VALİLERİN TERZİSİ, BELEDİYE BAŞKANI, KULÜP BAŞKANI, YAŞAYAN TARİH

VALİLERİN TERZİSİ, BELEDİYE BAŞKANI, KULÜP BAŞKANI, YAŞAYAN TARİH

VALİLERİN TERZİSİ, BELEDİYE BAŞKANI, KULÜP BAŞKANI, YAŞAYAN TARİH
Haber albümü için resme tıklayın

Mudurnu ilçemizin eşrafından Saffet Öztürk'ü okurlarımıza bir kez daha anımsatalım istedik. Bir kentin dokusunu oluşturan idari, coğrafi yapısı, özgün kültür ve gelenekleri hatta mimari eserleri v.b. faktörlerin yanı sıra o kentin kente mal olmuş insanları, onların kente bıraktıkları temel eserler, sözlü tarih tanıkları neticede insan unsuru da bir o kadar önemlidir.

Bu cümleden yola çıkarak Mudurnu İlçemizin de bugüne gelen örf ve ananelerinin yaşatılmasında, sosyal kültürel yapısının oluşmasında mihenk taşı oynayan insanlardan birisi de Saffet Öztürk

İşte gazete sayfaları ile sınırlandıramayacağımız Saffet Öztürk'ün yaşamından önemli kesitler.

1 Ağustos 1929 tarihinde ailemin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda görev yapan öğretmen Haydar Bey vardı. Henüz okul çağında olmamama rağmen amcazadem Neşet Öztürk ile birlikte bizi okula kayıtsız olarak kabul etti. Başarılı bir öğrencilik hayatım oldu. Öğretmenimiz beni ve amcazedemi çok sevdiği için Cumhuriyet'in 10' uncu yıl kutlamalarındaki törenlerde bizi görevlendirdi.

-Cumhuriyet'in 10' uncu yıl dönümünde Mudurnu'daki kutlamaları bize anlatır mısınız?
Mudurnu merkez nüfusu o dönemde 2500 civarındaydı. Fakat kutlamalar çok heyecanlıydı. Mudurnu, Cumhuriyet kutlamalarını her zaman bir başka kutlayan ilçe olmuştur. O zamanlarda ilçedeki bütün sanatkârlar, terziler, demirciler yaptıkları ürünlerle kağnı, öküz ve at arabalarını süsler, oluşturdukları kortejle protokolün önünden geçerdi. Bu kortejler daha sonra ki kutlamalarda yok olup gitti. Şu anki kutlamalara baktığımızda o zamanki coşku ve heyecanı göremiyoruz. Eskisi gibi artık sanatkârlar eserleriyle tören geçitlerine katılmıyorlar.

Ancak bir dönem Belediye Başkanlığına geldim. Bu görevim sırasında Mudurnu 'da Cumhuriyetin 60'ıncı yıl dönümü kutlamalarının coşkulu geçmesini sağladık. Büyük sanatçıları buraya getirdik. Mudurnu Tavukçuluk 'un da büyük katkıları oldu. İlerleyen yıllarda yine coşkulu kutlamalarla Cumhuriyet yıldönümleri Mudurnu 'da kutlandı. Gece konserleri düzenlendi, oyunlar oynandı.

Dönemin Düzce Belediye Başkanı Süleyman Kuyumcu tankı zafer yaptırmak için beni Düzce'ye davet etti. Orada tankı zafer yaptırdık ve Mudurnu'ya getirdik. O kadar güzel ışıklandırmalı yaptırdık ki millet altından ayrılamadı. Cumhuriyet kutlamalarında Atatürk Anıtı önünde büyük konserler düzenlenirdi, büyük sanatkârlar kutlamalara davet edilirdi. Bu sanatçılara sponsorluğu Mudurnu Tavukçuluk yapardı. Bu dönemlerde yeniden kutlamalar canlanmaya başladı ama bir ara yeniden duraksadı. Fakat yeni Belediye Başkanları bu kutlamayı yeniden canlandırmanın gayretleri içindeler. Mesela bandomuz bir dönem çalışmadı. Şu anki Belediye Başkanımız yeniden bando konusunu ele aldı. Eski bandoyu da kendi omuzlarımızla bugüne getirdik. Sosyal yönümde vardı. Mudurnu Müzik Severler Derneği başkanlığı yaptım. Mudurnu'daki sosyal tüm çalışmalarında, birçok derneğinde başkanlığını yaptım. Hem terzilik, hem de bu cemiyetlerde görev almak beni yorardı ama bundan büyük zevk alırdım.

Sizin için valilerin terzisi deniliyor, mesleğiniz olan terziliğe nasıl başladınız?
1943 yılında ortaokul okumak üzere Bolu'ya gittim. Karamanlı Mahallesi'nde akrabamız vardı, ilköğretim müfettişi Remzi Kayhan beyin evinde beraber kalırdık. Onlar bizim akrabamızdı ve bir sene devam ettik. Okulda sevilen bir öğrenciydim. Yekta bey diye bir müzik öğretmenimiz vardı. Beni okul korosuna seçti. Mümessilimiz Hulki Avlacıoğlu idi. Solmaz Baysal sınıf arkadaşımızdı. 1944 yılında Bolu'da büyük bir deprem meydana geldi. Depremde okulumuzun çatısı yıkıldı. Bolu, Çorum, Çankırı çevresinde meydana gelen bir depremdi. Babam depremden sonra, “Oğlum, seni Bolu'ya göndermeyeceğim” dedi. Ben bu suretle okuldan ayrılarak Mudurnu'ya döndüm. 15 yaşında iken terzi çıraklığına başladım. Büyük terzi sanatkârı Cemal Atalay'ın yanında başladım çıraklığa. Zaten mektep aralarında da çıraklık yapmışlığım vardı. 1944'ten sonra başladık terziliğe. Ustalarımız da oldukça iyiydi, meşhur müşteriler gelip gidiyordu dükkânımıza.

Ustalarımızın başkanlığı altında kendimizi gayet iyi yetiştirdik. Ardından kendimiz bir terzi dükkânı açtık. O arada Mudurnu halk evlerinde müsamere ve Türk Halk Müziği başkan yardımcısıydım. Çok güzel halk musikisini canlandırıyorduk o zamanlarda. Mudurnu'ya Muzaffer Sarısözen ve Halil Bedii Yönden ekibiyle Mudurnu oyun havaları çekimleri yaptı. Müzik ekibine çalışmalarında katkı vermeye çalıştım. Ben bir gün yine terzi dükkânımda iken Sarısözen geldi ve dedi ki “Saffet bey çok memnun olduk. Sana teşekkür ediyoruz, iyi sineğin pekmezi Bağdat'tan gelir.” Sonra Mudurnu'ya üniversiteden ekiple birlikte Kemal Birsen Sarısözen geldi, kendisinin yanına amcası Muzaffer Sarısözen'le dostluğuma izah etmek üzere gittim. 1946-47 yıllarında Mudurnu'yla alakalı derlemeleri verdim. “Melek Hanım” ve buna benzer oyun havaları o dönem bize mal olmuş durumdaydı. Günümüzde bazı türkülerimiz Beypazarı'na, bazıları Göynük'e verildi diye duyuyoruz. Bu konunun takibi Kültür Bakanlığı'na ait oluyor.

Sayın Öztürk, Boluspor'un dahi kurulmadığı yıllarda sizin başarılı bir kulüp kurma çalışmanızın olduğunu öğrendik. Uzun yıllar başkanlık yaptığınız kulüp ve spor alanındaki çalışmalarınızdan bize bahseder misiniz?
Askerden gelince Mudurnuspor'u kurmak üzere teşebbüse geçtik.1 Eylül 1953'te kulübü Nevzat Yüzbaşıoğlu, Orman Bölge Şefi Kemal Gün, Nadir Ulusoy, Haydar Pekel, Süreyya Astarcı, Fevzi Doruk'la kurduk. Bu kulüp futbol, voleybol, basketbol, boks gibi spor faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere kuruldu. Bu kuruculara önderlik ettim ve 20 yıl kulüp başkanlığı yaptım. Mudurnuspor'a Mudurnu dışından ve içinden çok sayıda Mudurnusever insanlar destek verdi. Futbolcularımızın aynı büyük kulüp oyuncuları gibi giyinmelerini sağlardım. İstanbul'da Güven Giyim'den spor malzemelerini alırdım.1960 yılında Mudurnu'yu ziyaret eden Vali Fahri Çıvgın'ı Mudurnusporlu futbolcularca spor kıyafetleriyle karşılanmasını sağladım. Bunu da valinin vilayet bütçesinden bize yardım sağlayabileceği düşüncesiyle yaptım. O gün bir nedenden dolayı Vali beyi karşılamaya katılamadım. Vali bey kendisini karşılayan futbolcuları görünce, kulüp başkanının kim olduğunu sormuş. Benim kulüp başkanı olduğumu öğrenen Vali dükkanıma beni ziyarete geldi ve bana teşekkür etti. Bu ziyareti esnasında da bana kıyafet siparişi verdi. Böylelikle valilerin terzisi oldum. Ayrıca valinin o zamanki ziyaretinden dolayı bizim kulübümüze maddi destek sağlandı.1980 yılına kadar Mudurnuspor amatör olarak devam etti. Askeri yönetim döneminde kongre yapılamayınca Mudurnuspor feshedildi. Bu süreçte de ben Mudurnu Belediye Başkanı oldum. Sonraki süreçte kulüp yeniden faaliyete geçti. Mudurnu Tavukçuluk bir süre destek verdi ama iş epey gevşedi.

***

Mudurnu ilçemizin eşrafından Saffet Öztürk'ü okurlarımıza bir kez daha anımsatalım istedik. Bir kentin dokusunu oluşturan idari, coğrafi yapısı, özgün kültür ve gelenekleri hatta mimari eserleri v.b. faktörlerin yanı sıra o kentin kente mal olmuş insanları, onların kente bıraktıkları temel eserler, sözlü tarih tanıkları neticede insan unsuru da bir o kadar önemlidir.

Bu cümleden yola çıkarak Mudurnu İlçemizin de bugüne gelen örf ve ananelerinin yaşatılmasında, sosyal kültürel yapısının oluşmasında mihenk taşı oynayan insanlardan birisi de Saffet Öztürk

Dün ilk bölümünü okuyucularımızla paylaştığımız Saffet Öztürk'le Başbaşa röportajımızın ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz.

Sayın Öztürk, siyasete nasıl başladığınızı ve siyasi yaşamınızı anlatır mısınız?
1960 yılında Fahri Çıvgın Bolu Valisi oldu. Çıvgın ve kendisinden sonraki Bolu Valilerinin tümü benim müşterim oldular. Bolu'ya bürokratların elbiselerini dikmek üzere gittiğimde Mudurnu'nun işlerini de takip ediyordum. Aynı zamanda Adalet Partisi Mudurnu İlçe Yönetimi'nde çeşitli görevlerde bulunuyordum. Bolu'da köy hizmetleri, karayolları gibi kurumların daire müdürleriyle yakın ilişkilerim oldu. Mudurnu'ya geldiklerinde mutlaka benim dükkânıma uğrarlar ve onlarla Mudurnu'nun işlerini görüşürdük.
Fakat ticari hayatımı hiçbir zaman siyasetle karıştırmadım. 1977 yılındaki mahalli seçimlerde, zamanın valisi Celal Kayacan'ın teşvikiyle, İl Genel Meclisi Üyeliğine aday oldum. Seçim de kazandım. Aynı zamanda CHP İl Genel Meclis Üyeliğine seçilen rahmetli Avukat Yaşar Çetinkaya beyle öyle bir diyalog kurduk ki, parti gözetmeksizin memleketimiz Bolu ve Mudurnu için elimizden gelen gayreti gösteriyorduk. O dönem Abant Turban Oteli'nde İl Özel İdaresi'nin hisseleri vardı. Vali Kayacan'ın önerisiyle Abant Turban Otel'in Bolu İl Özel İdaresi'nin temsilcisi olarak seçildim. İl Genel Meclisi Üyeliğini ve Turban Otel'deki temsilciliğimi üç yıl boyunca başarıyla yürüttüm.

Peki, nasıl belediye başkanı oldunuz?
Ardından 12 Eylül 1980'de askeriye yönetimi devraldı. Bizim de siyasi faaliyetlerimiz durduruldu ama benim siyasetin yanında terziliğimde olduğundan Bolu'yla ilişkilerim devam ediyordu. Bolu'ya yeni atanan zamanın valisi Adnan Darendeller'le samimiyet kurduk ve bana, “Saffet Bey, her ne kadar askeri yönetim sizleri görevden alsa da, sen benim Mudurnu İl Genel Meclisi Üyemsin” dedi ve ekledi: Beraber çalışalım. Bende bunun üzerine kendilerine Mudurnu da yapılması gereken işler hakkında bilgiler veriyordum. Aynı zamanda Adnan Bey'in tavsiyesiyle zamanın sıkıyönetim komutanı Eşref Bitlis Paşa'ya benim belediye başkanı olarak atanmam tavsiye edilmiş ve sıkıyönetim bölge komutanlığının onayıyla Mudurnu Belediye Başkanlığına görevlendirildim. Ve çalışmalarıma başladım.

Belediye Başkanlığı döneminizdeki çalışmalarınız nelerdi?
Bu dönemde Mudurnu'da büyük değişiklikler meydana geldi. Zamanın Danışma Meclisi Üyesi Tandoğan Tokgöz beyin desteği ile Mudurnu'ya bir sene gibi kısa bir süre içinde iyi hizmetler kazandırdık. Zamanın İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner Paşanın, Bolu Valisi Adnan Darendeller ve Tandoğan Tokgöz'ün destekleriyle E-1 Karayolu'nun Mudurnu'dan geçmesini sağladık. Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü'nün talimatıyla Abant-Mudurnu ve Bolu-Mudurnu karayollarının asfaltlanmasını sağladık. Bu zaman içersinde Mudurnu güzelliğe kavuşuyordu. Mudurnu'nun turizme yönelmesi konusunda bende o dönem bir teklif getirdim. Bu teklif o zaman kabul görmüş olsaydı, Mudurnu bugün Safranbolu'nun da, Beypazarı'nın da önüne geçmiş olacaktı. O teklif şu idi: Herkes evinin dışını beyaza boyayacak ve cam çerçeveleri kahverengi olacaktı. Evlerin boyama iskelelerini de Belediye verecekti ama herkes buna olumsuz yaklaştı. Böyle şey olur mu, dediler. Bugün ilçede yürütülen turizm çalışmaları o günlerde başlamış olsaydı, daha güzel bir Mudurnu olurdu. Danışma Meclisi Üyesi olarak bana Mudurnu'ya her türlü desteği veren Tandoğan Tokgöz o dönem milletvekilliğine aday oldu. Ve zaman içinde elimden geldiği kadar kendisine destek verdim ama seçilemedi.

Belediye Başkanlığına yeniden aday oldunuz mu?
Dönemin Valisi Adnan Darendeller, “Saffet Bey aday olma. Çünkü sen hizmet verdin, seni seçmezler“ dedi. Ama ben yinede aday oldum. Seçim sonucunda belediye başkanlığını Selahattin Baysal Bey kazandı. Bende bu süreçte terzilik mesleğime döndüm ama kendi çapımda eski dostlarım sayesinde yine Mudurnu'nun işleriyle uğraşıyordum. Selahattin Baysal Bey belediye başkanlığını arkadaşımız İbrahim Boyacı beye bıraktı ve geçen sürede Sayın Boyacı göreve devam etti. Seçimler geldiğinde devlet bakanı Sayın Kazım Oksay beni belediye başkan adayı olarak ilan etti ama ilçe yönetimi buna itiraz etti. Nedeni benim DYP'de oluşum. Bunun üzerine ön seçim yapılması uygun görüldü ve önseçimi kaybettim. Böylece siyasete noktayı koydum.

Siyasi yaşamınızda unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Rahmet Avni Akyol bey Adalet Partisi'nden milletvekili adayı olduğu zaman, oda rahmetli oldu, Tarık Emil arkadaşımızla bana geldiler, “Saffet bey bize ön seçimde 100 oy lazım” dediler. Bende Adalet Partisi'nde siyaset yaparken delegelere rica ederek, Avni Akyol beye 100 oy verdirdim ve o sene Akyol milletvekili seçildi. Ve Avni Bey bu yardımımı hiç unutmadı. Daha sonra ANAP'tan Milli Eğitim Bakanı oldu. Birçok işimizi halletti. Mudurnu'ya öğretmen evi alımı için uğraşıya girildi ama zamanın ANAP ilçe yönetimi Belediye Başkanı CHP'li diye engelleme yaptı. Bu zaman içinde Mudurnu'nun işlerini çok rahat bir şekilde görebilme imkânım vardı. Çünkü çevrem oldukça genişti. Müşterilerimin birçoğu bürokrasinin önemli isimleriydi. On sene Kızılay yöneticiliği yaptım. Mudurnu'nun kongre delegesiydim. Mudurnu delegesi olarak kongre divanına seçildim. Bugüne kadar Mudurnu'ya gelmiş geçmiş bütün daire müdürleriyle, kaymakamlarla iyi diyalog içindeydik. İlçemizde ayrılan yöneticilerle ilişkimi kesmem. Onların başarılarından dolayı gururlanırım. Eski Emniyet Genel Müdürü ve şu an Kırıkkale Milletvekili olan Oğuz Kaan Köksal Bey, zamanında Mudurnu Kaymakamlığı yaptılar. Kendisi geçenlerde Mudurnu'ya geldiklerinde ilçemize emniyet binası yapılması konusunda yardımcı olacaklarını açıkladılar ve bu sözlerini de geçtiğimiz günlerde başlayan çalışmalardan da anlaşılacağı üzere yerine getirdiler. Belediye Başkanlığı döneminde Belediye'yi teftişe gelen mülkiye müfettişi Hasan Pakir beyin teftişi sırasında müfettiş olan ve şu an Bolu Valisi olan İbrahim Özçimen beyle de bir samimiyetimiz vardı. Hatta kendileri Bolu'ya geldiklerinde beni sormuşlar. Daha sonra Mudurnu'ya geldiklerinde karşılaştık ve hasret giderdik.

Peki, birazda Mudurnu ilçesinin geçmişine uzanalım. Sizin gençlik döneminizde ilçede düzenlenen birikme geceleri hakkında bilgi verir misiniz?
Birikme gecelerinde birbirini seven 20-25 genç bir araya gelir. Birlikte adabıyla içki içerler. Aralarında muhakkak saz heyeti olur. Bir başkan olur. Başkan, tecrübeli bir insandır. Başkan bu toplantılarda geceye katılanları idare eder, gereğinden fazla içene “Yeter artık” diyebilecek kadar görevlidir. Bu organizasyonlar aynı okul gibiydi. Bir gün sabah erken saatte Bolu'da Vali ile randevum vardı. Önceki gecede birikmeye katılmamdan dolayı randevuya geç kaldım. Vali bey neden geç kaldığımı sorduğunda durumu izah ettim ve birikme gecesine katıldığımı söyledim. Bu sözüm üzerine Vali Fahri Çıvgın dedi ki; Mudurnu'ya geleyim de birikmeye beni de götür bir akşam. İbrahim Boyacı'nın evinde birikme gecesi düzenlendi. Vali beyi de davet ettik, katıldı. Çok memnun oldu ve kendisini yine davet etmemizi istedi. Birikme gecelerinin Mudurnu'da ki bir amacı da yetişme çağındaki gençleri kontrol altına almak idi. Bu organizasyonu üstlenen ev sahibi her şeyi hazırlardı.Bu bir gelenekti ve bizden önceki nesil bize bunu aktardı. Ama bu geleneği bizden sonraki nesil alamadı. Bu ortamlara kesinlikle siyaset sokmuyorduk. Çünkü siyaset girdiğinde işin samimi boyutu ortadan kalkıyordu.

Mudurnu'daki 700 yıllık ahilik geleneğine ilişkin neler söylersiniz?
Ahilik hakkında çıraklık dönemimden bilgi sahibiyim. Evvelden kunduracı, terzi gibi insanlar çırak alırlar, yetiştirirler ve bu yetiştirdikleri adamlar sanatı öğrenince ustalarından destur alırlardı. Mesela bir çırak, ustası yetiştiğini söylediğinde duaya çıkılır, duada büyüklerin eli öpülür ve toplanan kalabalığın huzurunda kişinin ustalığı ilan edilir. Ardından da katılanlara ikramda bulunulur. Günümüzde ise ahilik sosyetikleştirildi. Eski insanlar daha iyi yapıyorlardı bu işi. Günümüzde ahilik festivale dönüştürüldü. Bu festival daha dolgun olabilir ama üzerinde çalışma yapmak gerekir.

Sayın Öztürk, açıklamalarınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.


20 Eyl 2011 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.