İlhami Candemir

İlhami Candemir

ŞİRAZE

Sayın okuyucular, bu gün sizlere düşüncelerimden oluşan bir potpori”(karışım)sunmak istiyorum. Önce İHTİYAR HEYETİ,sonra ŞİRAZE ve daha sonra torbadan ne çıkarsa O. Sayın okuyucular,sizlere, ilginç bir oluşumdan söz edeceğim.İhtiyar heyeti.Dönem, 1924 yılında yürürlüğe giren 442 sayılı köy kanunu dönemi. Rahmetli babam 1946-1950 yılları arasında muhtarlık yaptı.O tarihlerde ben dokuz-on yaşlarımda olduğum için köyde olan bitenleri hatırlıyorum. Babamın muhtarlık döneminde köyün yönetiminde söz sahibi olarak köy derneği, muhtar ve İHTİYAR HEYETİ vardı.Bizim evde köy derneğine “köylü toplantısı” deniliyordu ve dernek köy halkından oluşuyordu. Tabi köy halkı olunca seçim söz konusu değildi. Muhtar ile ihtiyar heyeti üyeleri seçimle geliyorlardı.Köyün öğretmeni ile imamı ihtiyar heyetinin doğal(tabii)üyeleri idi.( Bu durum, Atatürk dönemi olan o tarihlerde dahi- bu gün olduğu gibi-İMAMIN ne kadar önemsendiğinin açık bir göstergesidir).İhtiyar heyeti üyeleri, o dönemler ataerkil (babanın egemen olduğu durum)aile dönemi olduğu için heyette kadınlar ve gençler yer almadığından hep ihtiyar kişilerden oluşuyordu. Bu nedenle bu heyete “ihtiyar heyeti” denilirdi.

Sayın okuyucular, bu konuyu Atatürk’ün imamlara verdiği değeri anlatabilmek ,Atatürk’ü anlamayanlara selam olsun demek için siz sayın okuyucularla paylaştım. Şimdi gelelim ikinci konuya, ŞİRAZEYE.

Sayın okuyucular ŞİRAZE, kitap ciltleme işlemlerinde kitap sayfalarını düzgün tutmaya yarayan bezden üretilmiş bir şerit olarak tanımlanır ise de bunun yanında mecazi olarak halk arasında “kontrolunu kaybetmek” olarak da kullanılmaktadır. Kitabın şirazesi bozulursa sayfaları dağılır misali ŞİRAZEYE “insanın kendisini dağıtması” da denilebiliyor.Hatta o kişiler için “şirazesinden çıktı” denildiğini de biliyorum. Ben üç çeyrek asırdan fazla olan yaşamımda siyasetle ilgilenen kişilerin bu günkü kadar kontrollarını kaybederek, kendilerini dağıtarak, şirazelerinden çıkarak muhataplarına ağza alınmayacak kadar hakaretler yağdırdığı vahim(kötü)bir dönem yaşamamıştım. Akl-ı selim sahibi hiçbir insanın kabul edemeyeceği böyle olayların kınanması gerekirken sahiplenilmesi ise ne yazık ki daha vahim(daha kötü) bir durumdur. TAHRİK eden hakareti de hak eder denilebilir ama TAHRİK ceza hukukunda cezanın indirilmesi nedenidir ama hiçbir zaman cezanın(suçun) ortadan kaldırılması nedeni değildir. Bu nedenle başkalarını TAHKİR edenlere(hakaret edenlere) arka çıkılması artık tuzun koktuğu yerde olduğumuzu göstermektedir. Ben şahsen bu ortamdan dolayı “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” diyorum dedikten sonra gelelim diğer konuya; SIĞINMACI olayına.

Sayın okuyucular, son günlerde siyasetin en çekişmeli konusu sığınmacılar. Bir taraf bu sığınmacıları öyle veya böyle göndereceğiz diyor,diğer taraf isterlerse gidebilirler,gitmezlerse kovmayacağız diyor. Sığınmacı sözcüğünün içeriğinde “geçicilik” vardır, göçmen sözcüğünde ise “kalıcılık” vardır. Sayın içişleri bakanımız, sığınmacıları kast ederek bizler de Moğolistan steplerinden GÖÇ ederek buralara geldik diyerek sığınmacılara arka çıkmaktadır. Oysa ki biz Moğolistan steplerinden(Orta Asya’dan) buralara- efsaneye göre Asena’nın kılavuzluğunda, hiçbir oluşumun DAVETİ İLE DEĞİL,bayrağımızı ,okumuzu alarak, süngümüzü takarak, at üstünde vuruşa vuruşa,savaşa savaşa “ SIĞINMAK için değil GÖÇMEK için geldik, GÖÇTÜK ve buraları YURT EDİNDİK.Bu nedenle bizim durumumuz ile onların(sığınmacıların) durumları elma ile armudun farkı kadar çok çok farklıdır.Keza yine sığınmacılara arka çıkma gerekçesi olarak Peygamberimizin (S.A.S) Mekke’den Medine’ye HİCRETİ örnek gösterilmektedir.Oysaki ve biliniyor ki Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye sığınmak için değil yerleşmek amacı ile gelmişlerdir ve oralara yerleşmişlerdir.Bu durum bilindiği halde HİCRET’in örnek gösterilmesi karşısında ben de “sığınmacılar buralara yerleşmek amacı ile mi geldiler yoksa getirildiler de bizler mi bilmiyoruz” demekten kendimi alamıyorum. Ayrıca yok eğer bu sığınmacılara dini bir vecibe gerekçe gösterilerek sahip çıkılması söz konusu ise o zaman ben de derim ki dini anlayışımıza göre “gelmişlere gidin, geleceklere ise gelmeyin” diyemeyeceğimiz için “açın sınırları, kaldırın duvarları gelen gelsin gelmeyen gelmesin, hiç olmazsa gelenler dindaşlarımız daha kötüsü de olabilirdi” deyip ŞÜKREDEREK bir kenara çekilelim ki Nasrettin Hoca’nın “yorgan gitti kavga bitti” dediği gibi kavga bitsin. Hoşça kalın.11/05/2022

İLHAMİ CANDEMİR

Bu yazı toplam 613 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum