YENİ BİYOLOJİK FARKINDALIKLAR

Zamanla bilim, atom altı parçacıkları (kuark,elektron,foton,nötron) inceledikçe yeni bir bakış açısına yönelmiştir.Kuantum fiziği yeterli donanıma ulaştığında , artık klasik fizik geri plana itilmiş,dolayısıyla bunun üzerine inşa edilmiş olan bilimsel anlayış geçersiz hale gelmiştir .

Evrende her geçen gün cevaplar değişiyor, bu anlamda bildiğimiz evren ve onun yasaları da, kuramları da değişiyor.İnsanoğlu olarak bizler,derinlerdeki Kuantum fiziği ile bugüne kadar öğrendiğimiz bir çok şeyi altüst edecek şekilde yeniden keşfediyoruz.

Kuantum farkındalığı denen tanımla (http://www.kuantumdusunce.com2004); görerek,duyarak,hissederek,dokunarak,tadarak,ve koklayarak deneyimlediğimiz yaşamın ötesindeki, inanılmaz ayak değmemiş kumsalların farkına vararak,geçmişin verdiği alışkanlıklar ve sınırlamalardan kurtularak geleceği şekillendirecek farkındalık anlaşılmaktadır.

Amerikalı Tıp Prof. Dr. Bruce Lipton, “İnancın Biyolojisi” olarak dilimize çevrilerek, ilk baskısı 2005 yılında yayınlanan kitabında ;”Yeni Biyoloji “yi işlemiştir (Selvi,Erşan.2016).Bu biyoloji de ;” gerçekten bilinçli bir zihnin, genetikten de,çevreden de daha üstün olduğunu fark edeceğiz “ demektedir.

Bitkilerinde bilinçli ve akıllı varlıklar olduğu sonucunu veren pek çok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Örneğin;

-Stephano Mancuso (2012); “ Bitki Aklı ”üzerine ortak yazılan kitabında; bitkilerde şimdiye kadar saptanabilmiş 15-20 arasında değişmekte olan farklı duyu şekilleri, bizim 5 duyumuzu kabaca karşılamakla kalmayıp ,nem ölçme, yer çekimi ölçme, elektromanyetik alan ölçmesi gibi duyuları da içermektedir. Mancuso ve Arkadaşları;” bitkiler foto-reseptörler aracılığı ile bizleri kesinlikle görebilmektedirler. bitkilerin kök uçlarının hayvanların beyinlerindeki sinyaller gibi sinyaller ürettiğini saptamışlardır.Yani tek bir beyin yerine milyonlarca küçük parçalardan oluşan bir ağa sahiptirler.”diye açıklamalar getıimişlerdir.

-Bir önemli bulgu da ; bitkiler foto-reseptörler vasıtasıyle bizleri kesinlikle görebilmektedirler.Tam olarak bizler gibi resimsel olarak göremeseler de kendilerine yansıyan farklı dalga boylarındaki ışıkları algılayarak birbirinden ayırt edebiliyorlar. Onlar renkleri bizim sadece hayal edebileceğimiz mor ötesi ve kızıl ötesi olarak görüyorlar.

-Bitkilerin tatma ve koklama duyularımız yerine,havadaki ya da kendi üzerlerindeki kimyasalları algıladıkları ve onlara tepki verdikleri görülmüştür.

-Dokunma duyusu yerine; bir dalın veya kökün katı bir objeyle karşılaştığında, bunu anladığını bildirmişlerdir..

-İşitme duyusu yerine; savunma kimyasalları ürettikleri tesbit edilmiştir.

-Bitkilerin kompleks iletişim yeteneği olarak en çok bilineni, uçucu kimyasallarla yapılan hava yollu iletişimdir. Bunun dışında çarpıcı olan iletişim ise; toprak altındaki mikorizal ağlar(Bazı bitkilerin kökleriyle ortak yaşam ,simbios ilişkisi geliştirmiş faydalı mantarlara verilen isim) vasıtası ile elektriksel yada biyokimyasal sinyallerle direkt kökler aracılığıyla yapmaktadırlar.

Son yıllarda Simard ve Arkadaşları (2015); göknar ağaçlarına radyoaktif karbon izotopları enjekte etmişler ve daha sonra bu karbonların bitki topluluğundaki yayılımını içlerinde radyoaktivite ölçen cihazlarda bulunan bir araçla ölçmüşler.Günden güne radyoaktif karbonlar, ağaçtan ağaca geçmiştir. Her bir ağacın ortalama 30 m2’lik bir çevresi varmış. Yaşlı göknar ağaçları henüz ışık alamayan kendi gençliklerini ve diğer gölgede kalmış genç fidanları,onlar ışık alabilecek yeterli boya gelinceye kadar yıllarca besleyebiliyorlarmış.Yine daimi yeşil göknar ağaçları ile kışın yaprağını döken huş ağaçları arasında, karışık orman da besin takasları yapıldığı da saptanmıştır.

-Marcuso’nun bitkilerin zekası, aklı ve öğrenme yetisi üzerine sonuçlanan araştırmaları varsa da bunlar çok yeni olup, henüz üzerinde yaygın olarak kabul görmemiş çalışmalardır.

-Rusya Bilimler Akademisi’nin Araştırma Enstitüsü uzmanlarından Valerian Kirlian ve Eşi ; canlı organizmaların etrafında yüksek hızlı bir ışıklanma ile fotoğraflarda görüntülenen enerji hadisesini resmi yollardan patentini almışlar ve bu buluşa , “Kirlian Şualanması” adını vermişlerdir (A.Maranki.2006).

-Bitkiler de,hayvanlarda ” bayılma etkisi” yapan “eter” gibi uyuşturucularla baygın hale gelebiliyorlar.Etilen hormonunun yine bitkilerin yaralanma ve meyvaların olgunlaşmasında görev aldığı bilinmektedir.

Doğadaki her şeyin bir ruhu olduğu, Şamani ve Pagan inaçlarıyla eski çağlardan gelen bir kültür olmasına rağmen,genel olarak şimdilerde toplumumuz da kitlesel olarak bulunan “ağaçtır, kessen acımaz “ algısını yıkan bu araştırma sonuçları ise, bizlerde artık çok şeyleri düşündürüyor..!

Bu yazı toplam 2503 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum