HZ. MUHAMMED'İN ÖRNEK KİŞİLİĞİNDEN KESİTLER -1-

HZ. MUHAMMED'İN ÖRNEK KİŞİLİĞİNDEN KESİTLER -1-

HZ. MUHAMMED'İN ÖRNEK KİŞİLİĞİNDEN KESİTLER -1-
Haber albümü için resme tıklayın

Davetçiliği

Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Peygamber "Allah'ın davetçisi" olarak vasıflandırılmış; ona yüklenen görev de "öğüt ver", "davet et", "tebliğ et", "ikaz et" gibi emirlerle ifade edilmiştir. Kendisine uyarma (inzâr) ve müjdeleme (tebşîr) görevi verilmiş; uyaran (nezîr), uyarıcı (münzir), ve müjdeci (mübeşşir, beşîr) olarak nitelendirilmiştir. Bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderildiği,
dolayısıyla peygamberliğinin evrensel niteliğe sahip olduğu belirtilmiştir.

Hz. Peygamber, en yakınlarından başlayan, daha sonra bütün Arap Yarımadası'nı kapsayan, hatta yarımadanın sınırlarını aşan davet faaliyetlerini peygamberlik görevi boyunca sürdürmüş ve bu hususta büyük başarı elde etmiştir. Onun uyguladığı davet metotları tutarlı, mantıklı, sistemli, gerçekçi ve başarıya götürücü özelliğe sahiptir. Bu suretle önce etrafında inançlı bir kitle, daha sonra da başlattığı davet faaliyetlerini başka ülkelere taşıyacak toplumu oluşturmuştur. Kendisi, Allah'ın elçisi sıfatıyla komşu ülkelerin devlet başkanlarına davet mektupları göndermiştir. Bu faaliyetiyle, sonraki yüzyıllarda hızla gelişecek olan evrensel davet çalışmalarını başlatmıştır.

Hz. Peygamber'in davetinin başarıya ulaşmasının çeşitli etkenleri vardır. Bunların başında, bizzat kendisinin, davet ettiği dine samimiyetle bağlanması ve bu dinin prensiplerini kendi hayatında uygulamış olması gelmektedir. Gerçekten o, İslâm'ın insanlara yüklediği yükümlülüklerin hiçbirinden kendisini hariç tutmamıştır. Farzları önce kendisi uygulamış, yasaklara önce kendisi uymuş ve en yakınlarına tatbik etmiştir.

Hz. Peygamber'in davet faaliyetlerinin başarıya ulaşmasının etkenlerinden biri de ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmaksızın çalışmalarını daima sabır, azim, inanç ve kararlılıkla sürdürmüş olmasıdır. O, davet çalışmalarında sosyal ilişkilerini aralıksız bir şekilde sürdürmüş ve bu ilişkilerden büyük ölçüde istifade etmiştir. Örneğin müslüman olanların yanısıra, henüz İslâm'a girmemiş bulunan akraba ve çevresiyle ilgisini de ısrarla devam ettirmiştir. Toplum üzerindeki etkilerini göz önüne alarak, kabile başkanlarına özel ilgi göstermiştir. Davetini sunmak üzere toplantılar düzenlemiş, çarşı, pazar, panayır ve ev gibi, insanların toplu olarak bulunduğu her yerde tebliğ faaliyetini sürdürmüştür. İslâm'a davet için hiç kimseyi hakir görmemiştir.

Bir davetçi olarak Hz. Peygamber'de Allah Teâlâ'nın bulunmasını istediği bir niteliğe işaret ederek bu bahsi bitirmek istiyoruz. Müddessir Sûresinde "Kalk ve (insanları) inzâr et. Rabbini büyük tanı" hitâbıyla insanları dine davet etmesi emrolunduktan sonra Hz. Peygamber'den "elbisesini temiz tutmasının" emredilmesi, davet açısından konuya bakıldığında son derece dikkat çekicidir.

Âyet-i kerîmede geçen ve temizlenmesi istenen "elbise"den maksadın ne olduğunu izah hususunda amel, kalp, nefis, beden, ahlak, din ve elbise şeklinde, kişinin maddî ve manevî yönünü kapsayan geniş yorumlar yapılmıştır.

***

Atalarınıza hürmet ediniz ki, çocuklarınız size hürmet etsin!

İffetli olunuz ki, aileleriniz iffetli olsun!

Musîbetlerin en büyüğü, vakti faydasız şeylerle geçirmektir. Din, güzel ahlâktır.

***

RAHMAN RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

İNSANLAR, “İMAN ETTİK” DEMEKLE SINANMADAN BIRAKILACAKLARINI MI SANIYORLAR!

ANDOLSUN KENDİLERİNDEN ÖNCEKİLERİ DE DENEDİK.

ALLAH, YALANCILARI DA,DOĞRULARI DA MUTLAKA ORTAYA ÇIKARACAKTIR.

ANKEBUT (2-3)

***

DUASI KABUL OLANLAR

-Oruçlu kimsenin

-Adil devlet başkanının

-Mazlumun

-Ane ve Babanın

-Misafirin

-Mü-minin mü-min için yaptığı dua

-İs-m-i A'zam ile yapılan dua

-Hac ve umre yapanların

-Allah yolunda cihad edenlerin duası

Not: Tabiî ki Allah-u Teala tüm Müslümanların duasına karşılık vereceğini Bakara Suresi 186. ayetinde şöyle dile getirmiştir: Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm.

***

MÂ'ÛN SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. 7 âyettir. Mâ'ûn, yardım ve zekât demektir.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!

2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.

4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar

7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

***

SİZDEN GELENLER

Sorularınızı [email protected] ad-resine göndererek cevaplarını sayfamızda okuyabilirsiniz.

Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir. Kişinin yaşam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi, şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. İradesi zayıf insanlar hayatta başarılı olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir.

Çünkü ibadetler hemen hemen bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmiş olması bu gerçeği ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir. Bu farkındalıkla idrak ederek yaşayacağımız bir ramazan günü niyaz ederim.

** Oruç tutmaya gücü yetmeyenler ne yapmalıdırlar?

-Kur'an-ı Kerim'de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara 2/184) buyrulmaktadır. Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak anlaşılmıştır.

** Fidye ne demektir?

-Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dînî-malî yükümlülüktür. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi mümkün olmadığından oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye öder. Bu durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir.

Yaşlılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kişi, her gün için bir sadaka-i fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah'tan af diler. Fakat böyle bir kişi, kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulaşırsa tutamadığı oruçları, o günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen kimseler ile iyileşme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.

** Fidye Miktarı Ne Kadardır?

- Fidye miktarı bir fıtır sadakası miktarıdır.

** Fitre nedir?

-Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır. Her yıl asgari olarak miktarı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenmektedir.

*Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Bilgilendirme, www.diyanet.gov.tr

***

DUANIN ÖNEMİ

1. Dua, Bir İbadettir

Peygamberimiz (s.a.s.);

“Dua, ibadetin özüdür.” (Tirmizî, De'avât, 1),

“En faziletli ibadet, Allah'tan sıkıntıyı kaldırmasını beklemektir.”

(Heysemî, Ed'ıye, 7, No: 17202),

“Dua, mahza ibadettir” buyurmuş, sonra Mü'min sûresinin;

“Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.

Bana kulluk etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir' anlamındaki 60. ayetini okumuştur.

(Tirmizî, De'avât, 1; bk. İbn Mâce, Dua, ; Ebû Davut, Salât, 358; Hâkim, De'avât, I,

491; İbn Hıbbân, Ed'ıye, No: 890)

Sahabeden İbn Abbâs,

“En faziletli ibadet duadır” demiş ve yukarıdaki ayeti okumuştur. (Hâkim, De'avât, I, 491)


16 Ağu 2011 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.