İSTİKLÂL MARŞIMIZA KARŞI ANLAMSIZ TUHAF TAVIR

Geçtiğimiz 24 Haziran Cuma günü şehrimizde önemli bir toplantı vardı. Günlerdir camilerde yapılan duyurular ve asılan pankartlarla ilân edilen bu toplantıya halkımız davet ediliyor ve katılımın kalabalık olmasına gayret gösteriliyordu. İlimiz ve ilçelerinde gösterdikleri üstün gayretle hafızlıklarını tamamlayan 285 gencimizin hafızlık töreni ve kutlama faaliyetleri için düzenlenen toplantı Karaçayır nikâh salonunda yapılacaktı.

Adı geçen tarihte yapılan bu toplantıda Diyanet İşleri Başkanlığı yüksek düzeyde temsil edildi. Ayrıca ilimiz devlet protokolü de toplantıda bulundu. Çalışmalarını başarıyla tamamlayan 285 yeni hafızımızla birlikte onların bu mutluluğunu paylaşmak isteyen anne, baba ve yakınları; toplantının sevabına nail olmak isteyen duyarlı vatandaşlarımız törene yoğun ilgi gösterdi.

Buraya kadar her şey güzeldi ve planlandığı gibi gitti. Ancak katılımcılar tarafından bir eksiklik hemen hissedildi. Belki de programın aksamasından endişe duyulduğu için bu eksikliğe ses çıkarılmadı ama toplantıdan sonra kınama mahiyetinde dedi kodular Bolu kamuoyunda yayılmaya başladı. Çünkü toplantıda İstiklâl Marşımız okunmamıştı. Konu gazetelere yansıdı ve kınamalar yazılı basına düştü.

İşin doğrusunu öğrenmek için Sayın müftümüzle telefonla görüştüm. Kısa da olsa faydalı ve konuya açıklık getiren bir konuşma olduğunu belirtmek isterim. Konuşmamızın tümünü buradan aktarmaya gerek görmüyorum. Yazılmasını da doğru bulmuyorum. Ancak konu hakkında halkımızın bilmesinde fayda gördüğün bölümleri okuyucularımla paylaşmak isterim.

Konu hakkında müftülük çevresinden yaptığım ilk tespitlere göre bana unutulduğunu söylediler. Bunun doğru olup olmadığını Sayın müftümüze sordum. Bana bu duyumun doğru olmadığını ifade etti. İstiklâl Marşımızın neden okunmadığını ise iki sebebe bağladı. Bunlardan birincisi kapalı salonda yapılan dini toplantılarda İstiklâl Marşı söylemeye lüzum görülmemesi, ikincisi ise daha önce yapılmış bu tür hafızlık törenlerinde İstiklâl Marşının söylenmemiş olmasıdır.

Kendilerince geçerli olan bu iki sebeple ilgili olarak söylediğim itirazlarımı ise suskunlukla karşıladı. Öncelikle bu toplantının dini bir toplantı olmadığını, konusu din olan bir resmi toplantı olduğunu, dolayısı ile bütün resmi toplantılarda olduğu gibi bu toplantıda da İstiklâl Marşımızın okunması gerektiğini söyledim. Toplantının kapalı salonda yapılmasının bu gerçeği değiştirmeyeceğini de ifade ettim. Doğrusunu söylemek gerekirse bu itirazıma ikna edici bir cevap vermedi. Daha önceki bu tür toplantılarda İstiklâl Marşımızın okunmamasının geçerli bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, geçmişteki hatalı uygulamaların yaşatılmasından ziyade düzeltilmesinin daha doğru olacağını söyleyerek can alıcı sorumu sordum. Bütün bunlara rağmen İstiklâl Marşımız okutulsaydı ne olurdu? Dedim. Bana çok samimi olduğuna inandığım bir ses tonuyla şu cevabı verdi “Çok iyi olurdu. En azından bu tür gereksiz tartışmaların önüne geçmiş olurduk”

Sayın müftümüzün bu iki cümlelik cevabı içinde büyük anlamlar sakladığını, derin pişmanlıkların itirafını ve olanlardan büyük üzüntü duyduğunu anlamayan okuyucumuzun olduğunu sanmıyorum. Ancak konunun bu kadar hassasiyet kazanmasının kendilerinden kaynaklanmadığını da ben burada ifade etmek isterim. Konunun geçmiş uygulamalardan kaynaklandığını, Diyanet Teşkilatının ATATÜRK’E, cumhuriyetimize, İstiklâl savaşımıza ve kazandığımız zaferlerin yıldönümlerindeki duyarsızlıklarına halkımızın milli bir tepkisi olarak değerlendirmesini isterim. Kulüplerimizin spor karşılaşmalarından önce bile Milli Marşımızın okunduğu şu dönemde böyle önemli bir toplantıdan önce geçerliliği tartışmalı sebeplerle es geçilmesi elbette halkımızın tepkisiyle karşılaşacaktı. Normal olanı budur. Halkımızın bu duyarlılığı her türlü takdirin üzerindedir. Bu tepkiyi anlamsız bulan çok cılız sesler kendilerine çeki düzen vermelidir. Şimdiki diyanet İşleri Başkanı Diyanetİşleri Başkanlığını kuran ATATÜRK ve ilk başkanımız Merhum Rifat Börekçi Hocanın izinden gitmeyeceğini, yolunun İstiklâl savaşına karşı çıkarak savaş sonrası Yunanistan’a kaçarak Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili iftiralarına orada devam edem Mustafa Sabri Efendiler ve Yunan işgalini normalgösterip “ Yunan ordusu da halife ordusu sayılır. Onlara karşı çıkılmamalıdır” diyen Dürrizadeler olduğunu ihsas etmiştir. Halkımız bunu bildiği için de Diyanet İşleri Başkanlığının ve bağlı kuruluşlarının faaliyetlerini hassasiyetle izlemeye başlamıştır.

Sayın Müftümüzün telefonda ifade ettiği Mehmet Akif değerlendirmesini ben de takdirle karşılıyorum. Orada ifade ettiğim gibi İstiklâl Marşı artık Mehmet Akif’e ait değildir. O marş milletimizindir. 12 Mart 1922 yılından bu yana milletimizin İstiklâl aşkını ifade eden bu marş meclisimizde şimdiye kadar görülmemiş bir çoğunlukla ayakta alkışlanarak kabul edilmiş ve milletimize aidiyeti tescillenmiştir. O nedenle Merhum Mehmet Akif bu şiiri eseri SAFAHAT içine almamış, şiirleri arasına katmamıştır.

Telefonda yaptığımız konuşmada daha başka konularda dile getirilmiştir. Mahremiyeti olan ve sadece bizi ilgilendiren bu konuları şimdilik okuyucularımla paylaşmıyorum. Atalarımızın “Bir musibet bin nasihattan hayırlıdır” sözünün doğruluğu dikkate alınırsa, müftülüğümüz bundan sonraki bu tür toplantılarda halkımızın hassasiyetlerini dikkate alacağına inanıyorum. Halkımızın birlik ve beraberliğinin çimentosu olan milli ve manevi değerlerimize herkesin, ama öncelikle de dini kurumlarımızın sahip çıkması elzemdir. Bunların kazası olmaz, özrü söz konusu değildir. Cezası ise inkırazdır, yok olmaktır, tarih sahnesinden çekilmektir. Herkesin, her kurumun konuya itina göstermesi elzemdir. Konuya ilgi gösteren gazetemizin köşe yazarlarından Sayın Erhan Beykoz’a ve kişiliğini merak ettiğim Makinist mahlasını kullanan yazarımıza hassasiyetlerinden dolayı tebrik ediyor, yazılara mesaj gönderen okuyucularımıza teşekkür ediyorum Kalın sağlıcakla.

Not: Yaklaşan Kurban bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Bayramın bütün güzelliklerini yaşayabilmenizi temenni ederim.

Bu yazı toplam 1433 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.