Zehirlenme olayına farklı bakış

Gazeteye uğramıştım. Haber merkezinde endişeli bekleyiş, yoğun telefon trafiği, muhabirlerin köy ve hastane arası bilgi peşinde koşuşturması derken neler oluyor demeye kalmadan üzücü olayı öğrendim. Gazetemiz muhabirlerinin edindiği bilgiler ile Valilikten gelen bilgileri derlediğimde durumun vahametini anlamam zor olmadı…

Sağlık İl Müdüründen aldığımız bilgi yüreğimize su serpse de gelişmeleri takip edince durumun kontrol altında falan olmadığını da anlamış oldum. Öncelikle, çocukların özellikle küçük yaştaki çocukların maruz kaldığı salgınla ilgili çeşitli bilgiler olsa da genel tablo gıda zehirlenmelerinde sık gördüğümüz mide bulantısı, ateş, kusmadan ibaret gibi düşünmüştüm…

Ama bulgulara kanlı ishal ve şuur bulanıklığı da eklenince üstelik böbrek yetmezliği de eşlik edince, vaka sayılarındaki hızlı artış ile birlikte beni de aldı bir telaş. Çocuklar burada ilk müdahalesi yapıldıktan sonra çevre illere de sevk edildi. Çaydurt Yuva Köyünde yaşanan salgın hepimizi endişelendirdi açıkçası. Köyde neden kaynaklandığı henüz bilinmese de araştırmalar devam ediyor ama ben konuyu farklı açılardan irdelemek istiyorum…

1 Sağlık boyutu; İnternetten şöyle biraz araştırdım. Doktorlarsitesi.net adlı sitenin paylaşımları dikkatimi çekti. Hastaneye ilk gelen hasta 2.5 yaşında, ishal, böbrek yetmezliği, kan sayımında bozulma, bilinç de dalgalanma bulgularına rastlanıyor. İlk acil müdahale yapılıyor, HÜS (hemolitik üremik sendrom)tanısı ile sevk ediliyor. Akşam saatlerinde benzer tabloyla farklı hastalar geliyor. Ender görülen ve ağır seyreden bu tablo sonrası yoğun bakım ve diyaliz ihtiyacı oluşuyor. Ankara tıp yoğun bakıma sevkler başlıyor. İlimizdeki bu gelişmeler sonrası doktorların yoğun destekleri ile çocuklar hızla tedaviye alınıyor. Bu arada hastaneye yatışlar hızla artıyor. Yaşananların basit bir zehirlenme olmadığını hekimlerin üstün gayreti neticesinde öyleymiş gibi geliştiğini fark ettim. Hepsine sonsuz teşekkürler.

2 Hastalığın teşhisi; ‘Hemolitik Üremik Sendromu’ (HÜS). Tabi ki doktor değilim ama araştırdım. Kılcal damar kanaması sonucu anemi, akut böbrek yetmezliği ve düşük trombosit seviyesi ile tanımlanıyor. En sık görülen şekli kanamalı ishal yapan bakteri…

Nedenine gelince; Bu bakterinin rezervuarı evcil hayvanlar olduğu belirtiliyor. Az pişmiş et ya da pastörize edilmemiş sütle ve pis sularla bulaştığını belirtiyor kaynaklar…

3 Yazarın fikri; Doktor arkadaşlarımdan, internetten, Sağlık müdürlüğünden bazı arkadaşlarımdan aldığım bilgiye dayanarak şunu söyleyebilirim; Kurban Bayramın da ulu orta kesilen kurbanların atıklarının suya karışmasıyla salgın meydana geldiği düşüncesi oluştu bende. Köy yerinde geleneksel kurban kesimi açılan çukurun içine akıtılan kan, aynı çukura gömülen hayvan atıkları ve sonrasında yağan yağmur nedeniyle içme suyuna karışan bakteri.

Kurban kesim şekline, geleneklere, alışkanlıklara laf etmek istemem ama toplum sağlığını tehdit eden hiçbir şey bana ibadet olarak gelmez…

Bu süreci canla başla götüren sağlık personeline ve doktorlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Belki de tek tesellimiz can kaybının yaşanmamış olması onların sayesinde.

Valilik zamanında ve doğru bilgi verse de bilgi kirliliğinin önüne geçilse ve tekrarı yaşanmaması için gerekli uyarıları ve bilgilendirmeleri yapsa çok daha başarılı bir süreç yaşanacak. Çünkü ‘geçmiş olsun Çaydurt’ sözleriyle geçecek gibi görünmüyor.

Sağlıklı günler…

Bu yazı toplam 5613 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum