Sen geçerken Mehmedim

            02.09.2005

Tarihin derinliklerindeki gizemli örtüyü kaldırıp bakmak gibi Zafer kutlamaları. Hamam suyu ile dost gönülleyip coşkusunda sarhoş olarak bayram yapmayı hak edip etmediğimiz gerçek değerlendirmesini yapabilmenin açık hesabı gibi Zafer kutlamaları.

Karınları aç, üzerleri çıplak insanların bağımsızlık adına çektiği çilenin sonunda ele edilen “vatan için ne kadar alın teri döküyoruz” değerlendirmesinin yapıldığı gün olmalı Zafer Bayramı.

Onlar, canlarıyla kanlarıyla ödedikleri bedelin karşılığını, Allah’ın vadettiği katında yerlerini alacaklar.

Onlar, anaların, bacıların, eşlerin namus adına yükselen feryatlarını, kazandıkları zaferle susturdular. Onlar, dökülen göz yaşlarını kanlarıyla yıkayıp nurlandırdılar. Onlar, kucaklarında çocukları, omuzlarında mermileriyle, erinin yanında günlerce yürüdüler. Onlar, kuru peksimetlerini gerektiğinde düşmanı ile paylaşıp insanlığın ne demek olduğunu, kendisine kurşun sıkan düşünceye göstermesini bildiler.

Onlar, vatan kavramının kutsallığını, ne olduğunu tüm dünyaya gösterdiler. Onlar, savaşın acımasızlığına rağmen geleceğin Türkiyesini düşündüler, cehaleti yenmenin projelerini yaptılar.

Onlar, bağımsızlık için en zor koşullarda neler yapabileceğini tüm dünyanın en mazlum ve mağdur ülkelerine gösteren, özgürlük meşalesini yakarak düşüncelerin yolunu aydınlattılar.

Aradan geçen 83 yılda geriye dönüp baktığımızda muassır medeniyet için koşanları belki geçemedik ama, onlara yetişebilmek için yarışı da bırakmadık. Büyük modern ve gelişmiş Türkiye Cumhuriyeti ideolojisini gerçekleştirenlerin döşediği demir ağların yanında karayollarını geliştirdik. En zaruri ihtiyaçlar için kurulan basma fabrikalarını, şeker fabrikalarının sayılarını çoğaltıp teknoloji yarışı içinde makine yapan fabrikaları yaptık. Zamanında hibe edilen kamyonları çalıştıracak şoför bulamazken, şimdi özel teşebbüsün önünü açarak fabrikaları anların becerisinde teknoloji yarışına soktuk.

Her geçen gün yeni hamlelerle daha hızlı kalkınma için, yeni seferberlikler ilan ediyoruz. Şimdi eğitim-öğretim seferberliğinde “haydi kızlar okula” kampanyasını başlattık. Başattık da, onlara ilk etap da sadece okuma yazma mı öğreteceğiz? Yoksa bilimin sonsuzluğa uzanan yolunda yürümelerine yeni olanaklar mı sağlayacağız? Üniversite kapısı önündeki yığılmalara bakarsak biraz zorlanacağız gibi. Her ne olursa olsun Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün, kadınlarımıza tanıdığı özgürlüklere, kadınlarımızın sahip çıkacağına inanıyoruz.

Sanayileşme diyoruz. Teknoloji gelişmişliği diyoruz. Çık hızlı değişen dünya teknolojilerine uyum diyoruz. Yıllardır bunların söylemden eyleme geçirilmesi için konuşuyoruz, tartışıyoruz.

Aldığımız yol nedir tartışılır, ama bu durumu da mutlaka aşacağız. Mühendislik hizmetlerinin alt yapısı olan Orta Öğretim Kurumları içinde teknik okullarımızın önüne konacak bariyerlerin birgün mutlaka kaldırılacağına inanıyoruz...

Bu Zafer Bayramı tören geçişinde sen yürürken Mehmedim fay kırılıyor sanki, yer sarsılıyor sandım. Sen geçerken Mehmedim, inan ki düşman ürküyor dost coşuyor. Sen geçerken Mehmedim, gözlerimiz nemleniyor, titriyor yüreğimiz. Sen geçerken Mehmedim inanki yok oluyor korkumuz. Dualarımız sizlere, Zafer bayramımız kutlu olsun.

Bu yazı toplam 650 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.