Gelin canlar

       Gündemimiz, dertleri ile hemdert olanların EVLADI olan bir kızımızın 6 yaşında iken imam nikahı ile evlendirilmiş olması.  Ortalık toz-duman.Hemdert  olanların dedim,yani derdine ortak olanların dedim, bunlar madalyonun bir yüzü,olayın bir de bu evladımızın derdine ortak olanları eleştiren,hakaretler eden, olayı SÜNNET olarak görüp bu ACI veren olayı örtbas etmeye  çalışanlar var ki bunlar da madalyonun öteki yüzü. İşte bir Türkiye  manzarası. Bu tabloyu, kırk pare(kırk parça) bohça gibi her ırktan, her dilden, her dinden insanların bir araya gelerek oluşturdukları ABD de bile göremezsiniz.Nedeni ise orada din işleri ile devlet işleri biri birinden tamamen ayrılmıştır,herkes kendi yolunda yürümektedir. Bizdeki  bu ayrımcı tablonun nedeni,  bu milletin yediden yetmişe, çoluk- çocuk,kadın- erkek tüm fertlerinin kanları ile kazanılmış KURTULUŞ SAVAŞINDAN SONRA  kurulan  LAİK  TC devletini İSLAM devletine dönüştürmek isteyenlerin muktedirler tarafından destek görmeleridir Türkiye kötü günlerden geçiyor ve farkında değiliz ama belki de daha kötü günlere doğru savruluyor.  Gelin canlar- bu vatan hepimizin deyip- bir olalım diri olalım kardeşçe beraber yaşayalım.

            Sayın okurlar anlaşıldığı kadarı ile  çocuğun  evlendirilmesi olayı TARİKAT içinde gerçekleşiyor.Küçük yaşta çocukların evlendirilmelerinin savunulacak bir yönü tabii ki  yok.Tarikatlar bunu-açık açık söylemiyorlar ama- sevgili peygamberimizin Ayişe annemizle ilgili izdivacını ameli  SÜNNET kabul ederek normal görüyorlar ve kendi kendilerini aklıyorlar. İddianamede  sanıkların,bu kadar yıl ağır hapis talep edildiği halde tutuklanmadıklarına göre bakalım yargı  ne yapacak? belki ben göremem! ama inşallah sizler görürsünüz sayın okurlar.

                Ameli sünnet dedik,ameli sünnet sevgili peygamberimizin amelleridir, hareketleridir,fiilleridir.Kavli sünnet ise söyledikleridir.Kendisini her yönü ile dine adamış olanlar, sevgili Peygamberimizin kılık kıyafetini,oturup kalkmasını,  yiyip içmesini vs .vs.her hareketini AMELİ SÜNNET kabul ederek yaşamaya çalışsalar da günümüz “yaşam koşulları” yönünden baktığımızda bunun tam olarak pek de mümkün olmadığını görüyoruz.Misal, ben taksi kullanıyorum, acaba onlar sünnettir diyerek DEVE mi kullanıyorlar, tabii ki hayır. Nedeni günümüz koşullarının getirdiği mecburiyet, ZARURET(zorda kalmak-mecbur kalmak). 1876 lardan itibaren Osmanlı’da kullanılan, medeni hukuk kurallarını içeren  Mecellede “ZARURET yasakları mubah kılar”diye bir hüküm vardır.Bu kural  günümüz hukuk sistemine meşru müdafaa, zaruret hali,  mücbir sebep olarak taşınmıştır.İşte böyle durumlarda  YASAK, bunun sonucu olarak da ceza,günah ortadan kalkmaktadır.Misal; Kovit 19 salgınında  Cuma namazlarımızı eda edemediğimiz gibi.Eğer bu kurallar,  günümüz koşulları  göz önünde bulundurularak  GÜNLÜK HAYATIMIZA ADAPTE EDİLİRSE “kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmeleri” vs.gibi toplumu rahatsız eden durumların önüne geçilebilir diye düşünüyorum. Sürçü lisan ettikse af ola.

                                                        GİYOTİN              

                   Fransız  ihtilali sırasında idam kararları o kadar çokmuş  ki bunların infazları  sıkıntılara neden olduğundan “insan kesme” makinesi icat etmişler ve bunun adına da -mucidinin adını vererek-GİYOTİN demişler.Bu da nereden aklına geldi diyebilirsiniz,söyleyeyim;Dün Bolu Gündem’e bir haber düştü. Göynük ormanlarındaki KESİM işlerinde kullanılmak üzere Devlet, orman köylülerine  OR-KÖY kredisi destekli bir “kabuk soyma” makinesi göndermiş. Köylüler de makinenin başında poz vererek “bu makine ile seri-hızlı KESİM yapabiliyoruz” diyorlar. İşte giyotin bu haber nedeniyle aklıma geldi.Kendi kendime Göynük ormanlarına giyotin getirmişler, daha çok ağaç (CAN) kesecekler dedim. Ağaca “kesilirken üzülmüyor musun diye sormuşlar,o da kesildiğime değil sapı benden olduğu için üzülüyorum” demiş.İşte ben de, daha  çok ağaç(CAN) kesilmesi için OR-Köy tarafından verilen kredi ile soyma makinesi alındığından ağacın bu cevabını hatırladım. Vallaha bu devletin işine benim aklım ermiyor;Orman teşkilatında yazışmalarda(desimal ) 01 Korumadır,07 ise istihsal(üretim)dir.Yani önce koruma gelir.Hal böyle iken bakıyorum da son yıllarda  koruma adeta unutuldu, yangın söndürme uçağı bile alınmadığından ormanlar cayır cayır yanıyor,yakılıyor, cezalar azaltılıyor,imara açılıyor,maden üretimi için, turizm için peşkeş çekiliyor,bu kez de orman köylülerine kabuk soyma makinesi aldırılması suretiyle  daha çok  ağaç(can) kesilerek pazarlanmasının yolu açılıyor.Dün Fatih Sultan Mehmet “ormanlarımdan bir dal kesenin kellesini kesirim” diyordu bu gün bunlar yapılıyor.Neredeeeeen nereye.Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.

01

Senin okurun - Kabuk soyma makinesi neki,daha neler neler?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Aralık 21:19