KÂİNAT İÇİNDE İNSAN NEDİR Kİ?

Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de insan için “Muhakkak biz Âdemoğullarını değerli kıldık. Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık” demektedir. İsra suresinin 70. Ayetindeki bu ifade de insanların yaratılmış diğer varlıkların bir kısmından üstün kılındığına işaret edilmektedir. İnsanın bu üstünlüğü akıllı olmasından ve kendisine sorumluluk verilmesinden kaynaklanmaktadır. İnsana verilen akıl bir cüzdür ve kül aklın yanında acizdir. Bu cüz’i akıl, Kül’li aklın yarattıklarına şaşkın ve hayrandır.

Kâinat insanın cüz’i aklıyla henüz kavranılmış değildir. Bu durum bırakınız aklın sınırlarını, insanın muhayyilesini bile aşmaktadır. Ziya Paşa herhalde “İdraki meali bu küçük akla gerekmez/ Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez” derken tam da bunu anlatmak istemiştir.

Bu yazımda Kâinat hakkında muhayyilenizi biraz harekete geçirmek istiyorum. İnsanın işlediği suç nedeniyle cennetten sürüldükten sonra üzerinde yaşadığı ve yaratıldığı mekâna yeryüzü ya da dünya denilmektedir. Dünyamız güneş sistemine dâhil bir gezegendir. Güneş sistemi merkezinde güneş olan ve büyüklük itibariyle birbirinden çok farklı gezegenlerden oluşmaktadır. İnsanoğlu bu gezegenlerden çoğunu ta ilk çağlardan beri bilmekte ve takip etmektedir. Yeni bulunanlarla birlikte sayıları on iki olan bu gezegenlerden dokuzunun isimleri çoğumuz tarafından bilinmektedir. Güneşe yakınlıkları itibariyle isimleri şöyle sıralanmıştır. Merkür. Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. Görüldüğü üzere insanoğluna yurt kılınmış Dünya güneşe uzaklık itibariyle üçüncü sırada olup uzaklığı ortlama 150 milyon km’dir. Bir ölçü olmak üzere en yakın gezegen olan Merkür’ün güneşe uzaklığı 57 milyon km, en uzak gezegen olan Plüton’nun güneşe uzaklığı ise ortalama 5.91 milyar kilometredir.

Uzayda uzaklıklar Işık hızıyla ölçülmektedir ve Işık hızı 300.000 km/saniyedir. Güneş Işıkları dünyamıza sekiz dakikada ulaşmaktadır. En uzak gezegen olan Plüton’a ise ne kadar zamanda ulaştığını buna göre hesap etmek mümkündür.

Güneş sistemi eskiden Kehkeşan olarak da bilinen Samanyolu galaksisinin bir parçasıdır. Bu galaksisde bilim adamlarının tahminine göre on milyarlarca yıldız sistemi yer alır. Saman yolunda ortalama 250- 500 milyar yıldız olduğu bilinmekte, başıboş (belli bir sisteme bağlı olmayan) yıldızlar da göz önüne alınırsa saman yolunda yüz milyar yıldız sistemi bulunmaktadır. Bu galaksi şu mevsimde geceleyin gökyüzünde hafif bulutumsu olarak insan gözüyle aracısız görülebilen tek galaksidir. Bu galakside bağlı bulunduğumuz güneş sistemi saatte 828,000 km/saat hızla dönmekte olduğu yine bilim adamları tarafından tespit edilmiştir. Sayıları milyarları bulan bu sistem ve bağımsız yıldızların kendi yörüngelerinde dönmeleri âlemdeki kozmoz’un bir sonucudur ve şu yüce ifadenin gerçekliğini insanoğluna hatırlatmaktadır.”Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri hak ile, bir süre için yarattık. (Ahkâf suresi 3.Ayet) ve bir de şu ilahi ifadeye dikkatinizi çekmek isterim. “Yörüngeler sahibi gökyüzüne yemin olsun ki” (Zariyat suresi 7.Ayet)

Çok yakınlara kadar saman yolu tek galaksi olarak biliniyordu ve evren onunla sınırlı sanılıyordu. Ancak bu zan yeni bulgularla yıkılmış, evrende daha milyonlarca galaksinin bulunduğu tespit edilmiştir. Geçtiğimiz günlerde dünya basınına düşen bir haber bu konudaki bilgi sınırlarımızı hem genişletmiş, hem de evren hakkındaki düşüncelerimizi değiştirmiştir. Kısa adı NASA olan Amerika Ulusal havacılık ve Uzay dairesi tarafından uzaya gönderilen ve KIZILÖTESİ GÖRÜŞÜ OLAN JAMES WEBB TELESKOPUNDAN ilk görüntüler alınmaya başlanmış ve bu görüntüler dünya ile paylaşılmıştır. Bu görüntüler 13,5 Milyar ışık yılı öncesinden gelip trilyonlarca km aşarak NASA ekranlarına düşmüş ve görüntülenmiştir. NASA Direktörü Bill Nelson bu görüntüleri yorumlamış ve aynen şu ifadeleri kullanmıştır. “Artık milyonlarca galaksi ve güneş olduğunu biliyoruz.” Bill Nelson yorumlarının sonunda şu ifadeleri de kullanmıştır. “Evrenimizin şimdiye kadar çekilmiş en derin kızılötesi bu görüntüler, henüz sormayı bile bilmediğimiz soruların cevaplarını ortaya çıkarmamıza yardımcı olacaktır.” Ve yorumunu şu vurucu ifadeyle noktalamaktadır. “Bu görüntüler içinde bizim yerimiz nedir? Sayısız galaksi ve onların içindeki sayısız gezegenin içinde bir toz tanesi bile değiliz.”

Bu insanı sarsan derin ifadelerden sonra sizi şu ilahi ifadelerle buluşturmak isterim. “Göğü kudretle biz kurduk Ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz.( Tur suresi 47.Ayet) Bill Nelson’un yukarıdaki ifadesine bir katkı da ben bulunmak istiyorum. Aslında mahiyetini bile henüz anlayamamış olduğumuz Kâinat karşısındaki bizim yerimiz fizik laboratuarlarında kullanılan en gelişmiş mikroskop olan TRANSMİSYON ELEKTRON mikroskobundan ancak görülebilen ATOM ÇEKİRDEĞİNİN içindeki parçalardan biri kadarız. Öyleyse herkesi şu ilahi vahyin derin sırlarıyla baş başa bırakarak yazımı sonlandırıyorum. “Yeryüzünde böbürlenerek (Kibirlenerek) yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin” ( İsra suresi, 37. Ayet) .

Geçen haftaki yazımda her mahlûkun (Yaratılmışın) bir eceli olduğunu, Kur’an-ı Kerimden yaptığım alıntılarla ifade etmiştim. Hatta milletlerin, devletlerin ve medeniyetlerin de bir eceli olduğunu, zamanı gelince bunların da yıkılıp yok olacaklarını belirtmiştim. Kâinat da bir mahlûktur ve onunda bir eceli vardır. Çünkü Evren de bir süre için yaratılmıştır. Onun eceli işleyen nizamın bozulması, cosmosun kaosa dönüşmesidir. Bu ise bilgisi Allah (C.C.) katında olan kıyamettir. Evrenin başlangıcını (Yaratılışını) Bing Bang (Büyük Patlama) teorisiyle açıklayan ilim âlemi; kıyameti de ikinci bir Büyük patlama ile izaha çalışırsa hiç şaşırmayalım.

Başka konularda buluşmak üzere kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 1259 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.