BİZİM İLLER ELİN OLMUŞ, BİRAZICIK TÜRK İZİ KALMIŞ - 1

BİZİM İLLER ELİN OLMUŞ, BİRAZICIK TÜRK İZİ KALMIŞ - 1

BİZİM İLLER ELİN OLMUŞ, BİRAZICIK TÜRK İZİ KALMIŞ - 1
Haber albümü için resme tıklayın

Geçen hafta yurt dışında olduğumdan, köşe yazımı yazamamıştım. Bu hafta sizlere üyesi ve Bolu İl Temsilcisi olduğum Avrasya Eğitimciler Derneği’nin 15–22 Ağustos Günleri arasında düzenlemiş olduğu, benim de katıldığım Yunanistan- Makedonya- Kosova- Bulgaristan gezimizin ilk bölümünü anlatmak istiyorum.

15 Ağustos Perşembe akşamı yola çıkarak, 16 Ağustos sabahı saat 05. 30’da İpsala Sınır Kapısı’ndan Yunanistan’a giriş yaptık.

İpsala Gümrük Kapısı’na girdiğimizde Türkiye tarafıyla Yunanistan tarafının ne kadar farklı olduğunu açık şekilde görüyoruz. Bizden tarafta modern, Yunanistan tarafında harap ve döküntü bir görüntü kendini fark ettiriyor.

Gümülçine’nin ve Gümülçine Köylerinin yanından geçiyoruz. İskeçe’nin merkezine giriyoruz. Osmanlı döneminin yapıları ile camileri görmek bende bir sevinç yaratsa da; bizim olmayan toprakları ve Yunan Bayrağı altında yaşayan Türk ve Müslüman kardeşlerimizi düşündüğümde, içimi derin bir hüzün kapladı.

İskeçe’de cami ve kiliselerin bir arada olması, bazı köylerde camilerin, bazı köylerde cami ve kiliselerin bulunması, azınlıkta bulunan Türklere, eğer karışılmıyorsa; ibadet yapmalarına imkân verilmesi sevindirici bir durumdur, diye düşünüyorum

İskeçe’den sonra Kavala’ya geliyoruz. Kavala tarihte zengin tüccarların yaşadığı, tarihi ve modern binaların yer aldığı, 80 km sahilinin bulunduğu, turizm, ticaret ve balıkçılık şehri.

Şehre girişte Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan, kenti gerdanlık gibi süsleyen su kemerini, şehrin zirvesindeki Kavala Kalesi’ni, İbrahim Paşa Camii’ni ( Bugün Agios Nikolaos Kilisesi olarak kullanılıyor) Kavala’lı Mehmet Ali Paşa’nın yaptırdığı Külliye’yi görüyoruz.

İpsala Sınır Kapısı ile Selanik arası 355 km mesafede bulunuyor. Başkent Atina’dan sonra en büyük il Selanik Şehri’dir. İpsala sınır Kapısı’ndan Selanik’e gelene kadar fabrikaları, büyük iş yerlerini, büyük marketleri görememiştik.

Selanik’in girişinde fabrikaları ve iş merkezlerini görebiliyoruz. Ancak kriz nedeniyle yüzlerce iş yerinin, fabrikaların kapalı olduğu fark edebiliyoruz. Kapalı yerlere, duvarlara, boş bulunan her yere yazılar yazılmakta, afişler asılmaktadır. Bu çirkin görüntü şehrin her yerini kapsamaktadır.

Şehirleri birbirine çift şerit gidiş gelişli otoyollar bağlamaktadır. Otoyol çıkışlarından sonra tek şerit gidiş gelişli dar yollar kullanılmaktadır. Otoyolların birçok giriş yerine gişeler kurulup, ücret alınmaktadır.

Tarihi bir bilgi olarak verilmek gerekirse: yılında 'na ek protokol uyarınca ve 'ın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tutmasına Mübadele denilmektedir.

Bu uygulamaya sırasında karar verildiği için kısaca Lozan Mübadelesi de deniliyor. Mübadele ile 1.200.000 Ortodoks Hıristiyan Rum 'dan Yunanistan'a, 500.000 Müslüman Türk de Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır.

Selanik’e ilk girişte Ulu Önderimiz Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ediyoruz. Ev yeni restore edilmiş, bizim ziyaret ettiğimiz gün olan 16 Ağustos Cuma Günü açılışı yapılmıştı.

Evin restore edilmesinden sonra, mutfak eşyalarından başka, Atatürk’e ait hiçbir eşya konulmamıştır. Odalarda tanıtıcı bilgilerin oluşturduğu, panolar, levhalar ve bilgisayardan aktarılan görüntüler ile bilgiler verilmektedir. Atatürk’e ait özel eşyalar Türkiye’ye gönderilmiştir. Bu görüntüler hiç iyi olmamıştır.

Atatürk’ün silikondan yapılmış, koltukta oturan heykeli de bence orantısız yapılmıştır. Atatürk’ün bedeni koltuğun içinde hiç iyi durmamıştır. Yetkililerin bu durumları yeniden gözden geçirmeleri gereklidir.

Osmanlı Dönemi’nden kalan Yeni Cami’yi, Alaca İmaret’i, Bedesten’i, Beyaz Kule’yi, Bey Hamamı’nı gezdik. Atalarımız ile gurur duyduk.

Aya Dimitri Kilisesi’ni, Aristo Heykeli’nin bulunduğu Aristo Meydanı’nı gördük. İzmir Kordonu’nu andıran, gündüz sakin, akşamdan sonra hareketlenen Selanik Kordonu’nda kordon sefası yaptık.

Selanik ile Veria arası dümdüz, yemyeşil bir ova. Şeftali ağaçları, üzüm bağları, ayçiçeği ve mısır tarlaları güzel bir manzara sergiliyor. Ovanın çeşitli yerlerinde güneş panellerini görüyoruz. Bu panellerle güneş enerjisinden büyük ölçüde yararlanılıyor.

Veria’dan sonra dağlık bir yapı ile karşılaşıyoruz. Bu dağları aşmak için birbiri ardına gelen tüneller kolaylık sağlıyor. Dağları aştıktan sonra yine düz bir ova karşımıza çıkıyor. Sulak olmayan bu ovada buğdaylar biçildiğinden, sarı rengi daha çok görüyoruz.

Kozani Şehri de bu ovada yer alıyor. Kozani’den mübadele ile Türkiye’ye göç edenlerden bir kısmının Adana’nın Kozan İlçesi’ne yerleştirildiklerinden bahsediliyor.

Yine bu geniş ovada termik santraller dikkatimizi çekiyor. Yol kenarlarında sık sık küçük minyatür kiliseler görüyoruz. Bu minyatür kiliselerin orada trafik kazası geçirip ölen kişilerin anısına yapıldığını, içine ölenin resminin konulduğunu ve mumlar yakıldığını öğreniyoruz.

17 Ağustos Cumartesi Günü öğle saatlerinde Yunanistan’dan Makedonya’ya Niki Sınır Kapısı’ndan giriş yaptık.

Makedonya Sınır Kapısından girdikten sonra otoyol yerini gidiş geliş tek şeritli yola bırakıyor.

Makedonya’da tarımın en önemli geçim kaynağı olduğunu; Mısır, ayçiçeği, tütün, pamuk, arpa, buğday, şekerpancarı tarlalarının bulunduğunu; şeftali, üzüm, elma meyvelerinin de en önemli geçim kaynaklarını teşkil ettiğini öğreniyoruz.

Makedonya sınır kapısından üç saatlik bir yolculuktan sonra Atatürk’ümüzün askeri okulda okuduğu Manastır’a geliyoruz. Manastır Askeri İdadisi’ni ziyaret ediyoruz.

Makedonya ve Atatürk Müzesi haline getirilen binayı geziyor, fotoğraflar çekiyor, Atatürk özel defterine düşüncelerimizi yazıp, imzalıyoruz. Manastır hakkında bilgiler alıyoruz.

Manastırda ayrıca İshak Bey Camii’ni (TİKA tarafından restore ediliyor), Yeni Cami’yi, Bedesten’i (Kapalı Çarşı), tepesine haç dikilen Osmanlı Saat Kulesi’ni, Elveda Rumeli filminin çekildiği Osmanlı Çarşısı’nı, Manastır şarkısında adı geçen Manastırın ortasındaki ‘’Havuz’u’’,trafiğe kapalı yol olan Şirok Sokağı’nda eski Türk ve Rum evlerini, bu evlerden biri olan Atatürk’ün ilk sevgilisi ‘’Eleni Karinte’nin’’ evini de görüyoruz.

Yazımın devamında Makedonya’nın diğer şehirlerini, Kosova, Bulgaristan Ülkelerini, gezdiğim, gördüğüm yerleri, aldığım bilgileri, Türk kardeşlerimizin yaşantılarını, onlarla yaptığım konuşmaları, tarihe ışık tutan Osmanlı’nın izlerini sizlerle paylaşacağım.



27 Ağu 2013 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.