DEVLET

Sayın okuyucular, bilindiği gibi DEVLET hükmi şahsiyettir,yani tüzel kişidir. Varlığını koruyabilmesi(beka meselesi), anayasa ile ve yasalarla kendisine yüklenen görevleri yerine getirebilmesi uzuvları olan gerçek kişiler vasıtası ile olur.Bu nedenle bir başarı olmuşsa o başarı gerçek kişinin, bir başarısızlık varsa o başarısızlık da gerçek kişiye aittir.Yani böyle durumlarda muhatap tüzel kişi değil gerçek kişilerdir. Benim bu yazımdaki eleştirilerimin, daha doğrusu serzenişlerimin devlete değil gerçek kişilere yönelik olduğunun kabulü ile diyorum ki; Bu dünyada kişilerin tartıldığı zamanlar ve yerler vardır. İşte şimdi bu KOVİD.19 belasının kol gezdiği bu günlerde yönetenlerin tartılma zamanıdır.Acizane ben tarttım.Kantara bir bakalım;

Bu baş belası virüs yüzünden ev hapsindeyim. Yaşım 83,yalnız yaşıyorum, maddiyat yönünden Allah’a çok şükür hiçbir sıkıntım yok, ihtiyaçlarımı oğlum günü gününe görüyor.Ancak nasılsın,bir ihtiyacın var mı demesini beklediğim, 25 yıl hizmetinde olduğum bir dostum vardı,ne aradı ne sordu.O kim biliyor musunuz? DEVLET yani doğru ifade ile devleti yönetenler. “Karanlıkta göz kırpmışsın” nereden bilelim, yahut,” derdini söylemeyen derman bulamaz” misali olmasın diye BEKLEMEK, BEKLEMEK 2 ve YANGIN başlıklı 3 yazı kaleme aldım ve durumumu anlatmaya çalıştığım bu yazılarım BOLU GÜNDEM Gazetesi’nde yayınlandı, binden fazla kişi tarafından okundu. Yani feryadımı sağır sultan duydu. Bunlar duymadı.Bu konularda en yetkili ve hatta daha ötesi görevli olan makamların basın ve halk ilişkiler diye bir birimleri yok mudur ki benim feryat içeren yazılarımın farkında bile değiller.Neyse geçelim.

Ben bunları ihtiyaç için değil moral için arıyorum.Her gün dışarıya çıkan ben 22 gündür evdeyim. Bunlar bir gün gelip “bir ihtiyacın var mı? demesi benim için bir MORAL PINARI olacaktı ama heyhat.

Ancak medyaya bakarsanız devlet, “devlet babalığını” dört dörtlük yapıyor.Görevliler yardım kolilerini evlere bırakıyorlar, beraberlerinde kameralar hazır, olayı görüntüleyip hemen TV kanallarına servis ediyorlar.Bizim dinimiz bir elin verdiğini diğer elin görmeyecek diyor, TV kanallarına servis edin demiyor. Yani demem o ki kazın ayağı göründüğü gibi değil.Ben bunları görünce aklıma şu fıkra geliyor; Ali bey ölmüş, karşısında iki kapı var,birisi sessiz,diğerinde davullar çalıyor,çengiler oynuyor, vur patlasın çal oynasın. Ali bey tabi doğal olarak giriyor eğlenceli kapıdan,girer girmez zebaniler başlıyorlar görevlerini! İfaya, Ali bey soruyor,burası neresi? cehennem, peki kapıdaki gösteriler ne?Onlar REKLAM diyorlar. Yani demek istiyorum ki görünenler ile gerçekler farklı. Görünen güzel ama gerçekte BEN varım BEN.

Ne demişler, reklamın kötüsü olmaz.İyi reklamlar.

Hoşça kalın.

Not/Havanın arkası bulutlu denildiği gibi ben de diyorum ki bu virüs belasının arkası ERKEN SEÇİM.

İLHAMİ CANDEMİR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.