'Çok zor günlerden geçiyoruz'

KESK Yürütme Kurulu adına konuşan KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, öğretmenler olarak çok zor günler geçirdiklerini belirterek; "17 Aralık’ta Ankara’da 'Seçim Bütçesi Değil, Halktan-Emekten Yana, Geçim Bütçesi İstiyoruz Mitingi' gerçekleştiriyoruz” dedi.

+2
Haber albümü için resme tıklayın

TBMM’de 2023 yılı bütçe görüşmelerinin yapıldığı şu günlerde Bolu’ya gelen KESK Yürütme Kurulu adına KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, öğretmelerin zor durumda olduğunu ve çok zor günlerden geçtiğini belirterek;

“Enflasyondan işsizliğe, yoksullaşmadan ekonomik durgunluğa kadar hayatlarımızı her alanda kâbusa çeviren kapsamlı kriz bitmek bilmiyor. Her güne yeni zamlarla uyanıyoruz. Artan hayat pahalılığında maaşlarımız, ücretlerimiz mum gibi eriyor”

dedi. 

Bozgeyik, açıklamasını şöyle sürdürdü;

Ülkeyi yönetenler “Gelişmiş ülkelerde bile raflar boş, dünya hatta gelişmiş batı ülkeleri bizi kıskanıyor” nutukları atıyorlar. Evet, ülkede market rafları dolu ama bizim cüzdanlarımız, ceplerimiz boş. Marketleri, pazarları artık müze gezer gibi dolaşıyoruz. Raflardaki her şey el yaktığı için bakıp, bakıp çıkıyoruz. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz olduk. Kış kapıya dayandı. Doğalgaz, elektrik faturası kâbusumuz yeniden başladı.
İşsizlik kronik hale geldi. İşsizlerin sayısı 8 milyona yaklaştı. Neredeyse her evde bir işsiz var. İşsizlik en çok kadınları ve gençleri vuruyor.  Şanslı olup, çalışacak bir işi olanlardan ise açlık sınırı altındaki bir asgari ücrete kölece çalışması bekleniyor. Çalışan her iki kişiden biri asgari ücret alıyor. Diğerinin ücreti-maaşı ise asgari ücrete her yıl daha fazla yaklaşıyor. Her dört kişiden biri sosyal yardımlar olmadan hayatını asgari ölçüde dahi idame ettiremiyor. Gelir adaletsizliği derinleşiyor. Toplumun en zengin yüzde 1’i toplam servetin yüzde 41’ini elinde tutuyor. %99’u olarak bizler ise geriye kalan yüzde 59’u paylaşıyoruz. Geldiğimiz noktada Türkiye “Asgari Ücretliler Ülkesi”ne dönüştürülmüş, emeğin milli gelirden aldığı pay son yirmi yılın en düşük noktasına inmiştir. Her şey bir yana ülkemizin enflasyon ve işsizlik oranlarının toplamından oluşan Küresel Sefalet Endeksinde dünya liderliğine yükselmiş olması her şeyi zaten fazlası ile anlatıyor. 

Peki, bu duruma nasıl geldik?

Maaşlarımız, ücretlerimiz yıllardır hiç birimizin inanmadığı TÜİK sanal rakamlarına göre artırıldı. Yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı ile ilgisi olmayan bu sanal rakamlar özellikle ücret zammı dönemlerinde daha da aşağı çekildi. Seçim dönemleri öncesinde ise ağzımıza bir kaşık bal sürmek adına bu sanal rakamların birkaç puan üzerinde artışlar yapıldı. Ama hem iğneden ipliğe her şeye hem de bizden alınan vergilere bu rakamların çok üzerinde zamlar yapıldı. Sonuçta dün aldığımızı bugün alamayacak hale geldik. Satın alma gücümüzü kaybettik, gittikçe yoksullaştık.

Yine bir seçim arifesizdeyiz

Karşımızda yaklaşan seçimlerde koltuğu kaybetme tehlikesi gittikçe artan bir iktidar var. Bunun için yıllardır hayata geçirdikleri taktiğe bir kez daha sarılıyorlar. 2023 bütçesini halk için “kesenin ağzının açılacağı” bir bütçe gibi göstererek seçim yatırımına dönüştürmeyi hedefliyorlar. Bu hedef için seferber edilen yüzlerce medya kuruluşu her gün “yeni yılda asgari ücretliye, emekliye, memura yüksek oranlı zamlar yapılacak” haberleri yapıyor. Buradan emeği ile geçinen tüm kesimleri, yurttaşlarımızı uyarıyoruz. Bugüne kadar onlarca, yüzlerce defa hayata geçirilen bu oyunu bozmaya çağırıyoruz. Bugüne kadar bize ne zaman kaşıkla bir şey verseler kepçe ile geri aldılar. En son sene başında “tarihi artış yaptık” dedikleri asgari ücrete temmuz ayında tekrar artış yapmak zorunda kaldılar. Buna rağmen asgari ücret iki ay bile geçmeden açlık sınırının altında kaldı. Asgari ücretle alınan ekmek sayısı bir yıl olmadan 312 adet, dolar miktarı 90 dolar eksildi. Sadece asgari ücret değil, tüm ücret ve maaşlar hızla buharlaştı. Yine sene başında “asgari ücrete gelir vergisi muafiyeti getirdik, tüm ücretliler bu muafiyetten yararlanacak” dediler. 

Peki, ne oldu?

Senenin ortasında ek bütçe yapıp hem gelirleri hem giderleri bir katladılar.  Ancak gelir vergisi dilimlerini bir kuruş bile artırmadılar. Hepimiz birkaç ay içinde ikinci vergi dilimine girdik. Önemli bir bölümümüz ise üçüncü vergi dilimine girdik. İşin özü gelir vergisinde asgari ücret muafiyeti ile kaşıkla verdiler, ama hepimizi gelir vergisi ile dilim dilim soymaya devam ettiler. Şimdi TBMM’de görüşmeleri devam eden bütçe ile yine bir kez daha aynı oyunu kuruyorlar. Yirmi yıllık iktidarlarında büyütüp içinden çıkılmaz hale getirdikleri sorunları yarım yamalak düzenlemeler yaparak seçim yatırımı haline getirmeye çalışıyorlar. Yıllardır “amasız, fakatsız, koşulsuz kadro” talebi için mücadele eden sözleşmelilere ara bir formül olarak yarım yamalak bir 3+1 sistemi öneriyorlar.Geçici, istisnai bir istihdam olması gereken sözleşmeli istihdamı eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm asli ve sürekli tüm kamu hizmetlerini de kapsar hale getiren de bu iktidar. Kamuda kadrolu alımı neredeyse bitirme noktasına getirip sözleşmeli istihdamı şişirip, sözleşmeli istihdamı 5 kat artıran da bu iktidar. 9 yıl önce kamuda istihdam edilen her 100 kamu emekçisinden 4’ü sözleşmeli personel iken bugün her 100 kamu emekçisinden 16’sını sözleşmeli personel haline getiren de bu iktidar.
Buna rağmen bırakalım ücretli öğretmenler, vekil ebeler, taşeron istihdam edilenler başta olmak üzere yüz binlerce çalışanı her dört sözleşmeliden birini dahi kapsam dışında tutan bir düzenlemeyi “müjde” olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Üstelik bundan sonra kamuya alınacak yeni işe başlayacak tüm kamu emekçilerini 4 yıl boyunca eşit işe eşit ücret, iş güvencesi, tayin hakkı başta olmak üzere temel haklarından mahrum hale getirmek, amirinin insafına bırakmak istiyorlar.
Daha birkaç yıl önce bizzat Cumhurbaşkanı tarafından “çift dikiş” denilerek hakaret edilen milyonlarca EYT’li aylardır çözüm bekliyor. İşvereneler kıdem tazminatını düşük tutmak için EYT’lileri patır patır işten çıkarmaya başladı. Ama iktidar bir taraftan işverene hazine garantili kredi açarken diğer taraftan hala ETY’lilerin emekli maaşını düşük tutmanın hesaplarını yapıyor.
Dün TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinden sonra “enflasyon düşüyor” propagandasına başladılar.Oysa hepimiz biliyoruz ki enflasyon ve hayat pahalılığı birbirinden farklıdır. Enflasyon fiyatlar genel seviyesinin artış hızıdır. Hızı düşse de enflasyon dolayısıyla hayat pahalılığı artmaya devam etmektedir. Enflasyonun düşmesi için eksiye inmesi gerekiyor. Oysa dün yıllık enflasyon sadece yaklaşık 1 puan hız kaybetmiştir. En önemlisi bizler için, halk için en önemli kalem olan gıda enflasyonu son bir ayda %5,75 artarak yıllık %102,55 seviyesine çıkmıştır. Üstelik bu rakamlar yaşanan gerçek hayat pahalılığının en az yarısını yutan TÜİK’in rakamlarıdır. Hedef her zaman olduğu gibi TÜİK vasıtası ile enflasyonu düşük gösterip milyonlarca kamu emekçisinin, emeklinin, işçinin, asgari ücretlinin ücret artışlarını da düşük tutmaktır.
Asgari ücret açlık sınırının altında. Milyonlarca işçi emeklisi sadece 3.500 TL ile ayakta kalmaya çalışıyor. Yirmi yıl önce asgari ücretin 3,5 katı olan ortalama kamu emekçisi maaşı bugün asgari ücretin 1,5 katına indi. Yirmi yıl önce asgari ücretin 3 katı olan ortalama kamu emekçisi emeklisi maaşı bugün asgari ücrete yaklaştı. Buna rağmen iktidar bir taraftan bizim maaşlarımızı, ücretlerimizi sahte TÜİK rakamlarının birkaç puan üzerinde arttırmayı vaat ediyorlar. Diğer taraftan tüm yükü ücretli kesimler, dar gelirliler olarak bizim omuzlarımıza yıkılan vergileri, faiz giderlerini geçen yıla göre en az bir buçuk kat artırıyorlar. Yani bir cebimize birkaç kuruş koymayı vaat ederken diğer cebimizden çok daha fazlasını alıyorlar. Üstelik cebimizden alacakları vergilerin bize yol, su, elektrik olarak dönmeyeceğini daha baştan söylüyorlar. Açık açık “sizden aldığımız, ücretlerinizden kestiğimiz vergileri toplumun %1’ini bile oluşturmayan bir avuç zengine, patrona, teşvik, vergi affı olarak aktarcağız diyorlar. 

07 Ara 2022 - 16:24 Bolu- Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.

01

Memur - Terörle arasına mesafe koyamayan , doğu ve güneydoğu da PKK sever, batıda Atatürk sever bu yönetime okulumda gerekli tepki gösterilmiştir. Öğretmenlerime teşekkür ediyorum.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 07 Aralık 18:26