İSLÂM’I BÖYLE KATLETTİK

Yazının başlığı son dönemde okuduğum ve de çok etkilendiğim bir kitabın adıdır. Kitabı ilahiyatçı hemşerimiz Sadık Güner yazdı. Daha öncede birkaç kitabını bu köşeden tanıttığım Sadık Güner, her yeni kitabıyla Türk düşünce hayatına yeni bir boyut kazandırmakta, son yıllarda başlatılan “vahye dayalı İslâm” hareketine önemli fikri katkı sağlamaktadır.

Sadık Güner Akçakocalıdır. İnsan karakterine coğrafyanın etkisi reddedilmez bir gerçektir. Yetiştiği bölgede bir taraftan Kara Denizi görmüş enginlerin, uzakların gerçeğini hissetmiş; diğer taraftan ayağının altındaki uçurumun gerektirdiği dikkat ve cesareti hiç gözden uzak tutmamıştır. Bu iki coğrafi ortam ondaki uzak görüşlülüğün ve cesaretin kaynağını teşkil etmiş, düşünce hayatının genel karakteri haline gelmiştir. Bu karakter sağlam ve cesur bir kalemin oluşmasını sağlamıştır. Onun cesareti ayrıca konuya hâkim olmasından, konu ile ilgili derin bilgisinden ve kaynakları taramasından, İmanına olan samimi ve ihlâslı bağlılığından, benimsediği Hanefi-Maturidi mezhebinin nassa parelel akla yer vermesinden de kaynaklanmaktadır. Sadık Güner’in geçmişe saygısı onları değerlendirmeye almasına, onların düşüncelerini yargılamasına ve de kendi özgün düşüncelerini ortaya koymasına engel değildir. Bu nedenle o erişilmez, ulaşılmaz ve de dokunulmaz kabul edilmiş kişilerin bazı konulardaki görüş ve düşüncelerini rivayet etmekle kalmamış; dirayetle kendi düşüncelerini de gündeme taşımıştır. Böyle olunca da bunalmış günümüz insanına gerçek ve güvenli bir çıkış yolu olan eserleri vücut bulmuştur.

Sadık Güner kitabına radikal bir isim seçmiştir. Ona göre İslâm, peygamberimizin (S.A.) irtihalinden hemen sonra başlayan yanlış uygulamalarla katledilmiştir. Onu katleden el maalesef ona en yakın olanlardan gelmiş, Peygamberimizin yirmi üç yılda yerleştirdiği sağlam itikat ve cahiliye dönemi sosyal hayatına geri dönüşler onlarla başlamış, İslâm’ın bünyesine girmiş yeni milletlerin kültürleri ile bu durum hız kazanmış ve İsrailiyat ( Yahudi- Hıristiyan inançları) sızmalarıyla hayati darbelerle günümüze ulaşmıştır. Sadık Güner bu sebeplerle yaşadığımız İslâm’ın Kur’an İslâm’ı olmadığını haklı olarak iddia etmektedir. “Bu İslâm Kur’an’da yok” adında daha önce yayınlanmış kitabı bu iddialarını topladığı konulardan oluşmaktadır.

Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim selefleri İncil ve Tevrat’ın akıbetinden kurtulmuş, ona herhangi bir insani müdahalede bulunulmamış, ilave ve eksiltmeler yapılmamıştır. Buna rağmen bir kısım hükümlerinin geçersiz kılındığı yazarımız Sadık Güner’in iddialarının mihverini oluşturmaktadır. Bunun Nesih denilen yolla yapıldığı bütün İslâmi kaynaklarda mevcuttur. Nesih Kur’andaki bazı ayetlerin hükmünün diğer ayetlerle veya uydurulmuş hadislerle geçersiz sayılmasıdır. Yazarımıza göre Kur’an ayetlerinin diğer bazı ayetlerle hükmünün geçersiz sayılması ( nesh edilmesi) doğru değildir. Hele de Kur’an ayetlerinin hadislerle neshedilmesi hiç mümkün değildir.

Peygamberimizin (S.A.) irtihalinden hemen sonra cahiliye kültür ve geleneklerine ilk dönüş halifelerin seçimiyle başlamıştır. Yazarımız halifelerin kişiliklerine derin saygı duymakla birlikte seçilme usül ve kurallarına karşı çıkmakta, halife olarak seçilenlerin tercihlerindeki kıstaslar İslâm’ın şiddetle karşı çıktığı değerlerle yapılmıştır diyerek görüşünü dile getirmektedir. Halife seçimindeki bu sapmalar İslâm âleminin bölünüp parçalanmasına ve günümüze kadar bir bütünlüğün sağlanamamasının temel sebebi olarak değerlendirmektedir. Bundan sonra ihtilaflı bütün konuların mayalanma mekânı bu geri dönüş olarak ele alınmakta ve konular detaylarıyla geniş bir şekilde anlatılmaktadır. Sırasıyla imana dair meseleler ( Şirk, şefaat, büyü ve falcılık, kader) konuları bu başlık altında işlenmektedir. Kitabın ikinci bölümü muamelata dair konuları ihtiva etmektedir. Bu ana başlık altında Savaş kuralları, Kölelik ve cariyelik hukuku, Kabile asabiyeti (Irkçılık), Kadın, nikâh ve boşanma konuları ve günümüzde en çok tartışılan faiz konusu ele alınmakta en geniş şekilde tartışılmakta ve sapmalar gün ışığına çıkarılmaktadır. Cezalara dair meselelerin incelendiği üçüncü bölümde ise kısas konusu ele alınmakta cahiliye dönemi kısas uygulaması ile Kur’anda kısas konusu mukayese edilmekte ve geleneksel İslâm fıkhındaki kısas anlatılmaktadır. Kitaba konu ile ilgili olmamakla birlikte bir de özel bölüm eklenmiştir. Bu özel bölümde günümüzün en çok tartışılan hadis meseleleri ele alınmakta, hadis konularıyla ilgili değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu konulara ilgi duyan bütün mü’min kardeşlerime kitabı tavsiye ederim. Kitabı edinmek isteyenlerin “kdy.kitapyurdu.com” adresinden temin etmeleri mümkündür.

Başka kitap tanıtımlarıyla buluşmak üzere kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 645 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum