Bir öğretmenin mutlu anları

24 Kasımda ÖĞRETMENLER GÜNÜ’nü kutladık. Mutad kutlama programlarının hemen tekrarı olan bu günde öğretmenlik mesleğini kutsayan, öğretmenleri ululayan içi bir türlü doldurulamayan konuşmaları dinledik. Her yıl olduğu gibi bu senede meslekle ilgili projeler ve öğretmenlerin mesleki sıkıntıları ve sözde çözüm yolları bu konuşmalarda dile getirildi. Bizim gibi ömrünün son demlerini yaşayan öğretmenler ise konuşmaları ve iyi dilekleri ümitsiz ama yine de “hadi hayırlısı, inşallah olur” diye; sesleri titrek ve gözleri nemli dinleyerek temennilere gönülden iştirak ettiler.  Günlerini kutlayanları, mutluluklarını paylaşanları, çiçekler gönderenleri, uzaklardan telefonla arayanları, hatta ev ziyaretleri ile ellerinden öpenleri öğrencilik yıllarında olduğu gibi şefkatle kucaklayıp bağırlarına bastılar. Bekledikleri halde kendilerini unutan öğrencilerini  ise eskiden olduğu gibi yine “belki ir mazeretleri vardır” hoş görüsüyle, onlar hakkındaki iyi düşüncelerini devam ettirdiler.

Uzun yıllar öğretmen yetiştiren kurumlarda hizmet verdim. Şu anda hem hizmet veren hem de benim gibi emekli olan binlerce öğrencim var. Kimileriyle karşılaşıyor, ayak üstü de olsa sohbet ediyorum. Öğrencilik yıllarındaki saygı ve hürmette hiçbir eksikliğini görmediğim bu öğrencilerim benim kıvancım ve gururumdur. Mezun olduktan sonra memleketlerine giden ve sonra bilvesile Bolu’ya gelen öğrencilerimle de görüşüyorum. Onların hasretle ve hürmetle ellerime sarılmaları ve kucaklamalarını tarif edecek kelime bulamıyorum. Görüşmeyeli uzun yıllar olmuş kimi öğrencilerim ise beni çarşıda, pazarda gördüklerinde ayrı bir sevinç ve heyecanla karşılıyor, sevgilerini ifade erken adeta öğrencilik yıllarındaki mahcubiyetleri tekrar yaşıyorlar. Bazen kendilerini hatırlatmak için kısa hatıralarını da dile getirerek o güzel geçmişlerinin tekrarını yaşıyorlar. Bir öğretmeni bunlardan daha mutlu edecek şeyleri göremiyorum.

Bu sene farklı mutlulukları da idrak ettim. Bu öğretmenler gününde onları sizinle paylaşmak isterim. Bolu Öğretmen okulunu 1960 yılında bitirdim. İlk tayin olduğum yer Gümüşhane ili, Bayburt İlçesi, Pazahpun köyü oldu. Bu köyün daha sonra adı Alapelit olarak değiştirildi. Bu köy Bayburt’a dokuz saat, Erzurum’un İspir İlçesine ise on bir saat uzaklıktadır. Hiçbir ulaşım vasıtasının bulunmadığı bu köyde üç sene görev yaptım. Bazen üç ay, bazen de altı ay Bayburt’a inemediğim zamanlar olmuştur. Maaşımı bile zamanında alamadığım buradaki  bütün hayati ihtiyaçlarımı zaman, zaman Bayburt’a giden köylüler aracılığı ile temin ederdim. Medeni ihtiyaçlarımı da köydeki bazı kimseler aracılığı ile görürdüm. Mesela saç tıraşımı askerde iken berberlik öğrenmiş İsmail Köse yapardı. O dönemde okuttuğum bütün öğrencilerimin ismini, muhtar da dâhil komşularımın hepsinin ismini tek, tek sayarım. Hepsinin bende silinmez hatıraları saklıdır.

Bu sene işte bu köydeki öğrencilerimden, Salim Coco ve İsmail Ak beni ziyarete geldiler. Öğretmenler Gününü onlarla birlikte kutladık. Şimdilerde yetmiş yaşlarını geçmiş bulunan bu öğrencilerimden İsmail Ak Almanya’da, Salim Coco da Bursa’da yerleşmişler. Almanya’da din görevlisi olarak görev yapan bir hemşerim aracılığı ile benim izime rastlamışlar. Telefonumu da ondan almışlar. Bana sürpriz yaparak ziyaretime geldiler. Meslekteki ilk yıllarımın heyecanını bana tekrar yaşattılar. Tam 62 sene sonra bir öğretmenler gününde torun torba sahibi eski öğrencilerimle buluşmanın sınırsız mutluluğunu bana doya, doya yaşattılar. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bu seneki Öğretmenler Gününde ikinci büyük mutluluğumu bir öğrencimden aldığım  mektupla yaşadım. Mektup  1980 yıllarının sonlarında Bolu Eğitim Yüksek Okulunda öğrencim olan Olcay Sancı tarafından kaleme alınmış. Nezih bir Türkçe ve veciz bir ifade ile kaleme alınmış bu mektup, abartmadan söylüyorum edebiyatımızdaki  “edebi mektuplar”a örnek gösterilecek niteliklere haizdir. İçeriği bana ait olan bu mektuba ilişik olarak bir de fotoğraf bulunmaktadır. Bu fotoğrafta Olay Sancı elinde sazı ile görünüyor. İnanç kimliğinden o kadar mutlu ki yazdığı şiirlerinde bu kimliğinden aldığı ilhamla “KIZIL YÖRÜK” mahlasını kullanıyor. Türk şiir geleneğini yazdığı şiirlerinde devam ettiren Olcay sancı bence şiirimizin usta kalemlerinden biri olmuş. Kendisiyle iftihar ediyorum.

Olcay sancı mektubunun arkasına bana ithaf ettiği dört kıtalık bir şiirini de yerleştirmiş. Öğrencilerimden aldığım ve mesleki gurur kaynağım olan kanaatleri bu öğretmenler günümün en büyük hediyesi oldu. Bu güzel şiiri okuyucularımla paylaşmak, onları da bu güzellikten hissedar etmek benim için bir görev oldu.

Gönül borcu vardır size bu tende,/ Elimi dostlukla sıktınız hocam./ Dostlarımdan hayır gelmeyen günde,/ Gülmeyen yüzüme baktınız hocam,

Dostluk için nice destan yazardım,/Dünyada dostum var diye gezerdim,/ Yakınlığınızı bilir sezerdim,/ Gönlüme umudu ektiniz hocam.

Gâribin yoluna baş koyan yoktur,/Yoksul düğününde oynayan yoktur,/ Ölsem cenazemi taşıyan yoktur,/ Ben gâribe arka çıktınız hocam.

Bir göç yürümedi KIZIL YÖRÜK’lü,/ Zamanda bulmak zor dostu yürekli,/ Bedenimde saygın kalsın sürekli,/Kara bahtımı siz yıktınız hocam.

Olcay sancı da bir öğretmen. Mektubunu arşivime kaldırıyorum. Öğretmenler günümde beni mutlu eden Olcay Sancı’ya bir ömür mutluluklar diler gözlerinden öperim. Ben de onun öğretmenler gününü kutlar mesleğinde başarılar dilerim

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Dinç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.