Yazı

            Sayın okurlar yazı, etrafı aydınlatan bir ışıktır.İçinde haber vardır,yorum vardır, düşünce ,eleştiri ,nasihat vardır.Velhasıl kelam yazı bir IŞIKTIR. Hemen hemen 10 yılı aşkın karınca-kararınca yerel gazetelerde “köşe yazısı” yazıyorum. Bazen  iki bini aşkın okunduğu,bazen ise dört yüzlerde kaldığı oluyor.Gazeteciler üzerlerindeki siyasi baskılar sonucu “konu” bulmakta da zorlanıyorlar.Konu bulmak gölde   balık tutmak gibi bir şey. Bazen öyle bir balık yakalıyorsunuz ki  yönetim, bir gün,iki gün,üç gün dört gün  sepetinde tut dediğinde balık  kokmaya başlıyor, atıyorsun çöpe.Sayın okurlar bunu neden söylüyorum;Dün İç İşleri bakanımız sayın Süleyman Soylu polislere hitaben ve sesini de yükselterek “uyuşturucu satıcılarının bacaklarını kırın” diye talimat! verdiler. Şimdi ben bir hukukçu olarak yakaladığım bu “balığı” hemen tavaya koymalıyım ki balık ağız tadı ile yenebilsin.Olmadı.Neden olmadı, “Bolu Gündem Gazetesi” yönetimi  bir planlama yapmış- ki haklı da olabilir- bana ayrılan gün Perşembe.Ben yazımı hangi gün gönderirsem göndereyim yazım perşembe gün yayına giriyor.Eeee ben şimdi İç işleri bakanımızın bu TALİMATININ hukuksal sonuçları hakkındaki düşüncelerimi içeren bir köşe  yazısı yazıp göndersem bu yazı-bu gün Pazartesi-perşembe gün yani üç gün sonra yayına girecektir.Bu üç gün içersinde konu medyada enine-boyuna tartışılacak, hukuku içselleştirmiş, hukuka inanmış kişi ve kuruluşlar  eleştirecekler,yandaş taraf ise -vallaha nasıl savunurlar merak ediyorum-savunacaklardır. Hal böyle olunca benim yazımın kıymet-i harbiyesi kalıyor mu tabii ki kalmıyor. Düğün bittikten sonra salonda tek başına çifte telli oynamaya benzediği için, iç işleri bakanımızın bu talimatının! hukuksal ve siyasal bir SKANDAL olduğunu belirtmekle yetinip bir başka hususu irdelemek üzere bu konuyu pas geçiyorum.Not/Sen gazeteni nasıl eleştiriyorsun diyenleriniz olabilir,Bolu Gündem Gazetesi” demokrasinin, özgür fikirlerin çiçek açtığı  haber ve yazı panosudur, bu böyle biline.                                

                     Sayın okurlar  sadede(asıl konuya) girebilmek için izninizle ve haddimi de aşarak- bir iki cümle ile VAAZ! etmek istiyorum;  Bizlere öğretilenlere göre insan doğarken  yanında  HİÇ AÇILMAMIŞ DEFTER getirirmiş. Hatırlıyorum  ben küçükken bir  amca eşini darp etmiş, bunu duyan rahmetli ninem de “DEFTERİ dürülesi,  kızı çok dövmüş” dediğinde ben  de “onun defteri mi var” deyince bana” evladım her insan yanında bizim göremediğimiz bir defteri ile dünyaya gelir, bütün günahları ve sevapları melekler tarafından o deftere  yazılır” demişti.  Yine küçüklüğümde bana söylenenlere göre insan doğarken yanında bir de ALIN YAZISINI  getirirmiş.  İnsan o alın yazısında yazılı olan hayatını yaşarmış. Yani alın yazısı ne ise o olurmuş ama yine de buna teslimiyet içinde olmayacakmışız. Zira Bakara Suresi’nin 195.Ayet’inde Yaradan’ımız “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” diyor. Bu duruma atalarımız” takdir Allah’tan tedbir kuldan” diyerek bizleri tedbir almaya yönlendirmişlerdir.

                      Sayın okurular şimdi bu girizgahtan sonra gelelim anlatmak istediğim konuya; yukarıda  da değinildiği gibi Bakara Suresi’nin 195.Ayeti’nde  Yaradan’ımız” kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” diyor. İnsanlar da  “insan ne çekerse ya dilinden ya elinden” diyerek bu Ayet’e olan bağlılıklarını teyit etmişlerdir. Bir ata sözü hatırlıyorum, o ata sözünde ”çobanın kaval sesine aldanıp yaylaya gittiğini sanan koyunlar mezbahaya gittiklerini hiçbir zaman öğrenemezler” deniliyor. Koyun olmayan,Allah’ın en mükemmel canlı olarak yarattığı bizlerin,politikacıların ballı-börekli söylemlerine inanarak Ayet’te  yazılı olduğu gibi kendi ellerimizle(oy vererek) kendimizi,geleceğimizi karanlığın kucağına  atmayalım derim. Yine rahmetli ninemin “ben söyledim benden günah gitti” dediği gibi ben söyledim benden günah gitti.         

                   Sayın okurlar, bu gün Çarşamba.Üstteki yazım yarın(Perşembe günü)yayınlanacağına göre- SON DAKİKA haberini –küçük bir anekdot olarak- muhabir  sıfatı ile sizlerle paylaşmak hakkımı kullanıyorum ve diyorum ki: Bekri Mustafa küçükken HAFIZLIK eğitimi almış,sonra kendisini içkiye  vermiş.Bir gün cami önünde cenaze namazı  kıldırmak durumunda kaldığında tabutun baş tarafına eğilerek bir şeyler fısıldamış,namaz bitince, ne dediğini sormuşlar “mevtanın kulağına, orada neler oluyor diye sorarlarsa akşamcı Bekri Mustafa imam olmuş dersin dedim” demiş.Şimdi ben de Bekri Mustafa’nın hicvinden esinlenerek bir “son dakika haberini” sizlerle paylaşmak istiyorum; Harp okulu mezunu,Fetö kumpası ile hapislerde yatmış,bu mağduriyeti nedeniyle  CHP  tarafından elinden tutularak milletvekili yapılmış Mehmet Ali Çelebi AKP’ye  katılmıştır.Son dakika haberi olarak duyurulur. Hoşça kalın.

                                                                                   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tanju Özcan'ın CHP'den ihraç konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?