Milletlerin ve medeniyetlerin ölümü

Bundan önce yayınlanan “ECEL” adlı yazımın bir yerinde “Milletlerde insanlar gibi eceli olan varlıklardır. Her millet eceli geldiğinde ölüm onlar için mukadderdir. Devletlerin ve medeniyetlerin de ecellerinin bulunduğu ve zamanı geldiğinde yıkılacakları ilahi bir kanundur. İlk insandan bu yana nice milletler, nice devletler ve nice medeniyetler kurulup ecelleri geldiğinde yıkılıp yok olmuşlardır. Günümüzdeki kendilerini güçlü ve sonsuz gören devletlerin ve medeniyetlerin de sonu öncekilerden farklı olmayacaktır.” demiş ve bu gerçeği mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’den aktardığım şu iki ayetle desteklemiştim. “Her milletin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. Tam zamanında çökerler. A’raf suresi 34.Ayet” ve “Milletlerden hiçbiri kendisine tespit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne de erteleyebilir. Mü’minun suresi 43.Ayet” Okuyucularımdan Tonyukuk takma adını kullanan biri yazıma mesaj göndererek “Devletlerin, milletlerin ve medeniyetlerin ölümü konusunu biraz açmanız mümkün olur mu?” diye okuyucu nezaketini elden bırakmadan bir talepte bulunmuş. Bu nazik isteğin bütün okuyucularımın ortak hislerine tercüman olduğunu kabul ederek konuyu biraz daha açmam gerektiğine inanarak bu yazıyı yazmanın lüzumuna inanmış bulunuyorum.

İnsanların Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan türedikleri bütün kutsal kitapların ortak hükmüdür. Bu konuya mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Hucurat Suresi 13. Ayetinde şöyle işaret edilmektedir. “ Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi milletler ve kabileler halinde kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.”

İnsanların milletlere, kavim ve kabilelere ayrılması ilahi bir hikmete dayanmaktadır. Allah (C.C.)dileseydi bütün insanlığı tek millet yapardı ve bu onun için zor değildi. Bu konuyu Kur’an-ı Kerim’de ifade ederken şöyle demektedir. “Allah dileseydi sizi bir tek millet (ümmet) yapardı. Ama O istediğini saptırır, istediğini doğru yola iletir. İşlediklerinizden (Yaptıklarınızdan) muhakkak sorumlu tutulacaksınız. Nahl suresi 83.Ayet” Cenab-ı Allah insanların milletlere ayrılmasını göklerin ve yerin yaratılması kadar önemli bulmakta, varlığına delil (ayet) kabul etmekte ve şöyle demektedir. “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için ayetler vardır. Rum suresi, Ayet 22”

İnsanların renkleri ve dillerinin ayrı olması, ayrı kavim ve milletlerin oluşması anlamına gelmektedir. İnsanlığın ilk dönemlerinden bu yana bu oluşum gerçekleşmiş, insanlık tarihi ve onların bıraktıkları eserler gün yüzüne çıkarıldıkça geçmiş milletlerin varlığı anlaşılmakta, yazdıkları okunmakta ve bıraktıkları hayranlıkla izlenmektedir.

Ülkemiz Anadolu ve bölgemiz Ortadoğu binlerce yıl öncesinin izlerini taşımakta, bu topraklar üzerinde yaşayan kavim, kabile ve milletlerin eserlerini toprağın derinliklerinde saklamakta, anları kendisine emanet bir sır gibi sahip çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarla bu sırlar bir, bir gün yüzüne çıkmakta ve günümüz milletlerine ibretle ders vermektedir. Yaşayanlara hal diliyle sizler de bizim gibi olacaksınız ikazını yapmaktadırlar. Bu toprakların bilinen ilk sahipleri Hititler, Frigler, Lidler, Hurriler, Mitanniler, Urartular tarih olmuş ne nesilleri, ne de dilleri günümüze gelmiştir. Bunların hepsi ecelleri gelmiş, ömürlerini tamamlamış ve yok olmuşlardır. Bölgemizde yaşadıkları bıraktıkları eserlerle bilinen Sumerler, Akadlar, Babilliler, Asurlular, Medler, Persler hani neredeler? Mısır coğrafyasında yaptıkları dev eserlerle bilinen firavunlar ve onların milletleri nerede? Mukaddes kitaplarda ibret almamız için adı zikredilen Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve Lût kavmi nerede? Bunların örneklerini daha çoğaltabiliriz. Bu milletler, kurdukları devletler ecelleri gelince yıkılmış, konuştukları diller unutulmuştur. Bugün filolojik çalışmalarda tarih içinde konuşulan binlerce dilden bahsedilmektedir. Günümüzde konuşulmayan bu dillere ölü diller denilmekte ve sayıları günümüzde konuşulan dillerden daha fazla olduğu bilinmektedir. Özetle geçmişte yaşayıp ta günümüzde ancak izlerine rastlanan milletlerin sayısı, günümüzde yaşayan milletlerden daha fazladır dersek konuyu abartmamış oluruz.

Bu milletlerin medeni hamleleri ve yaşadıkları dönemde kurdukları medeniyetler yerlerine gelmiş milletlerin medeni hamlelerine zemin olmuş, izlerini günümüzün en modern medeniyetlerine kadar ulaştırmışlardır. Ya da günümüz medeniyeti bu eski medeniyetlerin birikimlerini bünyesinde taşımaktadır. İnsanlığın şahit olduğu ve günümüze kadar varlığından haberdar eden Uzakdoğu Çin medeniyeti, insanı hâlâ etkilemeye devam eden gizemli Hint medeniyeti, İftiharla mensubiyetinden şeref duyduğumuz Türk-İslâm medeniyeti insanlığın idrak ettiği muazzam medeni hamlelerdir.

Günümüzde insanlığın idrak ettiği medeniyete Hıristiyan medeniyeti demek, insanlığın ortak ürününe bir dinin damgasını vurmak yanlıştır. Elbette Hıristiyan milletlerin oluşturduğu bir medeniyet vardır. Hatta bugünkü Batı medeniyetine de zemin hazırlamıştır. Ancak Batı Medeniyetinin kurulmasıyla ölmüş ve tarihe karışmıştır. Bu nedenle Batı medeniyetine Hıristiyan medeniyetinin devamı değil, ona rağmen Rönesans ve reform atılımlarının sonucu olarak kurulmuş insanlığın ortak medeniyeti olarak değerlendirmek gerekir. Günümüz Batı Medeniyeti başta İslâm medeniyeti olmak üzere bütün medeniyetlerin izlerini ve renklerini taşımaktadır.

Günümüz Batı Medeniyeti de insanlığın medeni hamleleriyle yerine kuracağı bir başka medeniyete beşiklik yapacaktır. Günü geldiğinde bu medeniyette çökecek ve insanlık tarihi medeni gelişmelerin sonunda yenive daha büyük bir medeniyetle tanışacaktır. Bu yeni medeniyette bugünkü medeniyetten izler ve renkler taşıyacak, onun kaidesi üzerinde yükselecektir. Bu yeni medeniyete kimler öncülük eder bilinmez ama Siyah Afrika’dan yükseleceğini ifade eden bilim adamları bulunmaktadır. Kırmızı, sarı ve beyaz insanların kurduğu medeniyetlerden sonra, sıranın siyah renkli insanlara geldiğini kabul etmek akla yakın görünmektedir.

Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Dinç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tanju Özcan'ın CHP'den ihraç konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?