TBMM İLE BOLU MUTASARRIFLIĞI ARASINDAKİ TELGRAF GÖRÜŞMELERİNDEN ÖRNEKLER

TBMM İLE BOLU MUTASARRIFLIĞI ARASINDAKİ TELGRAF GÖRÜŞMELERİNDEN ÖRNEKLER

TBMM İLE BOLU MUTASARRIFLIĞI ARASINDAKİ TELGRAF GÖRÜŞMELERİNDEN ÖRNEKLER
Haber albümü için resme tıklayın

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER–14-
MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-VII-
TBMM İLE BOLU MUTASARRIFLIĞI ARASINDAKİ TELGRAF GÖRÜŞMELERİNDEN ÖRNEKLER

Yazılı ve telle iletişimin önemini çok iyi bilen Mustafa Kemal Paşa; Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda; Posta-Telgraf Teşkilatı içinde, Milli Mücadele yanlısı kadroların örgütlenmesine büyük önem vermiştir. Ankara’nın, İstanbul’la ve diğer önemli merkezlerle iletişiminin sağlanması, telgraf hatlarının denetim altında tutulması ve yeni haberleşme merkezlerinin kurulması doğrultusunda, Kuvayı Milliye grupları yoğun mücadele vermişlerdir. Savaşın sonunda söylenen “ Biz bu savaşı biraz da telgraf telleriyle kazandık “ sözü, önemli bir gerçekliği ifade etmektedir.

Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele yıllarında; bir yandan TBMM çalışmalarını yürütürken, bir yandan Başkomutan olarak ordu ve cephe ile ilgili konuları, dış politik ilişkileri ve yeni devletin kuruluş temellerini de şekillendirmek için uğraş verir. Bütün bu çalışmaların yanı sıra: cephede şehit olanların geride bıraktıkları aileler ve kimsesiz çocukların durumları ile de yakından ilgilenir. Anadolu’nun birçok ilinde bu yönde önemli hizmetler üreten Himaye-i Eftal Cemiyetleri; kimsesiz, yetim, şehid emaneti çocuklara ve ailelerine yardım elini uzatır. Bolu’da kurulan Himaye-i Eftal Cemiyetinin yöneticileri içinde, yine Bolu’daki Milli Mücadele’nin önde gelen isimlerini görüyoruz: Belediye Reisi-İlyaszade Hakkı Efendi, Müftü-A.Recai Efendi, Kepekçizade Tevfik Efendi, Reşad Bey, Erzincanlızade Tevfik Efendi, Muhiddin Efendi, Hafız Mehmet Fehmi Efendi vd.

Türkoğlu Gazetesi ;27 Teşrin-i Sani.1337 tarihli 16. Sayısında;Bolu Himaye-i Eftal Cemiyeti’nin çalışmaları hakkında bilgi veriyor .Bu çalışmalarla ilgili olarak, Bolu Mutasarrıfı Fahreddin Bey’in Ankara’ya gönderdiği şu telgrafa yer veriyor:

“TBMM Riyaseti

Başkumandanlık Cânib-i Âlisine

Bolu-21 Teşrin-i Sâni 1337/1921

Bugün, Bolu Himaye-i Eftal Cemiyeti tarafından vatan ve memleket yolunda feday-ı hayat eden şehidlerimizin yadigar bıraktıkları evlatlarımız ile hatt-ı harbde bulunan sevgili askerlerimizin yavrularından 186 çocuğun Memleket Hastahanesi’nde , emr-i mesnun hitanları icra kılınmıştır.Bu münasebetle memleket donatılmış,muzika ve davullar ile çocuklar arabalarda gezdirilmiş ve hepsine de birer kat elbise ve ayakkabıları ve muhtelif hediyeler verilerek, esbab-ı tedavi ve istirahatlerinin izhar-ı cihet temin kılınmış olduğu maruzdur. Bolu Mutasarrıfı Fahri.”

TBMM Reisi, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın, Bolu Mutasarrıfı’nın bu telgrafına cevaben gönderdiği telgraf da, Türkoğlu Gazetesi’nin aynı nüshasında yayımlanmıştır:

“ Bolu Mutasarrıflığı’na Cevap: 1337/1921

Himaye-i Eftal Cemiyeti tarafından şüheda ve mücahidin evladından 186 neferin emr-i mesnun hitanlarının icra ve kendilerine elbise ve hediyeler ile taltif edilmeleri sureti ile ibraz olunan müessir hamiyet-sezâver teşekkür ve takdir görüldüğünden alâkadarlarına tebliğini rica ederim.

TBMM Reisi ve Başkumandanı- M.Kemal.”

BOLU’DA İLK SİNEMA

Bolu’ya ilk sinemanın gelişini, Türkoğlu Gazetesi’nin; 16 Nisan 1338 tarih ve 36. Sayısında yayımlanan haberden öğreniyoruz:

( ..) “ Bolu’da, Milli Mücadele sırasında aydınlatılma gaz lambaları ile yapılıyordu. Zengin evlerinde halkın lüküs lambası dediği lüx bulunuyordu. Köylerde ise “gaz” fıkdanı nedeni ile “idare” denilen aletler kullanılıyordu. Sokak ve caddelerin aydınlatılması işini de Belediye üstlenmişti. Fahreddin Bey döneminde Bolu Belediye Reisi olan İlyaszade Hakkı Bey ki, kendisi şehrin saygın ailelerinden Güllezler’den ve TBMM’de Bolu Meb’usu Şükrü’nün yakınıdır, aydınlatılma işlerine önem vermişti. İstanbul’da ve büyük merkezlerde, elektrik enerjili aydınlatma yapılırken, Bolu, bu çağdaş enerjiye daha sonraları kavuşabilecektir.

Bunun yanında, bazı teknik elemanlar, şahsi gayretleri ile “dizel Motoru”ndan faydalanarak, elektrik elde ediyorlardı. Bunlardan biri de Mühendis Subhi Bey’dir. O, sadece, elektrik enerjisi üretimi ile sınırlı kalmamış, asrın son icadı sinemayı da Bolu’ya getirmiştir. Gündelik önemli hadiselere zevkle yer veren Türkoğlu Gazetesi, sinemanın Bolu’ya gelmesi ile ilgili küçük bir haberle okuyucusunu bilgilendirmiştir;

“ Mühendis Subhi Bey tarafından Bolu’ya bir sinema getirilmiştir. Adı geçen, aynı zamanda Hükümet Caddesi’nde, bir fotoğraf küşad etmiştir”

Bolu’da Valilik dönemi 10 Ekim 1923’de başladı. Mutasarrıf Ahmed Fahreddin Bey de lâhik olarak bu görevini sürdürmüştür. Valilik müddeti ise 7 Ocak 1924’de sona ermiştir. Bolu’ya Ali Rıza Oskay gönderilirken, Ahmed Fahreddin de Samsun’a nakl edilmiştir.

Bolu’nun vilayete dönüştürüleceği haberleri üzerine Ahmed Fahreddin Bey, bir ay kadar izin almış, 23 Ağustos 1923’de, Gerede yolu ile Ankara’ya gitmiştir. O zamanki Boluluların yaptığı gibi, törenle uğurlanmıştır. Türkoğlu Gazetesi’nde bu nedenle şunlar yazılmaktadır;

“Birçok memurin ve zevatı muhtereme taraflarından arabalarla, Akçakavak karyesine kadar teşyi edilmiştir. Mutasarrıf Bey’in müddet-i mezuniyetleri zarfında, Mutasarrıflık Vekâleti, Düzce Kaymakamı muhteremi Midhat Kemal Bey tarafından ifa edilmek üzere mumaileyh şehrimize gelmiştir”

TBMM’nin aldığı karar ile II. Dönem için seçim hazırlıkları da Bolu’da yapılmıştır. Bu nedenle, M.Kemal’in bir beyannamesi bütün yurda yayılmış, Bolu da Müdafaa-ı Hukuk ilkelerini benimsemiş meb’usların seçilmesini gazeteler yolu ile öğrenmiştir.”

( .) Bolu, 29 Ekim 1923’de, vilayet olarak Cumhuriyet idaresine girdi. Bu nedenle, Vali Ahmed Fahreddin, vilayet adına İlyaszade Hakkı Bey de Belediye adına tebrikatta bulundular. M. Kemal Paşa’nın Reis-i Cumhur seçilmesi ile de aynı şekilde Bolulular, yeni devlet reisini kutladılar.

Cumhuriyet’in ilanı ve ilk uygulamalar hakkında Derdli ve Bolu Gazetelerinde küçük haberlere, makalelere rastlanmaktadır. Türkoğlu da temas edildiği üzere, yayınını, Ağustos 1923’de tatil etmişti.” ( Prof.Dr. Enver Konukçu. age. S.16.17)

HALKIN YÖNETİME KATILIMI YÖNÜNDEKİ İLK ADIMLAR

Milli Mücadele-Ulusal Kurtuluş Savaşı ’nın ilginç bir özelliği,(yüzlerce yıl saltanat ve hilafet ile yönetilmiş bir ülkede) ;bir yanda savaşın, öte yandan yeni bir devletin kuruluşunun ilk çalışmalarının, dönemin koşullarına göre, demokratik bir meclis kanalıyla yürütülmesidir Bir yandan cephede sıcak savaş sürerken öbür yanda ülke içinde, yeni yapılanmalar ve demokrasiye doğru arayışlar devam etmektedir

Bolu’da da bu doğrultuda, Mutasarrıf Fahreddin Bey’in başkanı olduğu Genel Meclis, yeni çalışmalarına başlamış ve TBMM ‘ne şu bilgi telgrafı gönderilmiştir. Türkoğlu Gazetesi’nde yer alan telgraf metni şöyledir:

“TBMM Riyaset-i Celilesi’ne. Hâkimiyet-i Milliye’nin küçük bir misali olan Livâ Meclis-i Umumisi bu gün merasim-i mahsus ile küşad edilmiş ve dava-ı meşru-ı milliyemizin bütün cihan nazarında tasvip edileceğinin ferdasına ve saki düşmanlarımızın kâhir ve tedmiri arefesine tesadüf eden işbu içtimada milli hâkimiyetimizin medar-ı isnadı olan TBMM’nin mesai ve muvaffakiyeti hakkında Meclisimiz tarafından en kuvvetli tahassüsat içinde izhar-ı teminat ve takdim-i ihtiramat ve talimata karar verilmiş olduğunu arz ile kesb-i fahr eylerim.

7 Kanun-ı Sâni 1339 Bolu Meclis-i Umumisi adına

Reis Mutasarrıf Fahreddin “

Halkın yönetime katılımının, yönetici hanedanın sadık kulları olmaktan kurtularak, ulusun özgür bireyleri olmaya doğru evrilmenin ilk adımları, Ulusal Egemenlik anlayışının yaşama geçirilmesinin yansımaları olarak değerlendirilebilecek olan bu gelişmeler karşısında, Mustafa Kemal’in cevabi telgrafı da yine Türkoğlu Gazetesi’nde yayımlanmıştır:

“ Bolu Mutasarrıflığı’na,

Meclis-i Umûmi –i Livâ’nın küşadını ve Meclis-i Ali’ye karşı ihtisabını havi telgrafnameleri Heyet-i Umûmiye’de kıraat edildi.

Meclis-i Ali, işbu ihtisasat-ı hamiyetperveraneden dolayı teşekkür eder, Meclisinize muvaffakiyetler temenni eylerim Efendim.12.1.1338

TBMM Reisi M.Kemal”

TÜRKOĞLU GAZETESİ’NİN KURUCUSU- MİTHAT AKİF BEY (1882–1934)

Mithat Akif Bey, 1882 yılında Mudanya’da doğmuştur. Ailesi,93 Harbi denilen 1877–1878 Osmanlı Rus Harbi’nin öncesinde, Balkanlarda yaratılan komitacı terörü ve kargaşa ortamı sebebiyle Anadolu’ya göç etmiştir. Mithat Akif’in Babası, Akif Efendi, Sofya eşrafından Topal Tahir Beyoğulları sülalesindendir. Anne Leyla Hanım ise, Sofya’da Şeyh Ahmet Efendi ailesinden, Hasan Şükrü Efendi’nin kızıdır. Mithat Akif’in dedesi Tahir Bey, Bulgaristan’da görev yapan Mithat Paşa’nın(Sadrazam) yakın dostudur. Bulgaristan’da Niş ve Tuna Valiliği sırasında Mithat Paşa, uzun dönem Mithat Akif’in dedesi Tahir Bey’in Sofya’daki evinde kalmıştır. Mithat Akif’in adının da bu tanışıklıktan geldiğini, bizzat kendisi ifade etmektedir...

Yaklaşmakta olan 93 Harbi’nin, Balkanlardaki Türk ve Müslüman nüfus üzerinde yarattığı; komitacı baskısı,anarşi ve terör ortamından kurtulmak için aile, Anadolu’ya göç eder. Mudanya’ya yerleşirler. Mithat Akif burada doğar. Ailenin tek çocuğudur. Bir buçuk yaşına geldiğinde, aile Eskişehir’e taşınır. Mithat Akif, ilk eğitimine burada başlar. Eskişehir Rüştiye Mektebi ve Bursa Askeri Mektebi’nde eğitimine devam eder. Zeki bir öğrencidir. Okul birincilikleri elde eder. Tıbbiye’ye kaydolur. Bilgili, modern anlayışa sahip bir ailede yetişmesi, açık fikirli ve hürriyetçi bir anlayışa sahip olması nedeniyle, öğrenciliği yıllarında II.Abdulhamit rejimine karşı eylemlere katılır.Yakın arkadaşları İsmail Mestan Takiyettin ve Hasan Bey ile birlikte Eskişehir’de bir gazete basımı işine girişir, keskin muhalif yazılar yayımlar.Siyasi eylemliliği,keskin muhalifliği,hürriyetperver yaklaşımı nedeniyle kovuşturmaya uğrar ve okulundan uzaklaştırılır

Bir dönem Eskişehir’de; belediye kâtipliği, sandık eminliği, dava vekilliği görevlerinde bulunur. II. Meşrutiyet’in ilanı (1908) sonrasında Mustantık Muavinliği (sorgu hâkimi yardımcılığı),Tahrirat Kâtipliği görevlerinde bulunur. Arap ve Fars Edebiyatı ile yakından ilgilidir. İyi derecede Farsça, orta düzeyde Fransızca bilir. 1919-1921 yılları arasındaki” Malta Sürgünlüğü” günlerinde İngilizce’sini de geliştirir.

Mithat Akif, Eskişehir’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en aktif düşünce ve eylem adamları içinde yer almaktadır (1911-1913). Bu dönemde yapılan seçimler, Hürriyet ve İtilaf Fırkası lehine sonuçlanıp, Hükümet, bu partinin eline geçince, İttihat ve Terakki ileri gelenleri hakkında, soruşturma ve takibatlar başlatılır. Mithat Akif, aynı siyasi eğilimdeki arkadaşı, kaymakam Zekai Bey ile birlikte Eskişehir’i terkederek, Adapazarı’na gider ve bir süre gizlenirler.23 Ocak 1913’de gerçekleştirilen Babiali Baskını ile Kamil Paşa Hükümeti, İttihat Terakki tarafından düşürülüp, Mahmut Şevket Paşa Hükümeti kurulunca, Mithat Akif tekrar Eskişehir’e döner. Giresun milletvekili Hakkı Tarık Bey ile birlikte “Vakit” gazetesini çıkarırlar.

I.Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Mithat Akif Bey, Bursa’da kalır, özel muhasebe müdürlüğü yapar. Bir dönem Mudanya kaymakam vekilliği görevini yürütür. Bursa’da, Saniye Hanım ile evlenir. Biri oğlan(Ahmet), biri kız, iki çocuk sahibi olur. Fakat Saniye Hanım’ı genç yaşta yitirir. Mithat Akif bir daha evlenmez, annesi Leyla Hanım ile birlikte çocuklarını büyütür

1916 yılının Nisan ayında Bolu’ya tayin edilir.

(Devam edecek)



09 Nis 2011 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.