HÜRRİYET MİSAKI

HÜRRİYET MİSAKI

1944 yılları.

II. Dünya Savaşı sona ermiştir, Cumhurbaşkanı İnönü 1 Kasım 1944 yılı yasama yılı açılış konuşmasında demokratik parlamenter rejim vurgulaması yapar.

Çok partili rejime geçileceğinin sinyalidir bu.

Yine İsmet İnönü 19 Mayıs 1945 tarihli konuşmasında konunun ayrıntılarına girer.

Toprak Reformu tasarısı ise mecliste beklemektedir.

Devlet arazileri, tarıma elverişli getirilmiş araziler, dini vakıflara ait araziler 500 dönümden fazla toprağı bulunan toprak sahiplerinin arazileri kamulaştırılarak topraksız köylüye dağıtılacaktır.

Yine yasanın 17. Maddesinde nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde kamulaştırılacak 500 dönüm üstü toprak kıstası 200 dönüme indirilecektir.

Bu yasa tasarısı hükümetin mecliste çok şiddetli eleştirilmesine yol açar.

Mecliste büyük toprak sahiplerinin sözcüsü konumunda olanlar Aydın Milletvekili Adnan Menderes ve Eskişehir Milletvekili Emin Sazak’tır.

Çok sert tartışmalara rağmen yasa tasarısı mecliste kabul edilir.

Ancak 7 Haziran’da tarihe “Dörtlü Takrir” olarak geçen Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından anayasanın tam olarak uygulanması ve demokrasinin kurulmasını isteyen bir önerge verirler.

“Dörtlü takrir” CHP grubu tarafından ret edildi. Ancak dörtler CHP tarafından cezalandırılmadılar, bu siyasal ortamda ki yumuşamanın bir göstergesi idi.

Yine İsmet İnönü 1 Kasım 1945 tarihli konuşmasında Türk demokrasisin de bir muhalefet partisinin eksikliğine işaret etti.

Ve 1947 yılında planlanan seçimlerde serbest ve doğrudan seçim yöntemlerinin uygulanacağını açıkladı.

Bayar ve İnönü bu konuşmalar üzerine mecliste ikinci bir partinin oluşması için birlikte çalışmaya başladılar.

Neticede 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti kuruldu ve partinin kuruluşu yurtta coşku ile karşılandı.

CHP Mayıs 1946 yılında olağanüstü genel kurula gitti.

Genel Kurulda İnönü’nün Milli Şef” sıfatı kaldırıldı tek dereceli seçime gidilmesi kararı alındı, yeni basın yasası ve üniversitelere kısmi özerlik getiren yasaların kabul edilmesi kararlaştırıldı.

Ancak seçimler Demokrat Partilileri hazırlıksız yakalamak öngörüsü ile Temmuz 1947’den, Temmuz 1946’ya alındı.

TEMMUZ 1946 SEÇİMLERİ

DP seçimleri boykot etmeyi düşünse de sonunda katıldı ve 465 sandalyeden 62’sini kazanmayı başardı.

Ancak seçimlerin sonuçları çok tartışıldı.

Seçim usulleri kusursuz olmaktan çok uzaktı.

Oy kullanırken gizlilik esası yoktu, aksine oylar sayılırken sandık görevlileri sayımı gizli gerçekleştirdiler.

Seçimleri eleştirmek bir hükümet bildirisi ile yasaklandı.

Kamuoyunda DP’ye ilgi oldukça fazla idi

CHP ya Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası örneklerinde olduğu gibi muhalefeti susturacak, tek partili döneme tekrar dönüş yapacaktı ya da yola devam edecekti.

İsmet İnönü ikinci yolu tercih etti ancak Başbakanlığa sertlik yanlısı Recep Peker’i atadı.

Peker sertlik yanlısı olmasının ötesinde aynı zamanda tek parti iktidarının devamından yana idi.

İki parti arasında çelişkiler giderek derinleşmekte, mecliste tartışmalar şirazesinden çıkmak üzere idi.

DP grubu sıkça meclisi terk ediyor.

Hatta meclisi boykot ediyorlardı.

Bütçe tartışmalarında gerilim olağanüstü boyutlardaydı.

Öte yandan sertlik yanlısı Recep Peker hükümeti hayatın her alanında DP üyeleri üzerinde baskıyı daha bir ağırlaştırmıştı.

HÜRRİYET MİSAKI

Ocak 1947’ de DP ilk genel kurulunu gerçekleştirdi.

Kongrede DP ”HÜRRİYET MİSAKI” adını verdikleri bir vesikayı kabul ettiler.

“Hürriyet Misakı” na göre,

Recep Peker Hükümetinin anti-demokratik yasaları geri çekmemesi durumunda, sertlik politikalarını devam ettirmeleri durumunda DP milletvekillerine meclisi terk etme, boykot etme iznini veriyordu.

CHP dış dünyaya çok partili hayata geçtiklerinin müjdesini vermiş, Amerikan yardımlarına ihtiyaç duyan bir ekonomi politika izliyordu.

DP’nin bu tehdidi işe yaradı “Hürriyet Misakı” işe yaradı.

İlişkilerin kopmasını istemeyen İnönü Peker ve Bayar ile ayrı ayrı görüştükten sonra tarihe “12 Temmuz Beyannamesi” olarak geçen beyanname ile muhalefete meşruiyet getirdi.

Devlet bürokrasisinden tarafsız olmalarını istedi.

Bu müdahale CHP’de sertlik yanlılarının tasfiyesi anlamına geliyordu.

Recep Peker derhal istifa etti, yerine Dışişleri Bakanı demokrasi konusunda o yılların azami kültürüne sahip Hasan Saka getirildi.

Reform politikalarına devam edildi,

Türkiye Demokrat Partiye tek başına iktidarın önünü açan 1950 seçimlerine işte bu nispi demokratik ortamda gitti.

Kıssadan hisseyi hep birlikte çıkaralım isterseniz,

Tepkisiz 2014 CHP MYK’ sı daha neyi bekliyor, düşünüyor bir soralım isterseniz!

22.05.2014

22 May 2014 - 00:00 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.