Merkezden yönetilmek

            16.02.2005

Demokrasilerin güzelliği, halkın düşüncelerinin dikkate alınıyor olmasında. Yönetileceği yönetimin seçiminde, hür iradesini kullanabiliyor olmasında.

Kurallar manzumesinde, demokratik işlerliğin en önemli dişli çarkı adını alıyor, halk adına döndüğü yazılıyorsa da, hareket; kumanda merkezinden alınan startla başlıyor.

Bir kaynaktan çıkan suyun yolunu kesmedikçe, yönünü değiştirmek olası değil. Suyun önünü keserseniz, bent olur, baraj olur, göl olur. Yapılacak amaca yönelik işler için, toplanan suyu enerjiye çevirerek yararlı hale getirmek, dağınık güçleri bir araya toplamak işlemlerini yönlendirecek beyin gücüne ihtiyaç vardır.

Son zamanlarda adından çok bahsedilen sivil toplum örgütleri de, benzeri bir sitem içinde olmasına karşın, bu anlamda faydalı enerjiye dönüşen eylemlerini göremiyoruz.

Bunun nedeni, merkezden yönetilme alışkanlığı, aklımızı kullanma tasarrufumuz mudur?

Bunun nedeni, "Sus sen küçüksün, aklın ermez! Büyüklerin yanında sana söz düşmez! Haddini bil! Saygısızlık yapma!" Bu ve benzeri terbiye verme alışkanlığımız mıdır?

Bunun nedeni, alemle gelen düğün bayram anlayışından.

Nasıl olsa biri çıkar, işimizi görür kolaycılığı mıdır?

Bunun nedeni haklarımızın nerede başlayıp, nerede bittiğini bilmemek midir?

Bunun nedeni, kavgadan, karmaşadan kaçmak, alternatif fikirleri üretmekten sakınmak, tartışmalardan uzak durmak mıdır?

Bunlar belki de, sivil toplum kuruluşlarının özünden uzak çalışmalardan kaynaklanan davranışlarımızdan. Çünkü bu çalışmalarımızda tabanı oluşturan insanların görüşleri, düşünceleri alınmadan anlar adına kararları alma uygulama alışkanlığımızdan bir türlü kendimizi kurtaramıyoruz. Hem merkezden yönetime karşı olduğumuzu her platformda gündeme getirmekten geri durmuyoruz, hem de dernek, vakıf, oda, sendika ve benzeri kuruluşların başına geçtiğimizde, merkezcilik anlayışından vazgeçemiyoruz.

Bu çalışmalara örnek istiyorsanız, çevredeki gelişmelere baktığımızda fazlasıyla görmek mümkün.

Piramitin tepe noktasında bulunup, tabandan gelen sesler belki kulağımızı fazla tırmalayacak. Belki özden uzak uçuk işlemlerle gündem meşgul edilecek. Belki fazla zaman harcanacak ama olsun, çok sesli orkestrada ses uyumunu sağlayabilmek kadar güzel olan ne var ki.

Ses uyumunun olduğu yerde, sözler daha net oluyor ve melodi kulağa daha hoş geliyor.

Bu yazı toplam 646 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.