ADALETE OLAN GÜVEN HIZLA KAYBOLUYOR

ADALETE OLAN GÜVEN HIZLA KAYBOLUYOR

ADALETE OLAN GÜVEN HIZLA KAYBOLUYOR
Haber albümü için resme tıklayın

Bolu Barosu Başkanı Av. Ferit Atalay ile söyleşimizin ikinci bölümünde avukatlık mesleğinin sorunlarını konuştuk. Türkiye'de değişim geçiren hukuk ilke ve anlayışlarının toplumsal hayatımızı ne ölçüde etkilediğini Atalay'a sorduk. Ferit Atalay uzun tutukluluk sürelerinin halk arasında adalete olan güveni zedelediğini örneğin 5 yıl tutuklu kalan bir şüphelinin beraat etmesi halinde suçsuz yere yatılan 5 yılın hesabını kimin vereceğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti. Sisteme adapte edilmek istenilen “Arabuluculuk “ kurumunun Türk Hukuk sisteminde yaratacağı olumsuzluklara dikkat çekti.
İşte Bolu Barosu Başkanı Ferit Atalay'ın görüşleri:

AVUKATLARIN SORUNLARI
Ciddi bir fiziki mekan sorunlarının olduğunu dile getiren Balo Baro Başkanı Ferit Atalay, bunun yanı sıra mesleğe yeni atılan avukatların sorununa da değinerek “Türkiye'de olduğu gibi Bolu'da görev yapan Avukat arkadaşlarımız ekonomik zorluklar çekiyor. Her yıl 8-9 bin kişi mesleğe giriyor.. Sıradan üretim yapan mekanlar gibi özel Hukuk Fakülteleri açılıyor. Nitelikten yoksun üniversal anlamında, bilim üretecek okullar yok. Çok fazla özel okul var. Bu Standardı aşağıya çekiyor. İşçi gibi çalışan avukat arkadaşlar var başka avukatların yanında çalışmak zorunda kalan arkadaşlar var. Avukatlar yargılamanın olmazsa olmazından biridir. Son yıllarda yapılan anayasal değişiklikler ve yargıdaki atamalar, avukatsız bir yargı olabilir mi anlamına gelebilecek uygulamalar.. Savunma hakkı kısıtlanıyor veya avukatlar tutuklanıyor, büroları aranıyor, fiziki ve manevi şiddete maruz kalıyorlar. Sindirme yapılıyor” diye konuştu.

TÜRBANLI AVUKATLAR
Türbanın uyuyan bir sorun olduğunu açıklayan Atalay, “Danıştay karar verdi türbanla İlgili bundan böyle türbanlı avukatlar duruşmalara girebilecek. Danıştay onadı. Başörtülü olarak büyük kentlerde duruşmalara girilmeye başladı. Yakında Bayan Hâkim ve Bayan Savcıda başörtü takabilecek.
Maalesef Türkiye böyle bir sürece gidiyor. Gerek başörtüsü, gerekse de avukatların tutuklanması sistematik bir şablon oldu. Duruşma ortasında yargıç değişiyor. Hukuk bir tabanca gibi kullanılıyor. O gözleri kapalı adalet dağıtan terazi yok artık” dedi.

ARABULUCULUK
Son günlerde ülke gündeminde yerini alan arabulucuk konusunda fikirlerini açıklayan Atalay, “Adliyelerin yükünü azaltmak iddiasıyla bazı uyuşmazlıkları adliyeye getirmeden çözmek için bazı müesseseler oluşturulmaya başlandı. Yeni yeni tezgâhlar başladı. Bir ihtilaf olduğu zaman uzlaştırıcılara gideceksin ve bunlar bu ihtilafı çözecekler. Bilirkişilik gibi bir müessese Bunların içinde hukukçu olmayanlarda var. Hak kaybı nedir bilmiyorlar. Bunun yasası bile çıktı. Ombudsman gibi değil bu konu. Arabuluculuk müessesi. Arabulucunun Adli olaylara bakan bir yer, ofisi olacak. Paralar verilecek. Bence hukuk dışı çözüm bunlar. İlginç bir dönem yaşıyoruz. Bu iş eğitilmiş ve hukukçu insanlarla yapılması gerekir. Sorun çok büyük, dev gibi sorunlar var. Bu yargının sorunu” diye konuştu.

BİZE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ GİBİ BAKIYORLAR
Türkiye'deki avukatlığın asıl sorunu yargının sorunu olduğunu ve kendilerini sivil toplum örgütü gibi gösterilmeye çalışıldığını da vurgulayan Atalay, “ Bize bir sivil toplum örgütü gibi bakıyorlar. Biz kamu meslek kurumuyuz. Yargılamanın olmazsa olmasıyız. Biz hakkın peşindeyiz. Savurma çök önemli. Hakim ve Savcılar Adalet Bakanlığı'nın bir memuru haline getirildi. Büyük kentlerde bunu görüyoruz. Yeni bir Anayasa hazırlıkları içersindeler. Bunların ciddi bir şekilde tartışması lazım
Barış sürecine baktığınızda bu sürece kişisel olarak bakıldığında hemen herkes çocuklar ölmesin analar ölmesin der.Ben de elbette sonuna kadar barıştan yanayım. Herkes barıştan yana tabiî ki ama çözümün niteliği ne olacak. 40 satır mı 40 katır mı? Kocaman bir soru işareti olarak bakmamızı gerektiren gelişmeler yaşıyoruz. Türkiye de gereğinden fazla milliyetçi olduk, birçok hukuksuzluğu yaparken devletin bekasına sığındık. Ulus devlet gerçeği hala ortada duruyor.. TC'yi sıradanlaştırmak çok yanlış. Herkes ötekileştirildi. Ulasalcılık suç gibi algılanmaya başlandı. Ulusal bir kimlik tabiî ki yaşayacak.
Abartmanın anlamı yok. Aşırıya kaçmakla olmaz. Bunlarla çok sık oynanıyor. Türkiye'de son dönemlerde bir sürü paket çıkıyor. Paketlerin hepsinde tutuklamaları kolaylaştıran tutukluluk halini cezaya dönüştüren uygulamalara yol açabilen maddeler var.. Bizde tutuklama cezalandırıcı bir müessesse gibi kullanılıyor. Tutuklanmayı kendi amaçlarınız için kullanırsanız olmaz” dedi.


28 May 2013 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.