de, Saltanatın kaldırılması ile başlatılan “Hâkimiyet-i Milliye”- Milli Egemenlik kutlamaları ile bütünleştirilen 23 Nisan etkinlikleri, ülke geneline yayılarak ,“Milli Egemenlik”,Egemenliğin Millete Devredilişinin kutlamalarına dönüştü.

I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrasında, çok sayıda çocuk yetim ve kimsesiz kalmıştı. Devletin bu şehit ve gazi çocukları sahiplenmesi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların öncüsü, “Himaye-i Eftal Cemiyeti” idi. Bu cemiyet yetim, kimsesiz çocuklar için yardım topluyor, koruma olanakları yaratmaya uğraşıyordu. Kurumun yetim ve kimsesiz çocuklara yönelik yardım faaliyetleri, 23 Nisan Çocuk Bayramı etkinlikleri ile bütünleştirildi.1927’den başlayarak, 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı, aynı bağlamda Çocuk Bayramı olarak da adlandırılmaya başlandı.1929 yılından başlayarak bu etkinlikler bir hafta boyunca yayıldı ve 23 Nisan Çocuk Haftası etkinlikleri olarak kutlanmaya başladı. 23 Nisan 1923’de, çocukları Cumhurbaşkanlığı makamında kabul eden Mustafa Kemal, yeni bir geleneğin daha başlatılmasına önayak oldu. 1935 yılında kabul edilen bir kanunla, 23 Nisan günü, Ulusal-Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kabul edildi ve ülke çapında kutlanmaya başlandı.

Bolu Belediye Meydanı ’nda; TBMM’nin açılışının birinci yıl dönümü olan 23 Nisan 1922 ‘de yoğun bir halk katılımı ile kutlamalar yapılır. Dertli, Bolu ve Türkoğlu gazeteleri bu kutlama programlarını yayımlarlar. Türkoğlu Gazetesi’nin 23 Nisan1337 tarih ve 37 numaralı nüshasında, Bolu’daki ilk 23 Nisan kutlama programı hakkında şöyle yazılıyor:

“ 23 Nisan İhtifal Merasimi-1338 (1922)

Belediye önünde 23 Nisan merasimi başladı. Gölyüzü Makteb-i İbtidaiyesi, Sultani, Medrese-i İlmiye, Dar’ül Hilâfe Medresesi öğrencileri ellerinde bayraklar ile dillerinde milli marşlarla, toplanmıştır. Numune Mektebi de alana alkışlar ile girmiştir. Belediye Reisi İlyaszade Hakkı Bey, millet hediyesi olmak üzere Merkez Muhafız Bölüğü ile Jandarma Kıtasını teşkil eden askerlere birer paket sigara ikram etmiştir. Alay, Belediye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Hilâl-i Ahmer, Gençler Birliği, Dar’ül-elhan heyeti, ulema, meşayıh eşraf, bi’l-umûm esnaf heyet ve mümessilleri, Bolu civar köylerinden gelenlerin iştiraki ile pek büyük ve şimdiye kadar örneği görülmeyen büyük kalabalıkla takibe başladı. Önde, Sanayi Mektebi Muzikası ve Milli Zeybekler, sonra davul ve zurnadan meydana gelen grup, her iki tarafta muhafaza-ı intizama memur polis ve jandarma efradı olduğu halde Büyük Cadde’yi takip ve çeşitli taklar altından geçerek Hükümet dairesi önüne geldiler. Burada, Livâ Mutasarrıfı Fahri, Ahz-ı Asker Kalemi Kaymakam Osman, memur reisleri, mülki ve askeri erkan hazır bulundular. Asker ve öğrenciler resm-i geçit yaptılar. Sonra, Türkoğlu Gazetesi başyazarı Mithad Akif, Kürsüye çıktı. 23 Nisan iyd-i millisinin Türk Tarihi İnkılâbındaki önemini anlattı. TBMM Reisine bayram nedeni ile Boluluların hislerini iletmesi Mutaarrıf Fahri Bey’den rica etmişlerdir. Bunu takiben Gölyüzü öğrencisi Kahraman Efendi, İstiklal Marşı’nı gazel sesi ile söyledi. Eski allâmelerden Sıdkı Efendi de içten bir duada bulundu.” (Prof.Dr. E.Konukç.age.S:8,9)

Bolu’daki 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı kutlamalarında, halkın çok saygı duyduğu aydın din adamı Hoca Süreyya (Sırıya) Efendi’nin torunu, Muhsin Bey’in(Karamanoğlu) okuduğu şu nutuk herkesi duygulandırmıştır:

“ Muhterem Hanımlar Muazzez Beyler,

Milli Tarihimize altın mürekkeple yazılmaya lâyık olan bu gün, Büyük Millet Meclisimizin ilk kurulduğu 23 Nisan 1336 yıl dönümüne müsadif bir yevmi mes’adattir.

Bu gün ulu milletimizin ruhunda taşan ateş istiklâlin aşkıyle bütün kalplerin çarpdığı ve gururu milletimizin kaynadığı mukaddes ve milli bir gündür.

İşte bu muazzam gün, kahraman milletimizin muzaffer ordularıyla halâs’a, saadete tam bir istiklâle kavuşturan Harekâtı Milliye’nin başlangıcı olan bir milli bayramdır, onun içindir ki çırpınarak koşuyor ve birbirimizi tebrik ediyoruz. Ulu Milletimizin zaman zaman büyük dahiler yetiştirerek tesadüfen duçar olduğu ani felâket ve bu sayede kendini kurtarmıştır.

İşte böyle bir günde, Milletimizin mevcudiyet ve istiklâli mevzuu bahs olduğu bir sırada en büyük dâhimiz ve pek muhterem Reisi Cumhurumuz Gazi Hazretleri ile muazzez halaskâr kumandanlarımız çok mühim anlar yaşayan milletimizin imdadına yetişerek kurtuluş yollarına rehberlik ettiler. Silahı alınmış, kolları bağlanmış yalnız göğsünde iman’ı ile varlığını, istiklâlini müdafaaya atılmış olan milletimizin ruhundan doğan Büyük Millet Meclisi harikalar yaratarak milletin sinesinden çıkan ordusu ile istiklâlimizi tehdit eden zalim elleri ve istikbâl yollarımızı bağlayan esaret zincirlerini kırdı. Ve bütün cihana kudretini, azametini, varlığını gösterdi. Ve yüksek sesle haykırdı ‘ Türkün dehası her şeyi yaratır, Türk’ün istiklâli alınamaz ve Türk esir edilemez’ evet bunu süngüsü ile teyit ederek cihana tanıttı.

Bundan sonra da Büyük Millet Meclisi Milletimizin sinesinde tufeyli yaşayan saltanatı şahsıyyeyi, Hilâfeti lağvederek Hükümeti Cumhuriyetimizi tesis ve ilan etti.

Ey mazisi şanlı mafâhirle dolu milletim, artık senin için şahrâhıterakkî ve teceddüt yolları açıktır. Yüksel ta semalara kadar yüksel de harikalar saç, medeniyet ve adalet âlemine parlak bir örnek ol.

Muhterem kumandan ve Beyler, bu Milli Bayram vesilesiyle genç ve dinç Hükümeti Cumhuriyyemize ve Büyük Millet Meclisimize samimi tebrikler arzederken Milletimizin numuneyi hamaset ve şahameti olan ve Cumhuriyetimize karşı suikast ve irticai ezmeye her vakit kadir olduğunu bilfiil gösteren muazzam ordumuza zaferler temenni ve selâm ithaf eylerim. Yaşasın Büyük Millet Meclisi, Yaşasın Cumhurreisimiz, Yaşasın şanlı Ordumuz ”(2)

M.Karamanoğlu, “Fıkra ve Geçmişten Hatıralar”,Çele. Sayı:31, (Kasım 1965)

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN BOLU YÖRESİNE İLK GELİŞİ-( Haziran 1922)

Mustafa Kemal, Büyük Taarruz öncesinde, Bolu sınırları içinden geçerek, Adapazarı ve İzmit yörelerine bir gezi yapar. Bu gezi resmi olarak Mutasarrıflık ve kaymakamlıklara duyurulmamıştır. TBMM başkanı ve Başkomutan olarak, yapılan bu habersiz gezinin birkaç amacı vardır. Kocaeli Grubu’nun denetlenmesi, Fransız gazeteci-yazar Claude Farrere ile yapılacak görüşme ve Mustafa Kemal’in uzun süredir bir arada olamadığı Annesi Zübeyde Hanım ile buluşarak, onun Ankara’ya getirilmesine eşlik etmektir Bolu Milletvekili Cevat Abbas Bey (Gürer), Başyaver Salih Bey gibi isimlerin yer aldığı heyet; Ankara’dan yola çıkarak Sarıköy istasyona gelir. Buradan itibaren yoluna otomobillerle devam eden heyet, bir gece Nallıhan’da kalır ve o dönem Mudurnu sınırları içinde olan köy yollarından geçerek Göynük’e gelir. Öğle yemeğini Göynük’de yiyerek Taraklı-Geyve üzerinden Adapazarı’na gelen heyet, burada coşkun bir kalabalık tarafından karşılanır. Burada da bir gece kalırlar. İstanbul’dan Adapazarı’na getirilen Zübeyde Hanım’la 14 Haziran 1922’de buluşan Mustafa Kemal ve heyeti,23 Haziran 1922’de, yine aynı yolla; Geyve, Taraklı, Göynük, Nallıhan üzerinden Ankara’ya dönerler.

Mustafa Kemal’in bu habersiz gezisi sırasında, Göynük kaymakamlık makamına gelen Mustafa Kemal ve heyetini karşısında gören dönemin Göynük kaymakamı, durumu hemen Mutasarrıf Fahreddin Bey’e telgrafla iletmek ister. M Kemal, bu gezinin habersiz bir gezi olduğunu ve durumu Mutasarrıfa iletmemesi gerektiğini ifade eder. Bir süre sonra durumdan haberdar olan Mutasarrıf Fahreddin Bey, maiyetiyle birlikte Göynük’e hareket eder. Fakat Mustafa Kemal’in programında olmadığı için bu görüşme gerçekleşemez. Fahreddin Bey, Bolu’ya döndüğünde, M Kemal’e bir telgraf göndererek “Karşılama merasiminden mahrum kalmanın üzüntüsünü” bildirir. Bu konu ile ilgili olarak, Bolu’daki üç gazetede (Dertli, Bolu, Türkoğlu) haberin okuyucuya duyurulduğunu görüyoruz.

Türkoğlu Gazetesi’nin, 2 Temmuz 1338 (1922) tarih ve 46 numaralı sayısında şunlar yazılıdır.

“ Türkiye Büyük Millet Meclis Reisi, Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin Livâmız dahilinden geçerek İzmit’e teşrif buyuracakları evvelce istihbar edilmiş olduğundan Paşa-ı müşarünileyhi Göynük’de istikbal ve Livâmız adına arz-ı hoş-amedi ile avdetlerinde merasim-i tesebbi’eyi ifa eylemek üzere bir Heyet-i Mahsûsa izhar ve tertip edilmiş ise de Başkumandan Paşa Hazretleri’nin teşrifleri ani ve habersiz vukubulmakla Hey’eti İstikbal şerefinden mahrum kalmış ve Mutasarrıf Fahreddin Beyefendi tarafından keşide buyuruları telgrafla vürud eden cevabi telgraf suretleri aynen derc edilmiştir.”

Mutasarrıf Fahreddin Bey’in ,Mustafa Kemal’in Bolu mıntıkasına gelişi ve aynı yoldan geri dönüşünü gecikmeli olarak haber alması sonrasında, TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgraf,Türkoğlu Gazetesi’nin 2 Temmuz 1338 (1922) tarih ve 46 numaralı nüshasında yer alır., 24 Haziran 1338(1922) tarihli telgrafın metni şöyledir:

“TBMM Reisi Başkumandan Gazi M.Kemal Paşa Hazretleri’ne,

Livâ mıntıkasına şeref-kûdüm devletlerini büyük bir meserretle karşılamayı cana minnet bilüp bu hususda umumi hazırlıklar yapmakta iken teşrif ve azimet-i samilerinin ani ve habersiz olması bu vazife-i mukaddesenin ifasından mahrum bırakmakla şu şerefli selâmdan mahrum olan ve na-kabil telâfi bulunan teessürat-ı umûmiyenin iblâğı ve layezal ve ebed-nişân olan hissiyat-ı tâzimkâranemizin Bolu nâmına arzına müsaade buyurulmasını istirham ederim. Ferman.

Bolu Mutasarrıfı Fahreddin.”

Türkoğlu Gazetesi’nin aynı gün ve sayılı gazetesinde, Bolu Mutasarrıfı’nın telgrafına karşılık olarak Mustafa Kemal Paşa’nın iki gün sonra gönderilen cevabi telgrafı da yer almaktadır:

“Bolu Mutasarrıflığı’na

24 Haziran 1338 tarihli telgrafnâmenizi aldım. Hakkımda bütün Liva ahâlisinin ihraz eylediği hissiyat ve tezâhürat-ı samimaneden pek mütehassis oldum. Teşekküratımın kendilerine iblağını rica ederim.26 Haziran 1338.

TBMM Reisi Başkumandan

M.Kemal”



18 Nis 2011 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.