BOLU DAĞI YİNE REYTİNGLERİ ALT ÜST ETTİ

BOLU DAĞI YİNE REYTİNGLERİ ALT ÜST ETTİ

BOLU DAĞI YİNE REYTİNGLERİ ALT ÜST ETTİ
Haber albümü için resme tıklayın

Bolumuzun en meşhur markası kuşkusuz Bolu Dağı’dır. 900 metrelik yüksekliğiyle Türkiye’nin binlerce küçük dağından biri olan bu dağ, Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinden başlayıp 5 -10 KM sonra Bolu platosuna erişir. Yani öyle ahım şahım bir dağ değildir. Ama kış koşulları itibariyle yaman bir dağ görüntüsü çizer. Kışın, haber bültenlerinin ve televizyonların en birinci markası haline gelir. Her gün Bolu Dağı şöyle, Bolu Dağı böyle, Bolu Dağında görüş mesafesi sıfıra indi, Bolu Dağı geçit vermiyor haberlerini ilgiyle takip ederiz. Bu yıl kış koşulları fazla sert geçmediği için Bolu Dağı’ndan da fazlaca bahsedilmedi derken geçtiğimiz hafta içinde bir de baktık ki Bolu Dağı yine reytingleri alt üst etti. Her şey Bolu Dağı’ndaki El-Kaide kamplarından(!) kaynaklandı. Güya Bolu Dağı’nda El-Kaideye ait kamplar varmış. Bunları memleketin en büyük gazeteleri yazmaktan geri durmuyorlar. Ancak tüm haberlerin hiç birinde Bolu Dağı’nda tespit edilen El-Kaide kamplarının nerede olduğuna dair hiçbir ipucu yok. Yani ismi var cismi yok bir olayla karşı karşıyayız. Son günlerde Suriye’de ki PYD lideri Salih Müslüm bile El-Kaidecilerin Bolu Dağlarında üs kurduğunu söylüyor. Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Süha Alparslan da haftalık yazısında Bolu da El-Kaide iddiasının fevkalade önemli olduğunu yazmış. İddianın en kısa zamanda araştırılıp sonuçlandırılması gerektiğini vurgulamış. Süha bu konuda CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun iddialarının hiçte yabana atılabilecek iddialar olmadığını da vurguluyor. Süha’ya göre Bolu halkı bu çok rahatsız edeci iddia için yanıt beklemektedir.

Ben, Bolu Dağlarında El-Kaide kampları olduğuna dair iddiaları atmasyon olarak değerlendiriyorum. Yazımın başında ifade ettiğim gibi Bolu Dağı küçük bir dağdır. Her gün içinden binlerce vasıta ve binlerce insan geçmektedir. Diğer taraftan Bolu, Orman Teşkilatı yönünden Türkiye’nin en geniş personeline sahip bir bölgedir. Yani Bolu ormanlarının her metre karesi orman teşkilatının gözetimi altındadır. Böyle mekânlarda yabancı kişilerin gelip kamp yapması pek akla uygun değil. Bir zamanlar neredeyse bir imparatorluk halinde Bolu Ormanlarında tasarrufta bulunan Bolu Orman Baş Müdürlüğünün bazı birimlerinin kapandığını biliyoruz. Bu kapanan birimlerin binaları bazı örgütlere kiralanmış. Buraları kiralayan Din büyüklerimizde buralara talebe getirip dini eğitim veriyorlarmış. Bunlar bilhassa Soku Yaylası taraflarında bulunuyorlarmış. Ben şahsen görmedim ama böyle olduğuna dair bilgiler edindim.

Bir zamanlar yine Bolu Dağı ismi zamanın Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın ağzından yine gündeme oturmuştu: “Bolu Dağında PKK’lılar var. PKK Cudi Dağından Bolu Dağına indi.” Bende bu söylem üzerine o zamanki gazetem Bolu’nun Sesinin 28 Eylül 1992 tarihli nüshasında: “Bolu Dağı-Cudi Dağı” başlıklı bir köşe yazısı yazmıştım. O günden bu güne Bolu Dağımızda bir PKK varlığı tespit edilmedi. Bugünde bir El-Kaide varlığının tespit edilmeyeceğini ismim gibi biliyorum. Bu haftaki yazımızı o yazımı aynen tekrarlamak suretiyle sonlandıralım.

BAHÇELİEVLER PAZARINDA SEÇİM ÇALIŞMALARI

Bel fıtığından kaynaklanan nörapatik ayak ağrılarım nedeniyle CHP Seçim Kampanyalarına fiilen katılamadığımı mensubu olduğum parti arkadaşlarım çok iyi bilir. Ancak fırsat buldukça elimizden geldiği kadar partimizin ve adayımızın propagandasını yapmaktan geri kalmıyorum. Bu Cumartesi Bahçelievler Pazarı sırasında, pazarın Sebenli meşhur elmacısı Hayati Gümüş’ün tezgâhının arkasına geçerek hem ısındık hem yedik içtik, hem de Mehtap Hanımın propagandasını yaptık. Menü çok zengindi: “Kızarmış köy ekmeği, kızarmış patates, kızarmış fındık ve de mis gibi ıhlamur” Bu anıyı oradan tesadüfen geçen meşhur yerel gazeteci Metin Ferah kardeşim çekiyor ve kendi Facebook adresinden paylaşıyor.

RUJHAT AVŞAR’A YÜCE ALLAH’TAN RAHMETLER DİLİYORUM

Bolu yerel basınının güçlü isimlerinden sevgili kardeşim Rujhat Avşar’ı geçen Pazar günü kaybettik. Rujhat’la yerel basına intisap ettiği günlerden yani Bolu Gündem Gazetesinde çalışmaya başladığı günlerden bu yana tanışırdık. Fevkalade vasıfları olan Rujhat muhabirlikle başladığı basın hayatında gazete patronluğuna yükselmiş bir değerdi. Son yıllarda gazeteciliğin dışında başka kulvarlarda da çalışmış ve bana göre oralarda da başarılı olmuş bir değerli kardeşimdi. Her gördüğü yerde elimi öpecek tevazuyu gösteren bu değerli kardeşim, bir ara Bolu Ticaret ve Sanayi Odasında meclis üyeliği de yaptı. Bu üyeliği sırasında benimde yazılarımda çok hassasiyetle üzerinde durduğum “Bolu Markaları” konusunda çok ciddi çalışmaları oldu. Birçok kez Rujhat’ın yazılarına “Yener Amca” hitabıyla girdim. Rujhat da benim birçok yazıma konu oldu. Kaderin ne garip bir cilvesidir ki bu sevgili kardeşimin cenaze törenine, töreni duymadığım için katılamamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Sevgili eşine, sevgili evlatlarına, muhterem annesi hanımefendiye, değerli dostum babası Abdurrahman Avşar kardeşime ve tüm sevenlerine baş sağlığı ve sabırlar dilerim. Aziz hatırasını yad edebilmek için 21 Aralık 2009 tarihli Bolu da yeni hayat gazetesinde yayınlanan “Rujhat Avşar’ın markalaşma heyecanı” başlıklı yazımdan birkaç cümle alalım.

03.02.2014


03 Şub 2014 - 00:00 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.