Maddi ve manevi temizlik zekat-1

Maddi ve manevi temizlik zekat-1

Maddi ve manevi temizlik zekat-1
Haber albümü için resme tıklayın

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hâl ve övgü gibi anlamlara gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir.

Zekât da namaz gibi bütün peygamberlerin tebliğinde var olan bir ibadettir. Hz. Muhammed'in peygamber gönderilmesinden sonra Müslümanlara hicretin ikinci yılında Medine'de farz kılınmıştır.

Zekât, ayet ve hadislerde namazla birlikte zikredilir. Bu, zekâtın dinimizdeki yerini ve namaz ile zekât arasındaki kuvvetli bağı ifade eder.

Zekât vermek, namaz ile birlikte kendilerine cennet vaat edilen muttaki ve muhsin müminlerin en önde gelen niteliğidir.(Mâide, 55; Müminûn, 1–8)

Zekât, cimrilik ve bencillik gibi kişiyi kötü huylardan korur, malı temizler. Zekât, toplumda yardımlaşma ve dayanışma duygularını artırır, sosyal patlamayı önler. Zekât, zengin ile fakiri birbirine yaklaştırır, servetin zenginlerin ellerinde bir güç olmasını, (bk. Haşr, 7) fakir ve muhtaçların sermaye düşmanlığını önler. Zekât, zengin ile fakir arasında bir köprü kurar, sevgi ve kardeşliği pekiştirir.

Diğer taraftan zekât, servetin atıl bekletilmesini önler ve iktisadî hayata katılmasını sağlar.

Zekât, fakirin hakkıdır. (bk. Zâriyât, 19) Zekâtını vermeyenler fakirin hakkını haksız yere yemiş ve büyük günah işlemiş olurlar. Zekâtın verilmemesi, malı manen kirlettiği gibi Allah'ın gazabına da sebep olur. (bk. Tevbe, 75–77)

Zekâtı verilmeyen malın bereketi olmaz. Zekâtı verilmeyen mal, ahirette kişinin aleyhine olur. Şu ayet ve hadisler zekât vermemenin vebalinin ne kadar büyük olduğunu ifade etmektedir:

“(Ey Peygamberim!) Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. O gün, biriktirdikleri cehennem ateşinde kızdırılacak, alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, 'İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi, tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı!' denilecektir.” (Tevbe, 34–35)

“Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmrân, 180)

“Allah, bir kimseye bir mal verir de bu kişi zekâtını vermezse, kıyamet gününde o mal onun önüne, gözlerinin üstü noktalı, zehirin fazla oluşundan dolayı tüysüz, son derece korkunç, yaşlı bir erkek yılan olarak çıkarılır. Bu yılan o kimsenin boynuna dolanır, avurtlarından yakalar, sonra adama 'ben senin malınım, ben senin hazinenim' der.” (Buhârî, Zekât, 3, II, 111)

“Altını, gümüşü olup da fakirin hakkını vermeyen kişinin bu biriktirdiği mal, kıyamet günü cehennemde toplanır ve kızdırılarak, yanı, alnı ve sırtı dağlanır. Soğudukça tekrar kızdırılır. Bu, elli bin yıl sürecek kıyamet gününde bütün insanların hesabı görülüp, gideceği yer belli oluncaya kadar devam eder.” (Müslim, Zekât, 24, I, 680)

“Sığırı, davarı olup da fakirin hakkını vermeyen kişi, kıyamet gününde, geniş ve düz bir alana konulur, zekâtını vermediği hayvanlar boynuzlarında bir kıvrıklık ve kırıklık olmaksızın her şeyi tam olarak gelir ve sahiplerini boynuzlarıyla süser, tırnaklarıyla çiğner. Biri geçtiğinde diğeri gelir. Bu, elli bin yıl sürecek kıyamet gününde bütün insanların hesabı görülüp, cennete mi cehenneme mi gideceği belli oluncaya kadar devam eder.” (Müslim, Zekât, 6, 24, I, 681)

***

Kul nâfilelerle bana durmadan yaklaşır, nihayet onu severim. Bir kere de onu sevdim mi, artık o kulumun işiteceği kulağı olurum, göreceği gözü olurum. (kudsi hadis)

Allahü teâlâ refîktir. Yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeye vermediğini, yumuşak davranana ihsân eder.

***

EY RABBİM

Öyleyse Eyy Rabbim

Varlığımı aşkına armağan eyle

Yak beni aşkının ateşinde

Al beni bu rüyadan

Al beni bu dünyadan

Bu kırılgan varlığımı ebedi baharına toprak eyle

***

SİZDEN GELENLER

Sorularınızı [email protected] adresine göndererek cevaplarını sayfamızda okuyabilirsiniz.

Soru : Şeker hastasıyım, ramazan orucumu da ihmal etmek istemiyorum. Sair günlerde nafile oruç tutmak istediğimde öğlen namazının 1 saat kadar öncesine kadar niyet edebileceğimi öğrenmiştim.

Sabah kalktığımda kendimi iyi hissediyorsam oruca niyet edip tutabiliyordum. Şu sıralar yine bedenen kendime güvenemiyorum. Ramazan orucum içinde niyet açısından böyle bir kolaylık var mı?

Cevap: Ramazan orucu farz ibadetlerdendir. Bile bile Ramazan orucunu tek etmek büyük günahtır. Niyet orucun şartlarındandır. Niyet zamanı itibarıyla oruçlar ikiye ayrılır. Bu bilgiye göre hangi oruca ne zaman niyet edebileceğimizi öğrenebiliriz.

1.Güneşin batışından itibaren gündüz kuşluk vaktine kadar niyet edilenler:

Ramazanda tutulan oruçlar

“Şu gün tutacağım” diye günü belirlenen adak oruçları

Nafile olarak tutulan oruçlar

2-İmsak vaktinden önce geceleyin niyet edilmesi gerekenler:

Kaza oruçları (Ramazan orucunun kazası veya başlanıp da bozulmuş olan nafile bir orucun kazası)

Zamanı belirlenmemiş olan (şu işim olursa 3 gün oruç tutacağım diye) adak oruçları

Soru: selamün aleyküm hocam.15 yaşında kansere yakalanıp 18 yaşında vefat eden kızımın hastalık esnasında tutamadığı 3 yıllık oruçları için ne yapmalıyız..?

Cevap: Üç aylık yani yaklaşık doksan gün için fidye/sadaka verebilirsiniz. Bir fidye miktarı buğday, arpa, üzüm , hurma gibi yiyeceklerden belli bir miktardır ancak bir kişiyi sabah akşam doyuracak bir meblağ veya yiyecek olması daha güzeldir. 2010 yılında Türkiye için bir fidye 7 liradır. En az 10 liradan hesap etmeniz daha uygun olur.

Soru :Hocam benim bebeğim küçük olduğu için süt vermek zorunda olduğum için oruç tutamadım, onun yerine bir yetime ya da öksüze parasını versem olur mu? Verirsem de ne kadar vermeliyim?

Şimdiden teşekkür ederim hocam Allaha emanet olun.

Cevap:Süt emziren bayanlar kendilerinin rahatsız olmalarından ya da emzirmediği takdirde çocuğuna bir zarar gelmesinden korkarlarsa oruçlarını tutmayıp kazaya bırakabilirler. Ramazan'dan sonra müsait oldukları günlerde -çocuğunu sütten kestiği dönemde de olabilir- tutamadığı oruçları gününe gün kaza eder.

Eğer tutamayan annenin sağlığı yerindeyse orucunu kaza etmesi gerekir, fidye veremez. Fakat sağlık durumu çok ağır olur ve oruç tutarsa kendisine bir zarar geleceğinden endişe edilirse fidye verir. Bu da tutamadığı her bir gün için bir fakiri doyurarak yerine getirilir. Fidyenin asgari miktarı her sene Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanmaktadır. Yukarıdaki hususlar göz önüne alınarak hareket edilmeli, oruç ibadetine azami gayret gösterilmelidir.

***

ORUÇLU OLAN KİMSENİN, ABDEST ESNASINDA AĞZINA SU VERİRKEN BOĞAZINA SU KAÇARSA ORUCU BOZULUR MU?

Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçsa; oruçlu olduğunu hatırlamadan ağzına su almışsa ittifakla orucu bozulmaz. Oruçlu olduğunu hatırladığı takdirde ağzına su verirse Hanefi mezhebine göre orucu bozulur. Bilahare bir gün kaza etmek zorundadır.

Şafii mezhebine göre ise oruçlu olduğunu bildiği halde mübalağa yapmadan ağzına su almış ve boğazına kaçmışsa orucu bozulmaz. Amma mübalağa etmiş ise orucu bozulur. Yalnız abdest ve gusül gibi mecburi olan şeylerden başka bir maksat için ağzına su verirse mutlaka orucu bozulur.



06 Ağu 2011 - 00:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.