ANNELER GÜNÜNDE ANNESİZ KUTLAMA

Önceki gün –Cumartesi- akşam vakitlerinde Baromuzun değerli mensubu, sevgili kardeşim Av. Şadi Yücel tarafından telefonla aranıyorum. (-Abi, Kemal Akşemsettinoğlu’nun annesini kaybetmişiz. Yarın öğleye Göynük’ten kalkacak. Sizi saat kaçta alayım.) Şadi kardeşim, bilhassa cenazeler konusunda en az benim kadar duyarlı bir kardeşimdir. Baro mensuplarının birçok cenazelerine birlikte katılırız. (-Göynük’ün yolu yapılmış. Saat 10:00 gibi yola çıksak çok rahat yetişiriz.) (-O halde saat 10’da sizi evin önünden alıyorum.)

Pazar günü hem Anneler günü hem de İzzet Babamızın anma günü. Bolu’lular böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar. Dünyadaki en kıymetli varlıkları olan annelerini hatırlayacaklar, hayır dualarını alacaklar hem de İzzet Babalarını bir kere daha anarak ona olan minnetlerini ifade edecekler. Ama benim cenazelere olan ilgim her şeyin üstündedir. Bir tanıdığımın bir yakınımın yada gidilmesi gereken bir dostumuzun cenazesi olduğunda her şeyi bir tarafa bırakır bu görevi yapmaya çalışırım. Kaldı ki Kemal Akşemsettinoğlu yıllardan beri sevdiğim ve saydığım bir kardeşimdir. Geçmiş tarihlerde bütün Baro seçimlerinde hiç tereddütsüz beni destekleyen ve bana gözü kapalı oy veren bir değerli kardeşimdi. Diğer taraftan kızı, Bengü Akşemsettinoğlu’da aynı babası gibi Yener amcasını her zaman destekleyen çok saygılı ve sevgili bir baro mensubumuzdur.

Tam saat 10:00’da Şadiciğim gaza basıyor. Oldukça rahat bir yolculuktan sonra ve de fazla hız yapmamak şartıyla 11:30’da cenazenin kalkacağı Gazi Süleyman Paşa Camii’nin önüne ulaşıyoruz. İlk işimiz Şadi ile beraber camide iki rekat şükür namazı kılmak. Namazdan sonra caminin bahçesindeki Akşemsettin türbesini ziyaret edip bu İslam ve Türk büyüğünün ruhuna birer Fatiha göndermek. Günün Pazar olması nedeniyle etraf biraz tenha. Ancak türbeye ziyaretler başlamış. Hatta ilkokul taleberinden müteşekkil bir kafilede hocalarının nezaretinde ziyarate gelmişler. Etrafta turistik eşya satan bazı dükkanlarda başta Göynük’ün meşhur (Dombay Fasulyesi) olmak üzere sergilerini açmışlar. Bundan yıllarca evvel bir köşe yazıma dombay fasulyesine Bombay fasulyesi denildiği için ‘Bombay nere Göynük nere’ diye bir başlık atmış uzun uzun bu fasulyeden bahsetmiştim. Dükkan sahibi arkadaşımız artık dombay fasulyesi ekiminin bir hayli azaldığını fiyatınında çok pahalı olduğunu -Kg fiyatı 12 TL- muhtemelen bir iki sene sonra Göynük’te dombay fasulyesi bulunmayacağını söylüyor. Şeker problemim dolayısıyla Göynük’te dombay fasulyesi bulunup bulunmaması beni hiç ilgilendirmiyor. Çünkü herkesin bildiği beyaz pirinçten sonra en çok şeker yapan yiyecek fasulye.

Şadiciğimin usta direksiyonuyla Göynük’e namaz vaktinden çok önce ulaşmış olduğumuzdan kısa bir Göynük turuna çıkıyoruz. Pazar yerinde yapılmış Göynük’e göre bir hayli büyük çelik kontriksiyon çay bahçesinde birer kahve içiyoruz. Bu bahçe herhalde tahminimde yanılmıyorsam Göynük’ün çok yakışıklı ve çalışkan belediye başkanı Kemal Kazan tarafından yaptırılmış olmalı. Kahvelerimizi yudumlarken Şadiciğime bir itirafta (!) bulunuyorum (-Yahu Şadi şuraya geleli epey zaman oldu. Bir Allahın kulu hoş geldin Yener abi demedi. Demek ki yaşlanmışız.)

Namaz vaktinin yaklaşması dolayısıyla kalkıp camiye doğru gidiyoruz. Yolumuzun üzerinde yenice yapıldığı belli olan çok güzel ve ilginç bir mimariye sahip lokanta var lokantanın adı Osmanlı Sofrası. Göynük’ün tüm tarihi özelliklerini barındırıyor. Lokantanın önünde aşçı başılarımız Şadi ile diyaloglarında Yener abilerini hatırlama nezaketini gösteriyorlar. Adil Çetin ve Necati Aydın hemşerilerimi bu diyalog sonucu bende hatırlıyorum. Yıllarca önceki Boluspor başkanlığım bu hemşerilerimin belleklerinde silinmemiş. Bu arada halinden ve tavrından patron olduğunu tespit ettiğimiz değerli hemşerimiz bizi ısrarla öğle yemeğine davet ediyor. Bu iletişim sonucu patronumuzu hatırlıyorum. Meşhur Göynük Doğa

Otelin organizatörü ve şirketin genel müdürü Ahmet Lafçı. Ahmet bey de beni tanıyor. Yıllarca önce çok sevgili kardeşim, Göynük ADD başkanı ve de eski CHP ilçe başkanım Ali Oral’ın davetlisi olarak katıldığım ADD balosu Göynük Doğa otelde yapılmış ve de o akşamki izlenimlerimi yine bir köşe yazımda yazmıştım. Bu yazımı arayıp bulacak ve Ahmet Lafçı’nın bilgilerine sunacağım. Eski dostluğumuzun ortaya çıkmasından sonra Ahmet bey mutlaka namazdan sonra yemeğe bekliyor. Ancak o hafta için Göynük’te kalmamız mümkün değil. Daha Bolu’ya dönüp Bolu Gündem de köşe yazımı yazacağım. Her şey nasip Gazeteye döndüğümde hoş bir sürprizle karşılaşıyorum. Genel yayın yönetmenimiz Süha Alparslan’ın söylediğine göre, İzzet Baysal şükran günlerindeki yoğun ilan kapasitesi nedeniyle köşe yazıları bir gün sonraya bırakılmış. Bu yüzden köşe yazım Salı günü yayınlanacak.

Öğle namazından sonra muhterem Perihan hanımefendiyi Bolu yolu üzerindeki ebedi istirahatgahına tevdi ediyoruz. Ben Perihan hanımı çok eski tarihlerden 1970’li yıllardan tanırım. Kendisi fevkalade vasıfları olan bir hanımefendiydi. O zamanlar orman teşkilatı Bolu’da adeta bir imparatorluk gibi olduğundan gerek Kemal’in babası Nazif abi gerekse annesi Perihan abla Bolu’nun seçkin simalarındandı. 1977 genel seçimlerinde CHP milletvekili adayı Av. Haluk Karabörklü abimiz de uzun süre orman avukatlığı yaptığı için seçim kampanyası sırasında birkaç kez Perihan ablanın sofrasına konuk olmuştuk.

Defin sırasında bizim dışımızda Bolu’dan gelen çok genç meslektaşlarımı görünce hakikaten büyük bir sevinç duydum. Birçok cenazede göremediğim sayıda genç meslektaşlarımı Göynük’te görmek beni çok onurlandırdı. Değerli meslektaşım ve sevgili kardeşim Av. Fikret Çıracı’nın yanı sıra Av. Berk Kutlukkaya, Av. Sadettin Gültekin, stajyer Av. Emre İlhan ve stajyer Av. Mehmet Tercan cenazeye gelmişlerdi. Tahmin ediyorum bu gençler meslektaşları Av. Bengü Akşemsettinoğlu’na karşı son görevlerini ifa için Göynük’te idiler. Hani kimse hoş geldin Yener abi demiyor diye üzüntümü ifade etmiştim ya Bu üzüntüm kabristanda tamamen sona erdi. Birçok hemşerim ve dostum eskiden olduğu gibi Yener abilerini kucakladılar. 1977 yerel seçimleri Göynük Belediye başkanı Mehmet İşcan, CHP’nin Göynük’te ki ağır topu Rüştü Konakyeri ve yine çok eski arkadaşımız Göynük turizminin bir numaralı mensubu Temel Akşemsettinoğlu ile kucaklaşıp hasret giderdik.

Defin töreninden sonra rotamızı tekrar Bolu’ya çevirdik. Şadiciğim benim bu güne kadar hiç görmediğim Dereceören Köyü’nde akşam yemeği yiyeceğimizi söyledi. Kaptan, Şadi olduğuna göre boynumuz kıldan ince. Abant yolunda sağa saparak Dereceören köyüne gidiyoruz. Burada, Metin isminde bir müteşebbis ‘alabalık üretim çiftliği’ yapmış. Şadi gibi burayı bilenler ziyaret ediyorlar. Bizim gittiğimizde 10’a yakın özel araba vardı. Demek ki ‘Metin’in Yeri’ çalışıyor. Gazeteye yetişmek mecburiyeti dolayısıyla Metin’in yerinde fazlaca kalamıyoruz. Yukarıda da belirttiğim gibi günün süprizini Gazeteye ulaştığımda yaşıyorum. Köşe yazıları Salıya kaldı.

Sevgili kardeşim Kemal Akşemsettinoğlu’na, sevgili meslektaşım Bengü Akşemsettinoğlu’na, Oben Akşemsettinoğlu’na, muhterem Saliha Akşemsettinoğlu hanımefendiye, tüm Akşemsettinoğlu ailesine başsağlığı ve de muhterem Perihan Akşemsettinoğlu hanımefendiye Yüce Allahtan gani gani rahmetler diliyorum. Ayrıca bu görevimi ifada bana yardımcı olan sevgili kardeşim Av. Şadi Yücel’ede teşekkürler.

13.05.2014


- Bolu Gündem, Güncel bölümünde yayınlandı
https://www.bolugundem.com/haber/11977087/anneler-gununde-annesiz-kutlama