Savunmanın bedeli

                 Anayasamızın 2.maddesinde “TC… DEMOKRATİK laik ve sosyal bir HUKUK DEVLETİDİR”, 26.maddesinde ise  “herkes düşünce ve kanaatlerini, söz, yazı, resim veya başka yollarla açıklama ve yayma hakkına sahiptir” denilmektedir. Yazımın konusuna bu iki maddeyi referans göstererek girmek istiyorum.

                  Yanlış siyasi ve ekonomik uygulamalarla ve biraz da COVİT 19 un  olumsuz  etkileri ile ülkemizde enflasyon  tırmandıkça tırmandı. Evet bu tabloda bizim de hatalarımız oldu demeyip bu ekonomik depremin sorumluluğunu hiç ama hiç üzerine almayan muktedirler yani  AKP -MHP bloğu suçu zaman zaman dış güçlere, zaman zaman iç güçlere fatura etmeye kalktılar ve bunu hala yapıyorlar. Nitekim sayın Devlet Bahçeli birkaç gün önce suçu zincir marketlere yükledi. Söylemleri bir yere kadar ”siyasi söylemdir” diye geçiştirilebilirse de “onların FETÖ “bağlantıları araştırılmalı” demesiyle ortalık karıştı. Marketler ticari kuruluşlardır. TİCARİ KURULUŞLAR veli nimet olarak vasıflandırılan  müşterilerin varlığı ve yoğunluğu ile ayakta dururlar, şaibe altına soktuğunuzda, boykot çağrıları yaptığınızda tabii ki bundan zarar görürler hatta  iflasa kadar giderler. Bu görüşümü desteklemek anlamında  diyorum ki bir firma kendi ürettiği malın reklamını yaparken diğer firmayı ve ürettiği malı kötüleyemez, yoksa suç işlemiş olur ve hatta ağır tazminat ödemeye mahkum edilir.İşte bu nedenle  zincir marketlerden birisinin yöneticisi (CEOSU) sayın Bahçeli’nin FETÖ imasının, marketleri için yıkıcı etkisi olabileceğini düşünmüş olacak ki açıklama ve  savunma  yapma gereğini duydu ve “bu iddialara kimse inanmaz” mealinde cevap verdi. Vay efendim sen misin sayın  Devlet Bahçeli’nin eleştirisine cevap veren, bazı belediyelerce ve diğer yetkili ve görevlilerce marketlerinin idari yaptırımlar sonucu nasıl örselendiklerini(mühürlendiklerini) gördüğünden ve  çok çok daha önemlisi alenen ölümle tehdit edildiğinden yalvar-yakar sayın Bahçeli’den özür diledi. Ne enteresan ki bu linç kervanına başkanı olduğu Gıda Perakendeciler Derneği de katıldı ve korku dağları sardığından derhal istifasını istediler.Not/Korku dağları sarmak, bir şeyin sizi korkutup basiretinizin bağlanması demektir.Nokta. Düşünebiliyor musunuz sayın okurlar, adamcağız hak ve hukukunu savunduğu dernek tarafından bile istenmeyen kişi ilan edildi. Ortada hukuk dışı uygulamalar var,hakaretler var,ölümle tehditler var ,her şey var ama nedense ortalarda anayasamızın 2. maddesinde yazalı HUKUK YOK.İşte bu durum cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yönetilen bir Türkiye manzarasıdır.

                     Şimdi sayın Bahçeli’nin zincir marketleri kast ederek- çok ağır eleştirilerini es geçip-” onların FETÖ bağlantılarının araştırılması gerekir”  demesine dönelim; Bu iktidar var ya bu iktidar, siyasette Vallahi çok becerikli. Neden mi, anlatayım;  2002 den 15 Temmuz 2016 ya kadar FETÖ’yü  KULLANARAK  devlet kadrolarında ve diğer alanlarda ne kadar Atatürk’çü varsa  susturdu, pasifize etti(etkisiz hale getirdi). Bu kez de 15 Temmuz 2016 dan bu yana  CHP li belediyeler de dahil iktidara muhalif kim varsa “Fetö” suçlaması ile yine onu KULLANIYOR. Yani kendileri tarafından beslenen ejderhanın DİRİSİNDEN  yararlandılar şimdi de  POSTUNDAN yararlanıyorlar .Bir nokta daha  NOKTA.

                                                           DOLDUR BOŞALT

                  Askerlik yaparken ilk günlerde  teker(tek-er) eğitimi adı altında eğitim alanındaki telefon direğine, veya başka bir nesneye belirlenen bir zaman dilimi süresince  SELAM verdirdiler.Bir- iki gün “böyle saçmalık olur mu” diyerek kendi aramızda söylenmeye başlamıştık ve daha sonra öğrendik ki bizlere akla- mantığa aykırı da olsa askeri emirlere itiraz edilemeyeceğini yani  sabırlı olmayı öğretmişler.Keza  verilen piyade tüfeğini  parçalara ayırarak bakımını  yapmayı ve  mermilerini “doldurup boşaltmayı” öğrettiler(1960 yedek subay okulundan söz ediyorum). İşte “doldur boşalt” sözü buradan geliyor. Buradan şuraya gelmek istiyorum; Ceza infaz kurumlarımızın kapasitesi 271 823 iken İstatistiklere göre bu gün ceza  infaz kurumlarımızda 314 bin hükümlü ve tutuklu varmış. Bu tabloya göre  42binden fazla kapasite aşımı var.Asistanım google’nin bana verdiği bilgilere göre 16 yılda 227, son 6 yılda ise 126 yeni ceza evi açılmıştır.Bu rakamlar ürkütücüdür.Bu tablo ASAYİŞİN ne durumda olduğunun göstergesidir. Asayişin bozuk olmasının muhtelif nedenleri vardır. Bu nedenler yoksulluk,işsizlik,cehalet, cezaların caydırıcı nitelikte olmaması,SIK SIK çıkarılan AFLARDIR. Ceza infaz kurumlarının doluluğu çok ağır bir yüke ulaştığı ülkeler-maalesef- çareyi AF da bulurlar. Nitekim bizdeki bu kurumların doluluğu ağır bir sosyo-ekonomik yüke dönüştüğünden olacak ki  bu günlerde AF dillendiriliyor. Ceza infaz kurumlarının boşaltılmasından başka hiçbir yararı olmayan  af, hastayı ağrı kesici ile geçici bir süre rahatlatmaya benzer. Affı takiben koşullar(yoksulluk,işsizlik vs.) değiştirilmez ise ceza evleri yine dolar. İşte bu duruma  “doldur-boşalt” denir.

                                                    NOSTALJİK GEZİNTİ

                      Bilenlerin hoşgörüsüne sığınarak bilmeyenler için diyorum ki “nostalji” TDK na göre “geçmiş zamanların özlemi” dir.İşte ben de bir-iki cümle ile “geçmiş zaman olur ki hayali  cihan değer” diyerek maziyi aydınlatan  hayallerimle  nostaljik bir gezinti yapmak istiyorum. 1 Aralık 2022 tarihinde bir vefat haberi ile sarsıldım. Haberde PROF.Dr.Baki Kuru’nun vefat ettiği bildiriliyordu.Merhum Baki Kuru Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde benim hocamdı. Merhumlar  Av.Ragıp Hatipoğlu,  Av.Mete Onsekiz, Av.İrfan  Dolapçı, Av.Tahsin Namdar,  Av.Ahmet Günaydın, vali yardımcısı Rıfat Taşkın Baki Kuru hocamızın öğrencileri idik. Akçakocalı olan merhum Baki  Kuru  hoca  Av.Ragıp Hatipoğlu gibi önce Bolu Orman Okulu’ndan mezun olup “orman mühendis muavini” olmuştur,daha sonra lise  fark derslerini verip hukuk fakültesine kaydolarak fakülteyi başarılı bir şekilde bitirmiş ve asistan olarak  fakültede kalmış ve sonuçta PROF olmuştur. Yukarıda da değinildiği gibi Av.Ragıp Hatipoğlu ile orman okulundan arkadaştırlar. Merhum Ragıp Hatipoğlu da yıllar sonra lise fark derslerini vererek hukuk fakültesine kaydolduğundan orman okulundan arkadaşı olan Baki Kuru hoca ile hukuk fakültesinde buluşmuşlardır, daha doğrusu bu durumu bizzat gördüğüm için buluştular. Ancak birisi hoca diğeri öğrenci. Ragıp bey Baki Hocanın derslerine (hukuk usulü, icra iflas)  daha  çok çalışırdı. Kendisine “diğer derslerine çalış, hoca nasıl olsa arkadaşın,sana koltuk çıkar”  diye takıldığımızda, hayır tam tersine daha çok çalışmalıyım ki alacağım not HAK ETTİĞİM NOT OLSUN derdi.  Peki şimdi öyle mi? Nüfusunun  yüzde doksan dokuz onda dokuzunun Müslüman olduğu ülkemizde Sorular çalınıyor sorular. Neredeeeeen nereye.Nokta.Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.

02

Kurtoglu14 - 6'lı masa aynı çıkışı tepkiyi göstermiş olsaydı yine aynı şekilde kaleme alacak mıydınız beyefendi? Hiç sanmam, almazdınız.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 08 Aralık 18:11
01

Ufuk - İlhami Candemir bey Bende evet açıklama yapar eder ama bazılarına özgürlük çok verilmiş konuşmalarını o zevatın iyi incele istersen sizde

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Aralık 14:21