İnanç Kimliğimizi Oluşturanlar (2)

Milletimizin çok eskilere dayanan bir geçmişi var. Vesikalara dayalı bu geçmişin beş bin yıl olduğu bilinmektedir. Elbette bunun daha da öncesi mevcut.  Bu geçmiş içinde oluşmuş zengin bir kültürümüz var. Bu zengin kültürümüzün temelini inançlarımız oluşturmaktadır. Bilinen ilk inançlarımız Şamanizm olarak isimlendirilmektedir. Şamanizm’den  bu güne milletimiz birçok inançla karşılaşmış, bazılarından etkilenerek onları kabullenmiş, bazılarıyla da çetin mücadele etmişlerdir. Mesela Budizm, Mesela Hıristiyanlık, Mesela Musevilik zaman içinde tanışıp kabullendikleri inançlardır. Ancak miladi 9. Yüzyıldan itibaren İslamiyet’le  tanışmış, onuncu yüzyıldan itibaren kitleler halinde Müslüman olmuştur.

İslâm bizim son ve ebedi inanç kimliğimizdir. Ancak yaşadığımız ve asırlarca süre içinde oluşmuş inanç kimliğimizde başta Şamanizm olmak üzere diğer inançlardan da izler bulunmaktadır ve bunları günlük hayatımızda görmekteyiz. İslâm, yaşamasında sakınca görmediği diğer inanç kalıntılarına müsamaha göstermiş ve bu inançlar Müslüman toplumlarda varlığını sürdürmüşledir. Bugün İslâm’la ilgili olmayan pek çok adet ve inançlar hem bizim toplumumuzda hem de diğer İslâm toplumlarında farklı biçimde görülüyorsa bunun sebebi İslâmiyet’in bu müsamahasından kaynaklanmaktadır. Bizim kültürümüzde canlı bir şekilde varlığı görülen türbe geleneği, onlara gösterilen saygı ve onlardan bazı beklentilerimiz İslâm dışı olup Şamanizm kaynaklıdır. Ağaçlara çaput ve bez parçaları bağlanması İslâm dışı olup İslâm öncesi inançların günümüze intikal etmiş bakiyeleridir. Bunun gibi günlük hayatta yaptığımız daha birçok şey İslâm dışı olup eski inanç kalıntılarının günümüzdeki izleridir.

Bütün bunlara rağmen bir gerçek vardır ki o da bizim inanç kimliğimizi İslâm Dini oluşturmaktadır. Bu kimlik dünyadaki bir buçuk milyar insanın ortak üst inanç kimliğidir. İslâm Dini kuruluş evresini tamamladıktan sonra yayılmaya başlamış, bu gün Avrupa’da İspanyadan Rusya içlerine, Asya’da Endonezya’ya ve bütünüyle kıta Afrika’ sına yayılmış durumdadır.  Son asırda rakibi bulunan diğer dinler aleyhine yayılmaya hızla devam etmekte, insanlığın ortak inancı haline dönüşmektedir. İslâmiyet’in hızla insanlığın ortak inanç kimliği haline gelmesinde milletimizin gayret ve çabası her türlü takdirin üzerindedir.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan İslâm, bulunduğu bölge ve toplumlara göre farklılıklar göstermektedir. Günlük hayata yansıyan bu farklılıklar toplumların geçmiş inanç ve kültürlerinin inanç hayatında yaşamaya devamından başka bir şey değildir. Esasta farklılıklar olmamasına rağmen eski inançların toplumların kimliklerine yansıması ve değişik hayat adacıkların oluşması neredeyse kaçınılmaz bir durum olmuştur. İnanç kimliğimizde bu farklılıkların oluşmasının bir diğer önemli faktörü ise dinin yayılmasına paralel olarak kurumsal hale gelmiş mezhep, tarikat ve cemaatleşmedir. En doğrunun kendilerinin mensup olduğu mezhep, tarikat ve cemaat olduğu iddia eden bu dini kurumlar devletlerin koruması altına girerek diğerlerinin gelişip büyümelerine ve kendilerini tanıtmalarına engel olmuşlardır. Buna rağmen varlıklarını sürdürme gayreti gösterenler olursa devlet eliyle mensuplarını takip ettirmişler ve tarihin en ağır cezalarıyla cezalandırılmışlardır.

İslâm toplumlarında meşru ve hak kabul edilen dört ameli mezhep, iki de itikadi (İnanç) mezhep bulunmaktadır. Diğer amel  ve itikat mezhepleri sapık mezhepler olarak nitelenmişlerdir. Dindeki bu kabullenmeler ve kavgalar yazımızın konusu değildir.

Milletimizin çoğunluğu amelde Hanefi ve itikatta Mâtürîdî mezhebine mensuptur. Bunun tarihi sebepleri elbette vardır. Kurduğumuz büyük devletler bilhassa Selçuklu ve Osmanlı resmen bu iki mezhebi tanımışlar,  devlet kurumlarını bu iki mezhebin görüşlerine uygun teşkilatlandırmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Şeyhülislâmlık kurumunu ve halifeliği lağvettikten sonra kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığını da bu iki mezhep esasına uygun teşkilatlandırmıştır.

Bu kısa girişten sonra şunu kesinlikle söyleyebilirim ki milletimizin son bin yıllık inanç kimliği İslâm üst kimliği çerçevesinde, amelde Hanefi ve inançta Mâtürîdî esaslarına uygun şekillenmiştir. Yazımızın bundan sonraki bölümlerinde Bu inanç kimlikleri üzerinde duracak ve kimliğimizi oluşturan bilmediğimiz büyük şahsiyetleri tanıtmaya gayret edeceğiz. Şimdilik kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Dinç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tanju Özcan'ın CHP'den ihraç konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?