FAŞİZM

Faşizmin kabul edilebilir en yaygın tanımlaması şudur,

Faşizm, tekelci sermayenin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının yıldırıcı açık terörcü diktatörlüğüdür.

Dünyanın hemen bütün ülkelerinde tekelci sermaye ve onun siyasi iktidardaki temsilcileri buhran anlarında ya da siyasi iktidardan halk kitleleri tarafından alaşağı edilebileceklerini kestirdikleri anlarda faşizm tanımlamasına uygun olarak devlet cihazında öz ve biçimsel olarak değişime yönelirler.

Başarılı oldukları takdirde yönetilen halklar için uzun dayanılmaz, yıldırıcı diktatörlük dönemleri başlar. Kenan Evren açık faşist diktatörlüğü ülkemizde bunun tipik bir örneğini teşkil eder.

Faşist diktatörlükler öncelikle yasama, yürütme, yargı erklerini tek bir bileşkede toplamak isterler. Gerçeklerin öğrenilmemesi amacı ile basın üzerinde müthiş bir sansür uygularlar.

Mevcut siyasi iktidarın yasama, yürütme, yargı erkleri üzerinde, anayasal rejim üzerinde değişim rüzgârlarının estirdiği ülkemizde, basın özgürlüğünde Afganistan’dan bile geride olduğumuz gerçeğinin ortaya çıkmasından sonra bu yazıyı yazmamız görev haline geldi.

Bu yazıda faşist kişiliklerin ülkeleri ve dünyada yarattıkları vahşeti, kırımı ve faşist liderlerin sonlarını anlatan bazı örnekler verdik.

İşte onlar;

BATİSTA

Küba’da 18 yıl başkanlık yaptı. Darbe ile ele geçirdiği Küba Devlet Başkanlığı görevini şaibeli seçimlerle pekiştirdi.

Dönemlerinde medyayı, üniversiteleri, kongreyi kontrolü altına aldı. Küba’daki ekonomik çöküntü dönemlerinden yararlanarak çok yüksek miktarlarda Amerika’da altın stokladı. Bütçeyi zimmetine geçirdi. Amerika’nın Küba’yı kumar, fuhuş, içki merkezi haline getirmesini destekledi.

Rejim çökerken zimmetine geçirdiği paralarla Dominik Cumhuriyetine kaçtı, 1973 yılında sürgünde İspanya’da öldü.

SOMOZA

Orta Amerika’nın en büyük ülkesi olan Nikaragua’yı 43 yıl yöneten Somoza Ailesinin en son ferdi. Nikaragua’nın 1972 yılında geçirdiği korkunç depremde ülkeye gönderilen yardımları gasp etmekle suçlandı. Somoza ailesinin serveti iktidarda oldukları dönemlerde hep arttı. Somoza ailesinin yurt dışına yüklü miktarda Amerikan doları ve altın kaçırdığı tespit edildi. Ülkede insan hakları ihlallerinin artması ve kitlelerin ayaklanması ile 1979 yılında kaçtı. Paraguay’da sürgünde bir suikast sonucu öldürüldü.

NORİEGA

1983-89 yılları arası Panama Devlet başkanlığı yaptı.

Kara para aklama, haraç toplama, uyuşturucu kaçakçılığı gibi yasa dışı işlere bulaştı.

Amerikan kuvvetleri Panama’ya girerek Noriega’yı teslim aldılar. Savaş esiri muamelesi yaptılar. Bu suçlardan değişik mahkemelerce yargılandı. Hapis cezası yedi. Hakkında bilinen halen Panama’da cezaevinde olduğu

ŞAH RIZA PEHLEVİ

1941-77 Batı yanlısı bir politika izledi. Zengin petrol yataklarını batılı şirketlere açtı. Petrolden elde edilen geliri askeri harcamalara yöneltti. Şah zamanında İsrail’i tanıyan Türkiye ile birlikte iki Müslüman ülkeden biri İran’dı. Bütün partileri kapattı. Karısı Farah Diba’yı imparatoriçe ilan etti. Siyasi polis örgütü SAVAK ile tüm muhaliflerine korkunç baskı ve işkence uyguladı. 1979 yılında halk oylaması ile İran İslam Devrimi ilan edildi ve Şah idam cezasına çarptırıldı. Yurdundan kaçan Şah Rıza değişik ülkelerde sürgün hayatı yaşadıktan sonra Mısır’da kanserden öldü.

MUSSOLİNİ

İtalyan Ulusal Faşist Partinin Lideri Bir ekonomik kriz döneminde Kara Gömlekliler örgütü ile ülkede terör ve baskı ortamı kuran Mussolini Kral tarafından iktidara getirildi. Döneminde bütün gazete editörlerini kendisi seçerdi. Kara gömleklilerden sertifika alamayan hiçbir basın mensubu gazetecilik yapamazdı. Akademisyenler faşist rejimi destekleyeceğine dair yemin etmedikçe göreve başlayamazlardı. Dış politikada saldırgan ve işgalci idi. 1936 yılında Alman faşist lider Hitler’le beraber Berlin-Roma Mihverini kurdu. İkinci Dünya savaşına da Hitler’le beraber 1940 da karar verdiler. II. Dünya savaşının sonu Dünya ve İtalya için felaketti. Mussolini kaçtı saklandı ancak solcu partizanların elinde öldürülmekten kurtulamadı. Sevgilisi, militanları ve kendisinin cesedi Milano’da bir benzin istasyonunda baş aşağı sallandırılarak sergilendi.

HİTLER

Avusturya vatandaşı. 1932 yılında bir manevra ile Alman vatandaşı oldu. Katıldığı üçüncü seçimde partisi Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi % 37 oranında oy aldı. Alman cumhurbaşkanı Hitler’i bir diğer muhafazakâr parti ile koalisyon kurması için Başbakan olarak atadı. Muhalifleri amansız şekilde takip eden Hitler’in partisi çeşitli provokasyonlardan sonra yapılan 1933 seçimlerinde oylarını % 44’e yükseltti. Alman Parlamentosunda tek başına iktidar kurabilecek güce erişti. Seçimlerden hemen bir ay sonra rejimde önemli politik düzenlemeler gerçekleştirildi. Artık Almanya’da gerçek seçimler yapılmayacak ve parlamenterleri Nasyonal Sosyalist parti seçecekti. Çıkan bu son kararname ile birlikte yürütme ve yasama erklerini bünyesinde topladı. Yine aynı yıl diğer siyasi partiler yasaklandı. Yüksek hitabet ve ikna gücü olan Hitler Alman halkına ekonomik krizi ve işsizliği çözeceğini vaat etti. Genç işsizleri savaş ekonomisi içerisinde istihdam etti. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa etti, karayolları ağını genişletti. Almanya’da Yahudi soykırımı inanılmaz boyutlara ulaştı. Artık Alman savaş ekonomisini fetih politikalarına yöneltme zamanı gelmişti. Büyük Almanya hayalini gerçekleştirmek için önce Avusturya’yı daha sonda ise Çekoslovakya ve Polonya’yı işgal etti. Sıra Avrupa’nın ve Kuzey Afrika’nın paylaşılmasına gelmişti. Amerika, Sovyetler Birliği ve Fransa Alman ve İtalyan faşizmine karşı mutabakat gerçekleştirdiler.

Hitler Sovyet ilerleyişini durduramadı. Savaşı kaybetti. Hitler 30 Nisan 1945 tarihinde intihar ederek hayatına son verdi.

İkinci Dünya Savaşında, emperyalistler arası ikinci paylaşım savaşında 50 milyon insan öldü. Büyük Almanya hayali ile kalkışan faşistler dünyaya adeta bir kan banyosu yaptırdılar.

Demokrasiye son verip Almanya’yı tek parti diktatörlüğüne dönüştüren faşistler Hitler’in yardımcısı Goebbels liderliğindeki Nazi Propaganda Bakanlığı vasıtası ile bütün Alman basınını denetim altına aldılar. Goebbels, gazete, dergi, kitap, halk mitingleri, sanat, müzik, radyo, sinema gibi bütün iletişim araçlarını kontrol altına aldı. Kurulan sansür heyeti Almanya’da bir gün sonra çıkacak olan bütün haberleri kontrol ediyor, ondan sonra basıma izin çıkıyordu. Film galaları iptal ediliyor, Nazi inançlarına karşı olan hiçbir görüşün açıklanmasına izin verilmiyordu. Öyle ki Berlin’de Nazi öğrenci teşkilatının önderliğinde kitap yakma günleri organize ediliyordu. Bütün bunlar “Alman Ruhunun” temizlenmesi adına gerçekleştiriliyordu.

***

Bu olumsuz lider kişiliklerin ülkeleri ve dünya için sebep oldukları felaketlerden uzun uzadıya bahsedebilmek için gazetelerin sayfaları yetmez. Bu liderlerin sayısı da artırılabilir. Kenan Evren, Şili Kasabı Pinochet, Arjantin Faşist Devlet başkanı Videla, Uruguay, Paraguay, Yunanistan cuntalarının cinayetleri, Sırp Faşisti Miloseviç, İsrail Devlet Başkanı Ariel Şaron ve dahi bir çok örnek.

Bu tür liderlerin ortak özellikleri şu,

Ülkelerinde uyguladıkları savaş ekonomisi, bağlı oldukları ırkların üstün ırk olduğu safsatası, başta solcu ve aydın kişilere işkencenin her türlüsünü reva görmeleri, basına karşı sansür.

Ama bir ortak özellikleri daha var ki, adları burada geçmese de hemen tamamının yataklarında huzurlu bir ölüm tadamamaları.

Arkalarından lanetlenmeleri.

Ya dayanılmaz bir sürgün hayatı, ya suikast, ya intihar

Bir başka benzerlikleri, yönettikleri ülkenin zenginliklerini emperyalistlere yağmalatmaları, ülke servetini yurt dışına kaçırmaları

Arkalarından hep rüşvet, yağma, talan, usulsüzlükler, kara para aklama, kaçakçılık, cinayet, işkence, sansür, baskı, şiddet, haksız savaş ile anılmaları.

Bizden hatırlatması

15.02.2014

- Bolu Gündem, Güncel bölümünde yayınlandı
https://www.bolugundem.com/haber/11955579/fasizm