Ne ifade ediyor

       Görünen köy kılavuz istemez. İKİ blok var, birisi iktidar diğeri muhalefet. Anayasanın  34.maddesindeki “herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” ilkesi iktidar bloğu için  var, muhalefet bloğu içinse MÜLGA(yok).  Muhalefet görünümlü toplantılar ve yürüyüşler anında ENGELLENİYOR, iktidar görünümlü toplantılar ve yürüyüşler ise ve hele toplananlar ve yürüyenler tarikat kıyafetliler ise  korunup kollanıyorlar ve hatta ,kolluk güçlerinin güvenliği altında laiklere, özgürlük yanlılarına  yönelik hakaretlerini rahatça  yapabiliyorlar. Yaşı seksenin üzerinde olan bizler böyle tabloları 1960'lardan önce de görmüştük. Biz bunlara yabancı değiliz ama o tarihten bu yana köprülerin altından çok sular geçti, o tarihlerde bu günkü trajedileri sadece radyolardan duyabiliyorduk, şimdi ise  ileri teknoloji araçları ile trajediler hem duyulabiliyor ve hem de  gözden kaçmıyor  ”biri yer diğeri bakar kıyamet bundan kopar” özdeyişini teyit edercesine iktidarın bu ayrımcılık siyaseti milletin SULHUNU(huzurunu) bozuyor. Oysa ki bunlar halkın huzurunu bozmak için değil halkın huzurunu temin etmek için and içmişlerdir, YEMİN etmişlerdir. Yediden yetmişe herkes ve hatta dünya alem biliyor ki devletin kurucusu Atatürk “yurtta sulh(huzur), dünyada sulh(huzur)derken sanıyorum bu durumu kast  etmiştir. Huzur içinde kardeşçe yaşamamız varken  ayrımcılık, kamplaşma neden? Bunun vatana millete fayda getirmediği demokrasi tarihimizde acı tecrübelerle görülmüştür. Bizzat gözlemledim, anayasal haklarını kullanarak  hak arayan baş tacımız öğretmenler darp edildiler, yerlerde sürüklendiler, bir mahkemedeki davanın  akıbetini bekleyen  muhalif görünümlü gruba polis MÜDAHALE ederek  dağıtmak istedi, anayasal hakkımızdır diye ısrar edenlerin yaka-paça   gözaltına  alındıklarını, darp edildiklerini ve hatta bazılarının ters kelepçe ile göz altına alındıklarını  kaygı ve  üzüntü ile izledim. Tabii ki hukuk devleti olduğumuzu ve anayasal haklarımızın bulunduğunu idrak edenlerin de (içselleştirenlerin de) kaygılandıklarını ve üzüldüklerini sanıyorum. Bir polis “ ben avukatım ters kelepçe takamazsın” diye itiraz eden bir avukata “avukat olman ne ifade ediyor?” diyerek ters kelepçeyi takmaya çalışıyordu ve sanırım taktı.

                   Sayın okurlar gücü elinde bulunduran iktidarın ,YANLI, öz evlat-üvey evlat politikaları sonucu karşımıza çıkan trajik durumu  sizlerle paylaştım. Şimdi gelelim polisin avukata  “avukat olman ne ifade ediyor? diyerek ters kelepçe takma durumuna; Bu olay çok düşündürücü ve üzücü. Polisin avukata sert müdahalede bulunması, ters kelepçe takması YANLIŞTIR. Burada, avukata sert müdahale edilmemesi, kelepçe takılmaması hususunda bir kanun maddesi var mı diye sorulabilir, belki o polis de sorabilir. Ben derim ki evet  böyle bir kanun maddesi YOK. Peki,  örneğin iç işleri bakanı veya herhangi bir devlet büyüğü  herhangi bir kahvehaneye girdiğinde , sizler de bilirsiniz ki -ben de dahil- herkes ayağa kalkar. Peki İç işleri bakanı veya başka bir devlet büyüğü kahvehaneye geldiğinde ayağa kalkılacak diye bir kanun maddesi var mı? o da   YOK. Kanun maddesi olmadığı halde neden kalkılıyor? Onun temsil ettiği MAKAMA  ve  YAPTIĞI  GÖREVE saygı gereği kalkılıyor. Şimdi gelelim avukatın durumuna;  1136 sayılı avukatlık yasasına göre(Md.1)  avukatın gördüğü hizmet KAMU HİZMETİDİR. Avukat YARGININ kurucu unsurlarından olan  “bağımsız savunmayı” temsil eder. Avukata görevinden doğan bir suç  isnadı söz konusu olduğunda  soruşturma adalet bakanın iznine bağlıdır, gerek bürosunda ve gerekse konutunda herhangi bir nedenle arama yapılacaksa bu arama  baro temsilcisinin hazır bulunması ile bizzat savcı nezaretinde yapılır.(Md.58). Avukatın kamu hizmeti görmesinden, yargının bir unsuru olmasından başka, ters kelepçe takılmaması için şu konumunu da sizlerle paylaşmak istiyorum; Bizde henüz bağımsız bir adli kolluk oluşturulmadığı için kolluk güçleri aynı zamanda adli olaylarda da görevlidirler. Yargı gözaltı kararı verir polis uygular. Yani polisler yargının içindedirler. Avukat da yargının içinde olduğuna göre bunlar aynı sahada top koşturan futbolcu gibidirler. Hal böyle iken öfkesini kontrol edemeyen, inisiyatif kullanma yetisi olmayan polis, avukata “avukat olman ne ifade eder” hitabı ile küçümsemesi ve ters kelepçe takarak toplum vicdanında karşılığı olmayan bir davranışta  bulunması çok manidar ve üzücüdür. Böyle olayların olmaması için  polisin bilgi donanımı, öfke kontrolü ve anlık olarak kullanabildiği inisiyatifi(kendisince karar verebilme yeteneği). çok çok önemlidir.

              Sayın okurlar şimdi gelelim polisin bilgi donanımına, öfke kontrolüne ve  inisiyatif kullanma yetisine; 1) Toplumsal olaylarda polisin öfke  kontrolünün  (yani öfke freninin) sağlam olması gerekir. Bu frenin balataları ise vicdanı ve mevzuattır yani mesleki bilgi donanımıdır. Polis görevini ifa ederken vicdanının, okullarda öğrendiği bilgilerin(mevzuat) katkısı ile öfkesini kontrol ederek hareket eder. Hem kendisinin hem mesleğinin saygınlığına ve hem de muhatabına zarar verecek ŞiDDETE yönelmez.  Anayasada yazılı olan insan haklarını  bilen bir polis, görev sınırının, kişilerin anayasal haklarının sınırlarına kadar olduğunu bilir ve görevini bu sınırlar içinde ifa eder. Bu nedenle diyorum ki polis neyin ne olduğunu bilmelidir. Polisin bilgi donanımının hem kendisine ve hem de vatandaşa fayda sağlayacağını düşünüyorum.

                     Sayın okurlar Yaradan’ımız benim bu laf salatasını bir Ayet ile nasıl özetlemiştir görelim; Yaradan’ımız Zümer  Suresi’nin 9.Ayet’in de “bilenle bilmeyen bir olur mu” diyerek bilgi donanımının ne kadar önemli olduğunu bizlere çok güzel öğütlemişlerdir. Sayın iç işleri bakanı, bildiğinizden hiç şüphe etmediğim bu Ayet’i rehber alarak polis okulları ders programları arasına Anayasa dersini de monte etmenizin- veya ettirmenizin- çok yerinde olacağını düşünüyorum. Not/ benim bilgi donanımı, öfke kontrolü gibi  hususları dile getirmem belki tereciye tere satmak gibi oldu ama ben gördüğüm trajik tablolara göre hüküm kurdum .Polis, bilgi donanımı ve öfke kontrolü hususunda dile  getirdiklerimin  belki daha fazlasını biliyordur ama ah o siyaset var ya siyaset  baskıcı tutumu ile vicdanlardaki adalet terazisinin dengesini bozuyor ve  sonuç böyle oluyor. Hoşça kalın.            

                                                                                         

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tanju Özcan'ın CHP'den ihraç konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?