İlhami Candemir

İlhami Candemir

ZOR DA OLSA

 

               Sayın okuyucular, bu gün sıra dışı bir konu ile karşınızdayım. Damdan düşenin halini damdan düşen bilir diye bir özdeyiş vardır.İşte ben de bu özdeyişten yola çıkarak diyorum ki yaşlıların halini yaşlılar bilir.Bu nedenle 85 yılın ağırlığını sırtında taşıyan bir fani olarak  karşılaştığım zorlukları,                  sorunları,avantajları,dezavantajları -uzun ve sağlıklı bir  ömür dileği ile- siz sayın okuyucularla paylaşmak istiyorum;  Ben bu yazımda  ÖZELİMİ(Hayatımı)  genel ile harmanlayarak  BEN beni anlatacağım. Önce şu hususu açıklıkla belirtmeliyim ki benim bu ÖZELİM  kendi  tercihim değil, KADERİMİN kaleme aldığı (oluşturduğu) hayat hikayem. Herkes kendi kaderini yaşar denildiği gibi ben de kendi kaderimi yaşadım ve yaşıyorum. Kaderin yazdığı hayat  hikayelerinde tekdüze-sıradan-yol alınırken bazen sıra dışı  sürprizlerle de karşılaşılır ki işte bu duruma  o zaman “KADERİN cilvesi” denilir.Bu sürprizler insanda maddi manevi yıkıma neden olursa o zaman da  “KADERİ kötüymüş” denilir. Görüldüğü gibi KADER insan hayatında daima baş roldedir. İşte BEN bu yazımda KADERİMİN yazdığı hayat hikayemin SON BÖLÜMÜNDEN  söz edeceğim. Her ne kadar BEN demişsem de sanıyorum hikayemin bu bölümünün anonim vasfında olduğunu yani çoğu ihtiyar delikanlıların o hikayemin içinde kendilerini de görebileceklerini düşünüyorum. Bu nedenle-yukarıda da belirttiğim gibi- cümlelerimi zaman zaman özelden genele de devşireceğim. Öyle ise hikayemin son bölümü neymiş bir bakalım; Bölümün başlığı YAŞLILIK.

                Önce şu hususu açık yüreklilikle, samimiyetle, ve kadere teslimiyet ile  diyorum  ki YAŞLILIK her faniye nasip olmayan tanrının bir takdiri. Tabii ki  bu  takdir-i ilahiye  hamdolsun diyorum. Ancak “ Allah’ın hikmetinden sual olunmaz” yönündeki ikaza olan saygımı da muhafaza ederek yaşlılıkta yaşadıklarımı (yaşadıklarımızı)–itiraz değil tespit anlamında- siz sayın okuyucularla paylaşmak istiyorum;

                 İnsanOĞLU-hadi feministlerin OĞLU  kelimesine itiraz edebileceklerini düşünerek insanlar diyelim –yaşlanınca, hem bedensel, hem psikolojik ve hem de sosyolojik anlamda ZORLUKLARLA boğuşmak zorunda kaldığı gibi zaman zaman da yaşlılığın keyfini-mutluluğunu- yaşayabiliyor. Yaşlılıkta insan kendini, yağmur yüklü NİMBÜS bulutları gibi hastalık-sıkıntı-dermansızlık-iştahsızlık  gibi olumsuz faktörler ile  yüklü bir hayatın(yaşamın)içinde buluyor. Bir başka anlatımla  Yani “yaş” dediğimiz o uzuuuun yıllar bir sürü zorlukları da beraberinde getiriyor.Peki bu hep böyle mi oluyor,tabii ki hayır,bu zorlukların yanında-  dikenli tarlada- zaman zaman çiçekli otların da yeşerebileceği gibi çocukların,torunların ve hele hele torunların çocuklarının sevgisi o zorlukları göğüslemeye yetiyor.Neyse şimdi bırakalım çocuk-torun muhabbetini, gelelim asıl konuya,yaşlıların karşılaştıkları zorluklara;

                   Önce bedensel zorluklardan başlayalım; İlk sıradaki zorluk insanı tükenmişliğe götüren yorgunluktur. Bedensel yorgunluğun ileri safhası ise tükenmişlik yani YETMEZLİKTİR. Nitekim bazı ölüm raporlarında “toplu organ yetmezliğinden” söz edildiğini duyuyoruz.Bu organ yetmezliği ise vücut direncini azaltarak  çeşitli hastalıklara kapı aralıyor.Hal böyle olunca yaşlılar hastalıklarla boğuşmak durumunda kalıyorlar. Bazı dostlarım bana “nasılsın” dedikleri zaman “YAŞIMA GÖRE çok şükür iyiyim” diyorum. Yaşlılıkta sıkıntıların olduğu ve olabileceği gerçeği karşısında iyiyim demiyorum“yaşıma göre iyiyim” diyorum.

                 Sayın okuyucular, işin psikolojik boyutuna gelince; Bedensel şikayetler doğal olarak insanın psikolojisini de olumsuz yönde etkiliyor.Örneğin  iç daralmaları, kaygı, zihinsel kayıplar, çoğu arkadaş rahmet-i rahmana kavuştuğu için arkadaş yokluğu( arkadaş açlığı) umutsuzluk,geleceğin karanlığı, hatırlama güçlüğü gibi nedenler doğal olarak yaşlıların  psikolojilerini  örseliyor.Özellikle-altını çizerek- arkadaş yokluğunun çok önemli bir sorun olduğun vurgulamak isterim.Not/ Halen yaşamakta olan arkadaşlarla  uzun uzun yaptığımız telefon görüşmelerimizin ana konusu ölen arkadaşlarımız oluyor.Onlarla olan arkadaşlıklarımızı  sanki yaşıyorlarmış gibi dillendirerek  duygu havuzunda kulaç atıyoruz. Bunun yanında yaşlıların  gençliklerinde  toplumsal(sosyal) ortamlarda            var olan etkinliklerinin azalmış olması da onların psikolojileri üzerinde olumsuz etki yapmaktadır ki işte tam da burada  SOSYOLOJİK zorluklar başlıyor.Kişi yaşlandıkça ya kendisini toplumun dışına atıyor veya toplum tarafından dışlanıyor.Örneğin ben gençliğimde yıllarca STK(sivil toplum kuruluşlarında)  görevler aldım.Şimdi ise herhangi bir  STK da görev almak istesem yaşım  nedeniyle kabul görmeyeceğimin bilinicindeyim.  Nitekim bir-kaç gün önce  eski kahve kültürü alışkanlığım nedeniyle kahvehaneye gittim. Bir kahve söyledim,kahvemi yudumlarken baktım ki kahvehanede benden yaşlısı yok,bu tabloyu görünce ben de kendi kendimi dışlayarak o ortamdan ayrıldım. Keza Yaşlıların bazı bedensel rahatsızlıkları nedeniyle ibadetlerini gereğince yerine getirememiş olmaları da onlar için ayrı bir üzüntü nedeni olabilmektedir. Keza yaşlıların bugünkü  teknoloji karşısındaki çaresizlikleri de  ayrı bir sorun olmaktadır. Yukarıdan bu yana listelemeye çalıştığım zorluklar genel olarak bedensel ve zihinsel zorluklardır.Ancak bu zorlukları tevekkül ile karşılamak mümkün olabilmekte ise de insanlar tarafından dışlanmaları onları daha çok yaralamaktadır.Yaşlı adam cep telefonunu alıp tamirciye götürmüş ve tamirciye “evladım telefon bozuldu galiba  kaç gündür  hiç çalmıyor” dedikten sonra tamirci “ telefon sağlam amca”  deyince yaşlı adam  göz yaşları ile “demek ki hiç arayan olmamış” diyor. İşte yaşlıları ağlatan diğer zorluklar değil  ARANMAMAKTIR. Velhasıl kelam yaşlılık ÇOK ZORMUŞ.

          Not/Sayın okuyucular,benim gündeme getirdiğim bu zorluklar güneşin doğudan doğduğu kadar malum(bilinen) zorluklardır.Bu nedenle devlet bu zorlukların asgariye indirilmesi anlamında her ne kadar evde bakım hizmetleri,huzur evleri,yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri,günlük bakım merkezleri gibi hizmet alanları oluşturmuş ise de hani kuşu altın kafese koymuşlar da o yine “ vay vatan” dediği gibi yaşlılar ah gençlik ah demekten kendilerini alamıyorlar.

        Yine de yaşlılık ZOR DA OLSA toprağın üstü altından iyidir diyerek sağlığımızı koruyalım, AŞILARIMIZI yaptıralım. 24/11/2021

             Hoşça kalın.

                                                                             İLHAMİ CANDEMİR                             

Bu yazı toplam 583 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.