21. Yüzyıl’ın Bolu’su için bir yol haritası

Çocukluğumda Bolu’ya her gidişimizde, şehir merkezine en fazla on dakikalık mesafenin kaldığı bir mevkide sol yakadaki ilginç mimarili evler dikkatimi çekerdi. “Burası Dağkent” derdi babam. Şehre göre gözüme daha “modern” görünürdü. İlkokul çağında insan ülkenin idari sistemine pek hâkim olmuyor, orayı müstakil bir şehir (il manasında) gibi bile algılardım. Öyle olmadığını öğrenmem uzun sürmedi tabii.

Sonra bir şey oldu, nedense tadı kaçtı Dağkent’in. Hiç içinden geçmişliğimiz yoktu ama babam oradan artık bir başarısızlık projesi gibi bahsediyordu. Benim de yaşım ilerlemiş, biraz daha aklım erer olmuştu. Hatırladığım kadarıyla kooperatifin işi tamamlayamadığından, ev sahipleri arasında anlaşmazlık olduğundan, projenin akamete uğradığından söz ediyordu. Yüzünün ifadesine de sesinin tonuna da bir “yazık oldu” havası sinerdi babamın.

Aslında Bolu gibi metropol olma hüviyetinden çok uzaktaki bir şehirde böyle bir uydu kentin tasarlanması iddialı ve vizyoner bir projeydi. Lakin bir şeyler ters gitmişti. O evler öylece bir başlarına duruyordu, tıpkı geçen yazımda konu ettiğim Mudurnu’nun Burj el Babas’ı gibi. Mimarisi de enteresandı evlerin, bıçakla tam ortadan ikiye kesilmiş gibiydiler. Önden bakınca standart bir villa gibi olan yapıların arkası düz duvardan ibaretti. Bir Ekşi Sözlük yazarı güzel tarif etmiş; “yarım gibi görünürler. Zira hangi plandan olursa olsun sırt sırta iki villanın birleşimiyle birlikte tek bir yapı görünümüne sahip olmaktadır. Hal böyle olunca garip görünüşlü bir durum ortaya çıkıyor”.

***

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 2017’deki Adalet Yürüyüşü sırasında Dağkent’i yakından görme fırsatı buldum (2015’teki seçimlerde merkez ilçede çalışma yürüttüğüm mahalleler arasına Dağkent’i katamamış olmak benim eksikliğimdir). Artık “hayat bulmuş” bir yerdi, çocukluğumdaki mahzun ve ihmal edilmiş halinden çok uzaktaydı. Şimdiyse görünen o ki belediyenin iki yıl önce el değiştirmesi sonucu yıllardır halledilmeyen sorunları da çözüme kavuşuyor. Geçtiğimiz Ekim ayında asfaltlama işlemleri önemli ölçüde tamamlandı. Mahallenin muhtarı Muammer Özkan’ın açıklamalarına internette denk geldim, Başkan Tanju Özcan’ın, ara sokakların asfaltlanma ihtiyacının da bahar aylarında karşılanacağına ilişkin söz verdiğini aktarıyordu.

Bolu Belediyesi’ndeki 15 yıllık yönetim anlayışının değiştiğini birkaç örnekle daha ilk bakışta görmek mümkün. Başkan Özcan’ın sık sık kamuoyunu ayrıntılı veri ve grafiklerle bilgilendirmesi, belediyede geçmiş döneme göre daha saydam bir iletişim tarzını hayata geçirmesi önemli bir yenilik (takip edebildiğim kadarıyla 18 Ocak ve 3 Aralık tarihlerinde bu tür sunumlar yaptı Özcan). Söz konusu sunumlar özellikle de benim gibi Bolu’da ikamet etmeyen, dolayısıyla şehrin nabzını günbegün tutma imkânı olmayan, ancak neler olup bittiğini de merak eden “deplasmandaki Bolulular” için belediyenin hizmet ve projeleri hakkında derli toplu bilgi edinme fırsatı sunuyor. Ak Partili Alaattin Yılmaz’ın döneminde kaderine terk edilmiş bir halde, paslı bir tabelanın ardında boynu bükük duran Uğur Mumcu Parkı’nın yenilenmesinin de bu dönemde olması şaşırtıcı değil.

***

Anadolu’da pek çok şehri görme imkânı bulmuş biri olarak diyebilirim ki; Bolu vadiye sıkışmış ya da bozkırla çevrelenmiş şehirlere göre coğrafyanın sunduğu imkanlar bakımından, salt turizm potansiyeli bağlamında değil, aynı zamanda şehrin eli yüzü düzgün biçimde genişlemesi bağlamında da şanslı bir yer. Güzel bir şehrimiz var. Nüfusu istikrarlı biçimde artan, dolayısıyla yeni konut ihtiyacı olan kentimiz D-100 karayolunun kuzeyine doğru da, batıya (İstanbul istikametine) doğru da şehircilik bakımından çirkin görüntülere yol açmadan genişleyebiliyor. Borazanlar Mahallesi ve çevresindeki yeni yapılaşmalar da, güneye (Karacasu yönüne) doğru genişleme potansiyeli de bugüne dek “çirkin yapılaşma” örneklerine fazla sahne olmadı. Bu bir şans. Ancak nüfusu artmaya devam edecek gibi görünen kentin bugüne kadarki ferah ve muntazam görünümünü bundan sonra da koruyabilmesi için bütüncül bir yapılaşma programı gerekiyor. Buna “Bolu’nun mimari politikası” adını da verebiliriz.

Bir kentin mimarisini en iyi o kentin havasını solumuş, ruhuna vakıf insanlar şekillendirebilir. Belediyenin, Bolu’da doğup büyümüş, liseden mezun olana kadar bu şehirde yaşadıktan sonra metropollerdeki üniversitelere mimarlık ya da şehir planlaması eğitimi almak için giden, akabinde de oralara yerleşen Bolulular ile iletişime geçerek onları kapalı bir çalıştay için şehre çağırması, inanıyorum ki mevcut yönetimin vizyonuna da uygun bir hamle olacaktır. İlk planda Başkan ve onun uygun göreceği yetkililerle kapalı devre bir toplantı olarak (ki bu toplantı “beyin fırtınası” niteliğinde olacaktır) organize edilecek çalıştayın bir sonraki aşaması kamuoyuna açık şekilde de gerçekleşebilir. Bolu’nun önümüzdeki beş, on, yirmi… yılına dair kalıcı projelerin doğmasına vesile olacak böylesi bir etkinliği (ya da benzerini) Başkan Özcan belki zaten düşünmüş, tasarlamıştır. Eğer öyleyse bizlere de heyecanla beklemek düşer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Cop - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.