KÜTÜPHANE TARİHİNDE BAZI GİZEMLER

Mart ayının son haftasında, “Kütüphane Haftasına” girerken okuduğum kitaplardan öğrendiğim kimi tarihsel bilgileri izninizle paylaşmak istiyorum.

Ödüllü yazar Eric Orsenna “Kağıt Yolunda” yapıtıyla okurlarını zevkli bir dünya turuna çıkarmayı becermekte.

Kağıdın 2200 yıllık tarihini katederken; doğuda Japonya ve Çin’den, batıda Kanada’ya, kuzeyde Finlandiya ve İsveç’ten, güneyde Brezilya’ya,otuz kadar ülkeyi geziyor ve Türkiye’de parşömenin ilk kez Bergama’da yapıldığını vurgulamakta.

Yazar kitabının sunuş bölümünde ,internetin olmadığı yıllarda annesinden öğrendiği şu tarihi vesikayı bize anlatıyor: “ 10.yüzyılda kitap aşığı İran’lı Vezirazam Abdul Kasım İsmail’in 117 bin adet kitabı varmış. Onlardan bir gün bile ayrı kalma düşüncesi tüylerini diken diken edermiş. O yüzden nereye gidecek olsa ,onları da yanında götürürmüş. Daha doğrusu ,400 devesine taşıtırmış. Ama olayın en şaşırtıcı yanı bu değil. Devlet ricalinin büyük kısmı da en sevdikleri eşyalar ve nedimlerle beraber konvoy halinde arkadan gelirmiş. Abdul Kasım İsmail kitaplar kadar ,düzeni de severmiş. Bu yüzden 400 deve , yüklendikleri eserlerin alfabetik sırasına göre ilerlermiş.

Nitekim geç te olsa bu olay, yurt dışından sonra ülkemiz tarih uzmanlarınca da dile getirilmiştir.

1557408446-hakan-yucel-6-768x576.jpg

Bizden ise, üniversite ders kitaplarına girmiş,1950 yılında “Eşekli Kütüphaneci” olarak tanınan kütüphaneci Mustafa Güleryüz okuma alışkanlığını kazandırmak amaçlı köy köy dolaşarak etkinlik yapmış.

Ihlamur kültür ve sanat dergisinde Melek Durukan ( 2019) bir diğer “kütüphaneci” olayını 2012 yılından beri Bitlis ili Halk Kütüphanesinde kütüphane görevlisi olarak çalışan “Bisikletli Kütüphaneci” Hakan Yüksel’le söyleşiyi şöyle aktarmakta:” Kendisinin bisikletle hak kütüphanelerine farkındalık yaratmak amacıyla Üniversitedeki derslerdeEşekli Kütüphaneci” olarak tanınan Mustafa Güleryüz’ün yaptıkları anlatıldığından , çocukluk yıllarında kendisinde oluşmamış kitap okuma alışkanlığını çocuklara kazandırmak için bisikletimle ve arkasına takılan remorkuyla pedal çevirdim. -halk kütüphanesi için pedallıyorum- adını verdiğim bir etkinlik gerçekleştirdim. Bu etkinlik kapsamında Van Gölü çevresini bisikletimle dolaştım. Bu etkinliğe büyük destekler geldi. Daha sonra öncelikle kitap isteyen köy öğretmenlerine gönüllülerin verdiği kitapları yıllık izin ve nöbet izinlerimde hafta içi olmak kaydıyla dağıtmaya devam ettim. Hatta zaman zaman oyuncakta hediye ediyor ve büyük mutluluk ve keyf çıkartıyordum”

Özellikle emekliliğimde yılın her 15 günü ziyaret edip, eski ve yeni bir çok yayınından yararlandığım İl HALK kÜTÜPHANESİ’ personelinin “Kütüphanecilik Haftası”nı candan kutlarım.

YAZIN TARİHİNE DEFİNELİ GİRİŞ

Edebiyatımızın usta kalemlerinden Enis Batur, “Yazının Sınırına Yolculuklar” (2014) denemelerinde; ” Çağımızda insanlığın geçmişine ilişkin kanıları sarsalayan iki “buluş”undan birisi, Fransa’da “Lascaux Mağarası “nın ortaya çıkarılması, diğeri ”Ölü Deniz El Yazmaları” adıyle vaftiz edilen el yazmaları rulolarının Ürdün’de Kumran Bölgesindeki mağaralarda keşfedilmesidir.

Lascaux figürlerini ,gençler oyun oynarken ve rastlantıyla tarih öncesiyle ilgili bu gömüyü açığa çıkarmışlardır.Ölü Deniz El Yazmaları içinde okuma yazması olmayan bir Bedevi çobanı keşfediyor ilk mağarayı,daha sonra birbirinden değerli elyazmaları bulunuyor,bir süre saklıyor ama sonradan on bir mağarada (şimdilik) birbirinden değerli el yazmaları bulunuyor. Araştırıcı uzmanlar yüksek ihtimalle yeni mağaralar bulunabileceği inancındadırlar.

Kumran’da bulunan yazmalardan biri bakır üzerine; bilim dünyasında kanlı tartışmalara yol açmış içeriğini otantik sayacak olursak, M.Ö.2 yüzyıl ve M.S.1 yüzyılda komün hayatı yaşayan ezoterik bir Yahudi Tarikatı ESSENLER’in maddi ve manevi bütün varlığının dağınık bir coğrafyada gömüldüğü,Roma tehlikesi ve istilası savuşturulduğunda tarikat üyelerinin bu gömüye nasıl ulaşacağı konusu işleniyor bu iki nüsha üretildiği belirtilen yazmada.Bakır yazma,iki yüz tonluk bir altın ve gümüş stokundan söz ediyor.Yaklaşık 6 metre derinlikte ayrı yerlerdeki bir kaç çukura yerleştirilmiş bir de ”kütüphane “söz konusu.

1947 yılından bu yana parça parça kendisine ulaşılan öğretinin temel kitaplarını içeren bir hazine daha .Gömenlerin gerekçeleri aynı; Tarikatı yaşatmak.Arayanların hedefleri ise farklı; Enis Batur’a göre hedeflerden hiç değilse biri bizi daha yakından bağlıyor.Ulaştığımız an perspektifimiz oynayacak yerinden…

Yazı tarihinin evrimi ağır, sancılı bir silsile diziyor. Resim-yazıdan Çivi yazısına, oradan Alfabelere sıçrayış akıl sır erdirilmesi neredeyse olanaksız güçlükler doğurmuştur.Yazı da noktalama işaretlerinin kullanımı; virgül 8.yüzyıl, tırnak 16.yüzyıl ve üç nokta 18.yüzyılda kitaplara girebilmiştir.

NE YAZIK Kİ , BASILI KİTABIN GELECEĞİNİN TARTIŞILDIĞI GÜNLER İSE PEK UZAKTA DEĞİLE BENZİYOR ?

Son olarak, Enis Batur’dan “Sözün özü: okur yazabilir”.Sağlıcakla kalınız.

KAYNAKLAR: Enis Batur (2014): Yazının Sınır Boyuna Yolculuklar.Edebiyat Üzerine Denemeler(2).

Eric Orsenna.(2013): Kağıt Yolunda.Metis Yay.

Melek Durukan (2019):Çocukluğuna Pedal Çeviren Bisikletli Kütüphaneci Hakan Yüksel’le Söyleşi .Ihlamur Dergisi.Şubat 2019.

thumbnail-130872984-1855638594590313-6593928438536827419-n.jpg

Bu yazı toplam 1120 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.